Kategori Arşivleri: Duyurular

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır

İnternet Sansürünün Yeni Aracı ACTA'yı Protesto Ediyoruz!

İnternet Teknolojileri Derneği dünya çapındaki ACTA protestolarına
katılarak, bugün(11/02/12), bir günlüğüne  webini kapıyor.

ACTA (The Anti-Counterfeiting Trade Agreement), yani "Ticarette
Sahteciliğin Önlenmesi Sözleşmesi", 2007 yılından bu yana başta Müzik
ve Film endüstirisinin devleri olmak üzere tüm telif hakkı lobilerinin
zorlamasıyla ABD'nin uluslararası platforma taşıdığı bir anlaşmadır.

ACTA internet, dolayısıyla dijital ortamda kullanıcılara ve servis
sağlayıcılara ise birçok kısıtlama ve sorumluluk getirmektedir. Tüm
kullanıcıları potansiyel "sahteci" yerine koyan anlaşma "bu potansiyele
karşı" her türlü önlem ve cezaya uluslararası ölçekte hukuki zemin
hazırlamakta. Öte yandan ACTA sadece interneti kısıtlamıyor. Çok
temel/gündelik kullanılan jenerik ilaçlar, temel besin üretimi için
gerekli tohumlar bile ACTA'nın getireceği düzenlemelerle rahatça
dolaşamayacak, yasaklanabilecek.

İnternet kullanıcılarına sahip oldukları dijital donanım, yazılım ya da
içerikler için her türlü tedbiri alma yükümlülüğü getirilmektedir.
Servis sağlayıcılar için altyapıları üzerinden gerçekleşen ihlalleri ve
ihlali gerçekleştiren kullanıcıları ilgili makamlara bildirme
zorunluluğu öngörülmektedir. Bu da ancak içerik dahil tüm trafiğimizin
gözetlenmesi ve takip edilmesi ile mümkündür. Kullanıcıların kişisel
verileri ve özel yaşamlarının gizliliği büyük tehdit altındadır.

2010 yılından gizlice yürütülen müzakereler sonucunda ilk olarak ABD,
Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Singapur ve Güney Kore, ACTA anlaşmasını
imzalamıştır. Geçtiğimiz Ocak ayında da Avrupa Parlamentosu'nda yapılan
gizli oylamay ile 27 Avrupa Birliği ülkesinin 22'si bu anlaşmayı kabul
etmiştir.

İnternet temel bir insan hakkıdır. İnternete müdahale, temel hak ve
özgürlüklerimize müdahaledir. Kabul edilemez. Bu müdahaleyi bir günlük
geçici karartmayla protesto ediyoruz.

İnternet yaşamdır, sansürlenemez!

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır yazısının devamı »

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır

İnternet Sanayi Devrimi boyutlarında devrimsel bir gelişmedir. Yaşamın bütün boyutları bundan köklü olarak etkilenmekte, sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden tanımlanmakta, iş yapma biçimleri, eğitim, eğlence, kültür değişmektedir. Bu değişimden etkilenenler arasında kamu yönetimi ve siyaset de vardır. “Arap Baharı”ndan, “Wall Street İşgaline” pek çok olay bu değişimin yansımalarıdır. Sosyal Ağlarda örgütlenen kitleler bilgiye erişim, yönetime katılma, saydamlık ve refahtan pay istemekteler. İnternet, katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik olanakları artırdı, ve demokrasi katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik demektir.

BTK ise İnternet Sansürü savunmakta bu konularda saydam ve katılımcı olmakta ayak direnmektedir; adeta nasıl kamu oyuna kapalı çalışırım üzerine kafa yormaktadır. Kendi yayınladığı yönetmeliğe göre bir kurul oluşturup onun belirlediği ilkelere göre BTK beyaz ve kara listeyi hazırlayacaktı. 22 kasım öncesi böyle bir kurul oluşturulduğu, kurulun kimlerden oluştuğu, kurulun belirlediği ilkeler kamuoyundan saklandı. Ancak, 22 kasımda açıklanan basın duyurusunda kurulun oluştuğu bilgisi ve ilkeler açıklanıyor. Bu İnternet çağında, demokratik bir hukuk devletinde bu yaklaşım kabul edilemez. BTK “biz yaptık oldu” alışkanlığı terk edip, kamuoyuna bilgi verme, hesap verme, diyalog içinde, saydam ve katılımcı yapılar içinde çalışmayı benimsemelidir. Yasal olmak yetmez, hukukun evrensel ilkelerine, ve demokrasinin gereklerine uymaya çalışmalıdır.

 

Bu kurulun kimlerden oluştuğu, yetkinliği kamuoyu denetimine açılmalıdır. Kurul, ilkelerini açık ortamlarda tartışmalıdır. Diyalog ve saydamlıktan ancak toplumsal fayda çıkar. Bu ilkelerin nasıl hayata geçeceği konusunda açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. Oluşturulan beyaz ve kara listelerin büyüklüğü, kategorik yapısı kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu işlerde kaç kişinin çalıştığı, onların eğitim, birikim ve yetenekleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır .

 

BTK kendi yetkisini aşmakta tescillidir. Hiçbir yetkisi olmadan, akıl ve mantığa aykırı bir şekilde, 140 civarında kelimeyi içeren alan adlarının yasaklanmasını istemiş, kamuoyu tepkisi üzerine tevil yoluna gitmiştir. Yine, hiçbir yetkisi yokken, yer sağlayıcı firmalara bazı alan adlarına yer sağlamayı durdurmayı söylemiş, sonra da vazgeçmiştir. Bir kamu kurumunun inandırıcılığı ve ciddiyetini taşımayan bu kanunsuz davranışlar dolasıyla özür dileme inceliğini bile gösterememiştir. Youtube konusunda yasağının vergi nedeniyle olduğunu söyleyerek toplumu ve Cumhurbaşkanını yanıltmıştır. İnternet Kurulu ile birlikte artık iyice ayıp haline gelen youtube yasağına hülle ile bir gecekondu çözümü bulmuştur. Bir danışıklı döğüşle ilgili videolar önce kaldırılıp sonra tekrar konmuştur. Böyle bir kurumun yaptığı her şeye şüphe ile bakmak ve saydamlık ve katılım istemek en doğal hakkımızdır! Twitter ve facebook’u yasaklayan, yurt içi profilini tasarlayan ekibin uzmanlığı merak etmemek elde değil.

 

 

Yapılan yargısız infazdır!

BTK dünya üzerindeki 525 milyon web içinden çocuklar için beyaz liste, aileler için kara liste oluşturacaktır. Hangi bilimsel yetkinlikle, hangi süreçlerle bunu belirlediğini açıklamalıdır? Böyle bir uygulama, bir yönetmeliğe dayanarak yapılamaz. Yasal bir dayanağı olsa bile yargı dışında hiçbir kurum, yargılama yapmadan, savunma almadan yasaklama kararı veremez. Bu yönde kararlar, yasal olarak düzenlense bile hukuki olamaz; hukukun evrensel ilkelerine, temel insan haklarına, ifade özgürlüğü ve ticaret hukukunun ana ilkelerine aykırıdır.

Filtre temel haktır ama devletin merkezi filtresi sansürdür

 

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır.

 

Filtrenin seçimlik oluşu sansür olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur. Bilindiği gibi Avrupa Adalet Divanı Servis Sağlayıcılara Filtre empoze etmenin insan haklarına ve dolasıylaAB hukukuna aykırı olduğuna karar verdi. Böylece bizlerin uzunca bir dönem söylediğimizi doğruladı.

 

BTK Ticareti düzenlemektedir !

 

BTK’nın kendi keyfince yasaklar getirmesi ticareti düzenlemektir. Sadece yurttaşın bilgilenme hakkı, ifade hakkına değil, eğlenme ve ticaret yapma hakkına da karışmaktadır. AB’den ve Dünya Ticaret Örgütünden gelecek eleştirilere hazır olun!

 

Ne Yapılmalı ?

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiye’nin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

 

Çocuk profili bir yandan pedofilleri çekecek bir ortam oluşturarak, öte yandan ana babalara sorumluluktan kurtaran sahte bir güven verecektir. Tabii ki ana babalar filtre ve başka uygun yazılımlar kullanabilir. Çocuklarla diyalog kurması, beraber sörf yapması, bilgisayarı evin ortak alanına yerleştirmesi çok daha önemlidir.

 

Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara aykırıdır. BTK’nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.

 

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin Bilgi Toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

 


 

 

 

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır yazısının devamı »

Fatih Projesi Katılımcı bir şekilde hayata geçirilmelidir

Ülkemiz gündeminde bir yıldır FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İlerletme Hareketi) projesi vardır. FATİH, MEB’in okullardaki bilgi teknolojisi kullanımını bir ileri düzeye götürme projesidir. Proje 3 yıllık bir süreçte tüm okullardaki İnternet altyapısını yenilemek, tüm sınıfları etkileşimli tahta ile donatmak ve her sınıfa/öğretmene bir dizüstü bilgisayar vermeyi hedeflemiş, bu daha sonra her öğrenciye e-kitabı (z-kitabı) destekleyen bir cihaza, bir tableti vermeye dönüşmüştür. Projeyi koordine etme görevi Tübitak’a verilmiştir. Bu ülkemiz için çok önemli bir projedir. Başarılı olduğu takdirde ülkemize ciddi katkıları olacaktır: bilişimi etkin kullanan kuşaklar, daha eğitimli kuşaklar, bilişim insan kaynağı zenginliği ve ülkemizde bilişim sektörünün gelişmesine önemli katkıda bulunacak, ülkemizin Bilgi Toplumuna yönelmesine önemli bir ivme verecektir. Bu projeyi başarılı bir şekilde hayata geçirmek hepimizin; başta MEB ve Tübitak olarak kamu, üniversiteler, bilişim ve eğitim sektörleri, ilgili STK’lar ve yurttaşların ortak sorumluğu ve görevidir. Bu nedenle, Fatih projesinin tüm paydaşların katılımı ile, saydam, planlı ve bilimsel bir şekilde hayata geçirilmesi gerekir. En önemlisi de “Bilgisayar Destekli Eğitim” adı altında ülkemizde yaşadığımız önceki deneyler ve uygulamalardan edindiğimiz deneyimlerden ve başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanmalıyız. Süreç, plan ve programlar, ortak aklımızı ortaya çıkartmak için açık ortamlarda tüm paydaşların katılımı ile tartışılmalıdır. Biz İnternet Teknolojileri Derneği olarak 16. İnternet Konferansında (inet-tr) Fatih Projesine geniş yer vereceğiz.

 Bilgi ve Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, İnternetle somutlaşmış, mobil teknolojiler ile yaşamın tüm boyutlarını değiştirmeye başlamıştır. Dünya yeni bir toplum biçimi olarak Bilgi Toplumuna yönelmiştir. Ülkemizde 2006-2010′u kapsayan “Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı”nı hazırlamış, kısmen hayata geçirmiş, yenisini hazırlama sürecindedir. Bu değişim yakınsama, mobil teknolojiler, ve sosyal ağlarla kamu yönetimi, siyasal katılım, halkla ilişkiler gibi alanları yeniden tanımlamaya başlamıştır. Bunlara paralel olarak da eğitim alanında ciddi arayışlara girilmiştir. Bilişim eğitimi ve eğitimde bilişim sürekli bir inceleme, araştırma ve deney konusu olmuştur. Bu deneylerden birinde dünyanın farklı yerlerinde eğitim içeriği ve öğrenme etkinlikleriyle yüklü dizüstü bilgisayarlar öğrencilere verilmiş, yanında taşıması ve eve götürmesi söylenmiştir. Bunun sonucunda öğrencinin motivasyonunda olumlu bir gelişme olmuş, ve bilgisayarın internete çıkabilmesi nedeniyle ailenin dünyaya bakışında bir değişme gözlenmiştir. Bunun sonucunda “100$’lık dizüstü bilgisayar” projesi başlamış, daha sonra “Her Çocuğa bir Dizüstü” projesine dönüşmüştür. Proje istenilen hızda olmasa da yürümekte, Hindistan da 35$’lık Tablet projesine dönmüştür. Bu nedenle iyi düşünülmüş, planlanmış ve hayata geçmiş Fatih projesi ülkemiz için yararlıdır. Ama özellikle öğretim tasarımı boyutuna en az donanım için harcanan düşünce, enerji ve kaynak harcanacaksa.

Fatih projesi maliyeti yüksek bir projedir. Bu tür projeler yüksek risk içeren projelerdir; başarısız olma ihtimali ciddidir. Bu tür projelere aşamalı olarak, kapsamlı araştırmalar, pilot uygulamalar sonrasında hayata geçirilmelidir. Donanım ve yazılımlar sürekli gelişmektedir. Bu nedenle farklılıklar kaçınılmaz olacaktır. Pilot aşamasında farklı seçenekler ve platformlar planlı bir şekilde denenmelidir. Farklı firmaların seçenekleri, firma ve MEB katkısıyla, bağımsız bilimsel kurulların denetiminde yeterli uzunlukta ve kapsamda bilimsel olarak denenmeli, sonuçlar açık ortamlarda tartışılmalıdır. Ana aktörler öğretmen ve öğrencilerin farklı etkinliklerini kurgulayan alternatif öğrenme senaryoları kurulmalı ve bunlar da pilot değerlendirme çalışmalarında yer almalıdır. Bir büyük projenin başarısı için proje maliyetinin önemli bir kısmı araştırma ve geliştirmeye ayrılmalıdır. Ülkemizin eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanım stratejisi ortaya konmalı ve eğitim stratejisi ve Bilgi Teknolojileri stratejisi uyumlu olmalıdır. Eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanım stratejisinin ise 21. yy için özlediğimiz temel eğitim ve öğrenim hedeflerinden bağımsız olması düşünülemez. Bunlar arasında öğrencinin aktif katılımı ve ‘üretebilmesi’ ile öğretmenin verimliliğinin artması Fatih projesinin de temel hedefleri olmalıdır. Fatih projesinin donanım boyutu göreceli en kolay boyutudur. Öğretmenlerin eğitimi ve kazanılması, müfredatın yeni teknolojilere uyarlanması, içeriğin hazırlanması, öğretim tasarımının dikkatlice yapılması, yeni teknolojilerin istediği özgürlük ve iş birliği ortamının oluşturulması işin en kritik boyutlarıdır. Ülkemiz ilkokullarında yetersiz bir “Bilgisayar Eğitimi” başlamış, ama daha sonra bu seçmeli bir ders haline gelmiştir. Yine seçmeli olarak “Medya Okuryazarlığı” dersi sunulmuştur. Fatih Projesi başında Laboratuvarların kaldırılacağı söylenmişti. Benzeri bir şekilde Bilgisayar/Bilişim öğretmenlerin atanmasında isteksiz davranılmıştır. Bilişim eğitimi ciddiye alınmalıdır; sadece bilişim okuryazarlığı ile yetinilmemeli, işin temelleri, güvenlik, etik ve estetik boyutu öğretilmeli, içselleştirilmesi sağlanmalıdır. ABD’de saygın meslek kuruluşu ACM, lise fen kolundan mezun bir öğrencinin 6 bilgisayar dersi almasını önermektedir. Bu dersler bilişim kültürünün yanında bilişim sistemleri, programlamanın temelleri, ağ ve veritabanın temellerini içermelidir. Bilişim/Medya/Bilgi okuryazarlığı yeniden tanımlanmalı, araçların ötesinde düşünce ve alışkanlık düzeyinde içselleştirmeyi hedeflemelidir. Öğrencinin okuduğundan bir anlam çıkartabilmesi, ve okuduğunun doğruluğunu tartabilmeyi öğrenmesi hayati önemdedir. Öğretmenlerin eğitilmesi, kazanılması, bu teknolojileri benimseyerek, gönül rahatlığı ile kullanması sağlanmalıdır; bu ise ciddi bir iştir; çok hızlı yapılamaz. İnternet farklılığı, çeşitliliği ve çok kültürlülüğü temsil etmektedir. Müfredatın bir çerçeve ile yetinmesi, öğretmene ve öğrenciye farklı olabilme esnekliğini ve özgürlüğünü tanımalıdır. Mevcut kitapların elektronik ortama aktarılması, yani z-kitap, arzulanan e-kitap olmayacaktır. Teknolojiyi ve eğitimi anlayan, işin felsefesini iyi bilen uzmanlar e-kitapları yeniden tasarlamalıdır. Öğretmenler, internetde buldukları öğrenme nesnelerini, açık öğrenme malzemelerini rahatça kullanma ve onları geliştirme ve paylaşma özgürlüğüne ve ortamına sahip olmalıdır. İnternet ortamında bu ilkelerle tasarlanmamış ve uygulamaya geçmemiş her düzeydeki “öğrenme” ortamının ve programının, eski paradigmayı destekleyen yani hala merkezi bir kaynaktan bilgi yüklemesi yapmaya çabalayan uygulamaları ezip geçtiğini ve onları birer birer yok ettiğini görmekteyiz.

Ayrıca uygulanacak programın sürdürülebilirliği de daha en baştan “ana uygulayıcıları” yani “öğretmenleri” işin içine çekerek sağlanabilir. Donanım gereksinimlerinin belirlenmesi, MEB müfredat kazanımlarının düzenlenmesi, yeni ders senaryolarının oluşturulması, ancak bundan sonra hiç değilse eş güdümlü yapılması gereken tablet üzerine konacak malzemenin seçimi ve tasarımı, sınıfta uygulama şartları, ödevler, sınavlar, bakım, onarım.. vb. Öğretmenlerin bütün bu adımların her birinde yer almaması baştan projemizi kendi kendimize sabote etmemiz anlamına gelir. Bütün dünyadaki örnekleriyle araştırmalar “yukarıdan aşağıya” gelen en anlamlı ve etkileyici görünen “eğitim reformlarının” bile öğretmenleri bu biçimde işin içine dahil etmezsek onlar tarafından haklı gerekçelerle sabote edildiğini gösteriyor. Tüm süreci yönetecek çeşitli Bilimsel Kurullar oluşturulmalı, sonuçlar açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Buna özen gösterilmezse, sadece milyarlar heba olmaz, Türkiye ciddi zaman kaybeder, ve her birlikte hayal kırıklığı yaşarız. İlgili tüm paydaşları, Üniversiteler, Bilişim ve Eğitim STK’ları, uzmanlar, özel sektör, kamu, öğretmen, öğrenci ve velileri bu projeyi sağlıklı bir şekilde hayata geçirmek için çaba harcamaya davet ediyoruz. Hep birlikte, katılımcı, saydam ve bilimsel bir şekilde FATİH projesini hayata geçirebiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fatih Projesi Katılımcı bir şekilde hayata geçirilmelidir yazısının devamı »

5651 Taslağı Hakkında INETD Görüşü

Yöntem Üzerine: Taslak üzerinde çalışmaya başlamadan kamuoyu en azından ilgili STK’lardan görüş alarak başlamak tercih edilirdi. Sürecin bir takvimle en baştan ilan edilmesi doğru olurdu. Görüşlerimiz ve bakış açılarımız ne kadar farklı olursa olsun, konuları açık ortamlarda tartışmaktan, bir birimizi iyi niyet ve hoş görü ile dinlemekten kaçınmadan, ortak akıl oluşturma çabasına girmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

Temel İlkeler: İnternet devrimsel bir değişimi temsil ediyor. İnternet öncesinin bakış açısıyla yapılan düzenlemeler, uzun vadede ülkeye zarar verecektir. İnternet katılımcılık, saydamlık ve çok sesliliğin, farklı ve aykırıyı yeşerten ortamların bir başarısıdır. İnternetin marjinal sorunlarını, internetin gelişmesine zarar veren düzenlemeler yerine, insana yatırım yapan diyalog, hoş görü ve öğrenme ile çözmeye çalışmak gerekir.

 

Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, AİHM ve Article19 oluşumu, İnterneti ifade özgürlüğü içinde değerlendirmektedir. İnternet ifade özgürlüğünün temel bir aracı haline gelmiştir. Fikirlerin ve bilginin internetde serbestçe dolaşması devletlerin temel görevleri arasındadır. Yurttaşın internete erişim ve bilgi okur yazarı olması temel bir yurttaşlık hakkı olarak anayasalara girmeye başlamıştır.

 

Uluslarası hukukta internet yasakları ancak çocuk pornosu, şiddete çağrı, nefret söylemi, ve soykırımı teşvik halinde mümkündür. Siber suç sözleşmesi içerik açısından çocuk pornosu ve fikri hakları saymaktadır, ve erişimin engellenmesinden bahsetmemektedir. Türkiye yasaklama refleksinden uzaklaşmalıdır.

 

Taslak Hakkında Somut Değerlendirmeler:

 

5651 yangından mal kaçırırcasına hızlı çıkmış yasadır. Ve içinde bir gün lazım olur düşüncesiyle bir sürü “bulunsun” maddesi içermektedir. Taslak, 5651′ın genel çerçevesine dokunmadan, kötü yazılmış ve uygulamada sorun çıkartmış bazı maddelerde düzeltme yapmaya çalışmaktadır. Ülkemizi dünyaya rezil eden, yurttaşımızı cezalandıran ve ekonomize zarar varan maddeleri düzeltme çabasını takdir etmekle birlikte, bunların da istenilen amacı sağlayacağı konusunda ciddi endişelerimiz var. Değişiklik, esas olarak, erişimi engellemeyi, uyar-kaldır çabası başarısız olduktan sonra ancak katalog suçlarla sınırlı olmasını sağlamaya çalışmaktadır. Usule ilişkin ek düzenleme, İnternet Kuruluna idari itiraz ve mahkemeye başvuru hakkı sağlamaktadır.

 

Değişiklik Önerilerimiz: Biz 5651′in temel yaklaşımın yanlış olduğu belirttikten sonra, bu çerçeve içinde bile şunları öneriyoruz:

 

TIB resen hiç bir erişimi engelleme kararı vermemelidir.

 

Erişimi engelleme kararı tercihan uzman mahkemelerce uzman görüşü alınarak, zararlı olduğu iddia edilen nesnenin o URL’de olduğu doğrulandıktan sonra verilmelidir. Verilen karar her ay gözden geçirilmelidir. Tedbir kararının kesinleşmiş karar gibi süresiz uygulanmasının önüne geçilmelidir.

Çocuk pornosu dışında, Makul sürede dava açılmadığı takdirde tedbir kararının otomatik kalkması sağlanmalıdır.

 

Sürece saydamlık getirilmelidir. Yasaklama kararını hangi mahkemenin verdiği, ilgili URL, gerekçe ve karara erişim kamuya, en azıdan STK’lara açık olmalıdır.

 

İnternet Kurulunun yanında STK’larda mahkemelere yasak geçerli olduğu sürede başvurabilmelidir.

 

IP temelli yasaklama çok büyük haksızlık yapmaktadır; blogger, wordpress örneklerinde defalarca yaşadık. IP yasaklamayı kısıtlayan net ifadeler eklenmelidir.

7. madde kaldırılmalıdır. İnternet cafelere, yasanın açıkça yazmadığı kısıtlamalar yönetmelikle getirilmektedir. “Toplu kullanım sağlayıcının” tanımı yoktur. 3-4 kişilik bir ailenin, köşedeki pastanenin, bakkalın bile toplu kullanım sağlayıcısı sayılması mümkündür. Zaten merkezi bir yasaklama ve filtreleme yapısı yürürlükte iken, ne olduğu belli olmayan “konusu suç oluşturan içeriklere ve erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmış olan yayınlara erişimi önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür” ne anlama geliyor? Hele, “ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti için yönetmeliklerdeki yükümlülüklere aykırı hareket edene” mülki idarenin para cezası vermesi bir hukuk devletinde kabul edilemez

 

Daha önce de belirtiğimiz gibi 8.14 ve 9. maddelerindeki düzeltme çabalarını takdirle karşılamakla birlikte bunların arzulanan amacı sağlayabileceği konusunda ciddi endişelerimiz olduğunu belirtmek isteriz. FSEK’le ilgili kararlarda “yer sağlayıcı ilgili servisi durdurur” kanun maddesini yazdıktan sonra erişimi engelleme kararı veren ve bunu alan adı ve IP seviyesinde birlikte yapan mahkeme kararlarını gördükten sonra, bunun ancak ilgili kanunlarda değişiklik yaparak mümkün olacağını düşündüğümüzü hatırlatmak isteriz.

 

5651 Taslağı Hakkında INETD Görüşü yazısının devamı »

BTK ve İnternet Kurulu Katılımcı, Saydam, Bilimsel olmalı ve İnterneti Savunmalıdır!

Bilindiği gibi 22 ağustosta uygulanması planlanan “Güvenli İnternet” yönetmeliği kozmetik değişikliklerle 3 aylık bir deneme süresi sonrasında uygulanmaya başlayacaktır. Uygulamayı “Sansür” olarak niteleyen ve 15 mayısta bütün Türkiye’de protesto yürüyüşü yapan binlerce yurttaşın görüşleri her zamanki gibi göz ardı edilmiştir. Ana görevinin İnternetin önünü açmak olması gereken BTK ve İnternet Kuruluna, sansürü değil, interneti savunmaları gerektiğini hatırlatıyor, ve onları saydam, katılımcı ve bilimsel çalışmaya davet ediyoruz.

5651 nolu yasanın getirdiği BTK’nın katalog suçlar kapsamında değerlendirdiği webler için uyguladığı yargısız infaz’ın mevcut anayasamıza bile aykırı bir hukuk faciası olduğu belirtir; getirilen yeni yönetmelik bunu genişletecek ve muhtemelen bir “İnternet Muzır Kurulu”nun ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

“Güvenli İnternet” yönetmeliği, böyle bir uygulamanın etki ve sonuçlarını inceleyen bir yapılabilirlik raporu hazırlayarak, bu raporun açık ortamlarda bütün tarafların katılımı ile tartıştıktan sonra katılımcı bir şekilde yapılması gerekirdi. Daha önce 5651 hakkında 2 kere geniş katılımlı çalıştaylar yapıldı; ortaya çıkan sonuçların hiç biri uygulanmadı. Bu seferde, bu yönetmeliğin yapılmasına müdahale etmiş olması gereken İnternet Kurulu, Bakanın önerisi üzerine bir çalıştay toplamış, ama İnterneti savunmak yerine BTK’nın halkla ilişkiler ekibi olarak çalışmayı seçmiştir. Ortaya çıkan yönetmelik, zaten interneti anlamayan bir felsefenin ürünü olan, “yurt içi” profilin kalkması, ve BTK’ye olur veren “İnternet Muzır Kurulu” olması endişesini barındırdığımız, “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Grubu” dışında bir yenilik getirmemektedir. Çalışma Kurulu, ilkeleri belirleyecek, listeleri BTK oluşturacaktır.

Çalışma Grubu yönetmeliği belli değildir, ve ilkeleri belirtilmemiştir. Bürokratik ağırlıklıdır, üyelerin nitelikleri yeterli detayda belirtilmemiştir. Sansür uygulamasına eleştirisel bakacak unsurlar dahil edilmemiştir. İnternet Servis Sağlayıcıları, Girişimcileri ve yurttaşı/tüketicileri temsil eden örgütler Çalışma Grubuna dahil edilmelidir. İnternetin gelişen boyutlarını bilen ve temsil eden, iletişim, oyun, sosyal medya gibi alanların uzmanların dahil edilmesi gerekirdi. Sosyolog, psikolog ve pedagoji uzmanlarını, bu konularda önde gelen sivil toplum örgütleri eliyle seçilmesi, doktoralı ve konularda araştırma yapıyor olması, ve öz geçmişlerinin kamuoyu denetiminden geçmesi, internetin temsil ettiği, AB Standardı yönetişim ilkeleri gereğidir.
Bu Çalışma Grubu, saydam bir şekilde çalışmalı ve kamuoyuna açık ortamlarda bilgi vermelidir.

Güvenli İnternet İstenmeyen içeriği yasaklamakla sağlanamaz !

Güvenli İnterneti, internetdeki sakıncalı bulunan içeriklere erişimi engellemekle eşdeğer gören bir anlayış, interneti kavrayamayan bir bakış açısının yansımasıdır. İnternet devrimsel bir değişmedir; sürekli gelişen, değişen uluslararası bir olgudur. İnternetde zararlı bulunan içerikle mücadelenin yanında, internetin gelişmesini engellemek endişesi gözününe alınmalıdır. İnternet güvenliği, karmaşık, ciddiye alınması gereken, ulusal strateji gerektiren bir konudur. Güvenli internet, tüm yurttaşları, tüm firmaları ve kurumları ilgilendiren, sürekli eğitilmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi gereken bir konudur.

Ülkemizin, internet ve bilişim eğitimi konusunda tutarlı ve kapsamlı bir planı, politikası olduğunu söylemek mümkün değildir. İlkokullarda verilen bilgisayar eğitimi azaltılmakta, seçmeli hale getirilmekte, Fatih Projesiyle Bilgisayar laboratuvarları kapatılmaktadır. Bizim temel bilişim ve internet kültürünü tüm topluma vermenin çok ötesinde, her gence Bilgisayar biliminin temellerini, değişen seviyelerde tüm öğrencilere vermemiz gerekir. Türkiye iyi bir kullanıcı olmanın çok ötesini, Bilgi Toplumu olmayı hedeflemelidir.

Filtre Bir Haktır, Devlet Yaparsa Sansürdür

Bireylerin istemedikleri nesnelerin görünmesini engellemesi bir yurttaşlık hakkıdır. Ama, Devletin vatandaşlarının neyi görüp/göremiyeceği belirlemesi, beyaz ve kara liste hazırlaması, bunu bürokratik bir kadronun yapması, sansürdür. Demokratik hukuk devletinde kabul edilemez. Buna uygun mevzuatın olması, devlet filtresinin hukuk dışı olması gerçeğini değiştirmez. Devletin, bir bürokratik kadro yoluyla, yargılama ve mahkeme kararı olmadan, internet web sitelerini yasaklaması, ülkemizin taraf olduğu uluslarası hukuk kurallarına aykırıdır. BTK, ticari kurallar koyduğunun farkında değildir.

Bugün dünya üzerinde 460 Milyon web vardır. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle bu 460 milyon web arasında beyaz ve kara liste oluşturacaktır. Ortaya çıkacak haksızlıkları nasıl telefi edilecektir?

Çocuk profili, çocukların girebileceği web adresleri listesidir. Ülkedeki, değişik sosyo-kültürel grupları farklı gelişme seviyesindekilere nasıl hitap edecek? Hangi dilleri esas alacak ? Çocuk profilinin pedofiller için bir av ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alacak mı ? Gençler, bilgisayar konusunda ana babalardan daha yeteneklidir. Şifreleri kırıp, ana babalarını atlattıklarında, BTK ana babalara ne diyecektir. BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana Babaları bu konuda eğitimine katkıda bulunsun.

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur.

Özel sektör ücreti karşılığında filtre seçenekleri sürebilir. BTK’nın görevi bunu teşvik etmektir. Deli dumrul felsefesiyle bu hizmeti ücretsiz verilmesini emretmesi, liberal ekonomi ilkelerine terstir. Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara karşıdır.

Filtreleme Dünyanın Terk Ettiği bir Uygulamadır!

Filtreleme ile istenmeyen içeriği engelleme arzusu çok eskidir. Ama, bugün BTK’nın önerdiği yöntemi uygulayan hiçbir gelişmiş demokrasi yoktur. Son yayınlanan AGİT raporu bunu belgeliyor. Türkiye 5651 ile dünyaya örnek olmaya soyunmuştu. 5651 ile başlayan Türkiye’nin İnternetle savaşı, “DonKişot, Devekuşu ve Harakiri” metaforları ile anlattığımız trajikomik bir hale dönüşmüştür. En trajik olanın ise, 2.5 yıl süren Youtube yasağının, bir devlete yakışmayan, “hülle” ile çözülmesidir. Yıllardır yasağa neden olan videolar, hala duruyor; mevzuatta aynen duruyor; ama biz hukuk mevzuatını kandırmanın yolunu bulduk.
Bu filtreleme de benzeri trajedilere gebedir.

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

BTK’nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. BTK’nın ana işi olan, telekom ve internet sektöründe adil rekabetin olmayışını artık tartışmıyoruz bile. Ülkemizin Bilgi Toplumu Stratejisi, uygulamaları, Bilişim İnsan gücü eksiği, temel bilişim eğitimi gibi konuları, e-devlet uygulamalarını, bilişimin stratejik önemini, özgür yazılımı, internet ve demokrasiyi tartışmamızı engelliyor.

Bilgiye erişim ve İnternete erişim artık anayasalara giren temel bir yurttaşlık hakkı haline gelmekte. Bütün dünyada geniş kitleler, bilgiye erişim, saydamlık, katılım ve refahtan pay istemektedir. İnternet bunun ortamını sağlamaktadır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve getirilmeye çalışılan filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin Bilgi Toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

BTK ve İnternet Kurulu Katılımcı, Saydam, Bilimsel olmalı ve İnterneti Savunmalıdır! yazısının devamı »

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu

INETD, Blogspot.com yasağı konusunda TT, Vodafone ve Türksat hakkında suç duyurusunda bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu 14.03.2011 tarih ve 2011/564 nolu kararında, daha önce Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesince 209.85.148.191, 209.85.229.191, 209.85.229.132, 209.85.149.132, 74.125.43.191, 74.125.43.132 nolu IP’lere getirilen erişim yasağının kararını kaldırarark, bu IP’lere yeniden erişim sağlanmasına karar verdi. Karar, o gün ve ertesi gün basında ve İnternet Haber sitelerinde kararın bir kısmının görüntüsü de verilerek yayınlanmıştır. İlgili kararda blogspot.com yanlışlıkla blogspoRt.com olarak yazılmıştı. Maalesef, UYAP’in varlığına rağmen kararın tebliği klasik yollardan yapılmış; Savcılık kararının uygulanması geçikmiştir.

Tespit edebildiğimiz kadarıyla,Türk Telekom, Vodefone ve Türksat (uydunet ve kablonet) kararda Blogspot’a ait IP’ler üzerinde yasağın kaldırılması yazıldığı, ve karardaki alan adı farklılığının aşikar olduğu halde, kararı uygulamamış, ve bu konuda ne mahkemeye, ne kamuoyuna, ne de müşterilerine bilgi verme gereğini duymamıştır. Kanımızca, iyiniyetden uzak ve sorumsuz, ticari ahlaka aykırı davranarak milyonlarca yurttaşımızın ve binlerce şirketin mağdur olmasına neden olmuşlardır. Daha sonra Süperonline’ında benzeri bir uygulamada oldugğu tespit edildi.

Bu nedenle bu servis sağlayıcıları için Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Daha sonra superonline içinde benzeri bit suç duyurusunda bulunduk.

suç duyurusu metni (TT, Vodafone, Türkstat)

savcılık yasağı kaldırma kararı

Savcılık düzeltme kararı

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu yazısının devamı »

YGS’de Saydamlık Bağımsız Denetim Gerekir!



 

YGS’de Şifre iddiaları kamuoyunun ÖSYM ‘ye güvenini sarsmıştır. Konunun, tüm yönleriyle bilimsel yöntemlerle, kamuoyunu ikna edecek bir şekilde araştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması, gerekli tedbirleri alarak ÖSYM’ye güven oluşturacak değişikliklerin yapılması hepimizin ortak yararınadır. INETD olarak konunun açık ortamlarda tartışılması ve bağımsız kurumlarca araştırılması, ve farklı disiplinlerce incelenmesini gerektiği kanısındayız.

 

ÖSYM, öğrenci atamaları ve sınav kağıdı oluşturma algoritmalarını, bunlarla ilgili yazılımlarını açıklayabilmeli, bunları açık ortamlarda tartışabilmeli, ve sorulara cevap verebilmelidir. Bağımsız uzman ekiplere, ve isteyen kurumlara 1.7 Milyon sınavın üzerinde analiz yapılabilme imkanlarını sunabilmelidir. Savcılığın ve ÖSYM’nin kendi araştırması dışında, içinde bilişim, kriptoloji , istatistik, veri madenciliği ve eğitim bilimleri alanlarını kapsayan bağımsız uzman ekiplerce konunun enine boyuna araştırılmasında yarar görüyoruz. Bunların yanında, ÖSYM açık ortamlarda, bağımsız bir moderatörün eşliğinde sorulara cevap vererek kamu oyunun endişelerini gidermeye çalışmalıdır.

 

ÖSYM’nin geçmişindeki soruların çalınması gibi olaylar ve YGS’deki şifre endişesi kamuoyunu ikna için ÖSYM’nin çok ciddi bir çaba harcaması, yönetişim ilkeleri ışığında katılımcı ve paydaşlarıyla işbirliği ortamında çalışmasını gerektirmektedir. Bütün dünyada geniş kitleler daha fazla saydamlık, açıklık, yönetime katılma, bilgiye erişim ve bilgi edinme talep etmektedir. Bu demokratik talep, YGS konusunda bireylerin kafalarında hiç soru kalmayana kadar her şeyin paylaşılmasını gerektirmektedir.

 

Bu bilgilerin açıklanması ve bu tartışmalar ÖSYM’de bir zayıflığa yol açmayacak; tersine kullanılan yöntemi güçlendirecek, kamuoyunun endişesinin azaltılmasına yardımcı olacaktır. Bu bir yöntem tartışmasıdır. Tüm bilim dünyasında ve en hassas bilgilerin saklanması ve korunmasının bilimi olan kriptolojide de algoritmalar uluslararası ortamlarda açıkça tartışılmakta ve bilimsel dergilerde yayınlanmaktadır.

 

INETD olarak, ÖSYM yönetimini varlık sebebi olan öğrenci ve velilerin şüphelerini gidermek için, saydam ve katılımcı bir şekilde elindeki tüm verileri paylaşmaya ve iyiniyetle birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

Bu konuda  Prof. Ali Nesin ve Kriptoloji Uzmanı Dr. Faruk Göloğlu’nun yazılarına akgul.web.tr/ygs/ adresinden erişebilirsiniz.

YGS’de Saydamlık Bağımsız Denetim Gerekir! yazısının devamı »

Kriptoloji Yönetmeliği İptali için Dava açıldı

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA

Yürütme Durdurma İstemlidir!

Davacı          : İnternet Teknolojileri Derneği

Vekilleri       : Avukat Nihad KARSLI
Mithatpaşa Cad. 44/19 Kızılay – ANKARA

Davalı          : Ulaştırma Bakanlığı
(Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı)

Konu            : 23 Ekim 2010 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan 27738
sayılı;KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN
ELEKTRONİK HABERLEŞME HİZMETİ İÇİNDE KODLU VEYA KRİPTOLU HABERLEŞME
YAPMA USUL VE ESASLARI
HAKKINDA YÖNETMELİK’in açıkça hukuka aykırılığı nedeniyle iptali ve
yürütmesinin durdurulması istemi hakkındadır.

Açıklamalar     :
1. Davalı idare tarafından, kişi hak ve hürriyetlerini temelinden
sarsan, Anayasa’da düzenlenen haberleşme hürriyetini tamamen hiçe sayan
şekilde iptale konu yönetmelik, 23.10.2010 tarihinde resmi gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelik açıkça
Anayasa’ya, ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara aykırı olup,
iptali gerekmektedir. Şöyle ki:

2. Dava konusu yönetmelikle, her türlü kriptolu iletişimin algoritma ve
anahtarları daha kullanılmadan davalı idare tarafından gerçek ve tüzel
tüm kişilerden istenmektedir ve hatta bu istenen verileri kimin, nasıl
ve hangi yetkiyle kullanacağı da yönetmelikte düzenlenmemiştir. Bu durum
açık bir yetki kargaşasına ve toplumsal buhrana sebebiyet verici
niteliktedir. Hakeza bu durumda davalı idare aracılığıyla herhangi bir
kurum ya da kişiler vatandaşların özel hayatlarına doğrudan müdahalede
bulunma haklarını kendilerinde görebileceklerdir.

3. Diğer yandan, davalı idare tarafından tüm gerçek ve tüzel
kişiliklerden talep edilen bu algoritmaların B.T.K. tarafından “muhafaza
edileceğini” düzenleyen yönetmelik; “gerektiğinde” bunların hangi kurum
tarafından ve hangi koşullarda ve nasıl bir yetkiyle kullanılacağına
dair hiçbir düzenleme içermemektedir. Bu da kişisel alanın daraltılması
anlamını taşımaktadır ki, hiçbir hukuk sistemi böylesi bir hukuksuzluğu
korumaz. Burada hedeflenen kişi hak ve özgürlüklerinin kapsadığı alanın,
idare lehine daraltılmasından başka bir şey değildir. Bu durum da
tamamen kamu yararına ve kamu düzenine aykırıdır. Böylesi hukuk dışı
tedbirlerle kamu düzeninin sağlanması iddiası hukuki itibar göremez.

4. Hukuken, kriptolu cihazlar üzerinde özellikli dinleme çalışmaları
sadece o vakaya özgü olarak belirlenmiş bir zaman ve süre dahilinde
olmak üzere yalnızca hakim kararıyla yapılabilir. İptale konu yönetmelik
kurumsal iletişim ve ticari iletişimin gizliliğini yok edip özellikle
ticari hayatta  tüm şirketlerin her türlü ticari sırrını da ortadan
kaldırır tarzda antidemokratik yetkileri davalı idareye adeta
bağışlamaktadır. Diğer bir anlatımla söz konusu yönetmelik düzenlemesi,
hakimlerin yetki alanını da daraltmakla kalmayıp, adeta mahkemeler
yerine geçerek hukuk dışı işlem ve eylemleri kanunileştirmek gayesi
taşımaktadır. Mahkeme ya da hakim izni olmaksızın yapılan dinlemelerin
hukuk dışılığı nazara alındığında, iptale konu yönetmeliğin bu hukuk
dışılığı perdeleme hizmeti göreceği çok açık bir gerçektir. Kabul edilemez.

5. Örnekleyecek olursak, ülkemizde hiçbir yabancı kaynaklı sermayedar
böylesi bir durumda ticari faaliyette bulunma arzusu içerisinde
olmayacaktır. Siyasi iktidarın, kamu ihalelerinde kendisine siyaseten
yakın bulmadığı bir şirketin yazışma ve teklif taslaklarındaki gizlilik
de tamamen ortadan kaldırılmış olacaktır. Bu yönetmelikle ifade edilen
hususlar, kötü amaçlı kullanıma son derece müsaittir.

6. Daha da önemlisi her türlü özel iletişimin hukuksuz bir biçimde
dinlenmesini mümkün hale getiren ve mahremiyeti de açıkça  ihlal eden
yönetmelik, anayasal haberleşmenin gizliliği ilkesine aykırıdır.
Özellikle terörle mücadele amacı güttüğü düşünülebilecek olan bu
yönetmelik sayesinde kişisel ve kurumsal bilgilerin yetkisiz kişilerin
eline geçmemesi için hiç bir koruma getirilmemektedir. Yönetmelik bu
yönüyle de iptale muhtaçtır.

7. Sonuç olarak, özel iletişimin gizliliği  anayasamızda korunan bir
haktır ve sınırlandırılması çok özel koşullara(savaş hali,olağanüstü hal
ve seferberlik) tabidir. İç hukukumuzu bağlayan Avrupa İnsan Hakları
mevzuatıyla da bu kişisel alan ayrıca korunmaktadır. Terörle mücadele
için tüm kripto altyapısını ve şifreleri kodları daha en başta talep
etmek tamamen keyfidir. Son derece baştan savmacı bir yöntemdir. Henüz
kişisel verileri koruma kanunu bile yokken, iletişim gizliliğini açıkça
ihlal eden bir düzenleme açıkça hukuka aykırı olup, yürütülmesi
durumunda telafi edilemez zararların ortaya çıkacağı aşikardır. Bu
nedenle yargılama sonuçlanıncaya kadar söz konusu yönetmeliğin
yürütmesinin durdurulmasını da talep etmek zorunlu olmuştur.

H. Nedenler     : Anayasa, İYUK ve İlgili Mevzuat.

M. Nedenler     : İlgili yönetmelik, başvuru dilekçesi, cevap dilekçesi ve
sübuta ermiş diğer tüm deliller.

Sonuç – İstem: Yukarıda arz edilen ve Sayın Başkanlığınız tarafından
resen nazara alınacak nedenlerle,
-Öncelikle açıkça hukuka aykırı ve yürütülmesi halinde telafisi imkansız
zararlara yol açan yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına,
- 23 Ekim 2010 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan 27738 sayılı;KAMU
KURUM VE KURULUŞLARI İLE GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN ELEKTRONİK HABERLEŞME
HİZMETİ İÇİNDE KODLU VEYA KRİPTOLU HABERLEŞME YAPMA USUL VE ESASLARI
HAKKINDA YÖNETMELİK’in İPTALİNE,
-Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı idareye yükletilmesine,

Karar verilmesini Sayın Başkanlığınızdan saygılarımızla talep ederiz.

Kriptoloji Yönetmeliği İptali için Dava açıldı yazısının devamı »

Kriptoloji Paneli

Kriptoloji paneli afisi

BTK Kriptoloji konusunda bir yönetmelik çıkardı.” özet olarak, bize sifreleri vermeniz koşuluyla kriptolojik sifreleme yapabilirsiniz” şeklinde algıladığımız, yönetişim açısından, mahremiyet açısından çok sorunlu, o derece muğlak, her şeyi kilitlemeye imkan veren bir izlenim edindiğimiz bu yönetmeliği kamuoyunun dikkatine sunmak üzere, istanbuldan sonra Ankara’da da 22 martta bir panel yapıyoruz.

Ankara Barosu, Eğitim Merkezi, Zafer Meydanı, Kızılay Ankara, 14:00-17:00

M. Ufuk Çağlayan, Boğaziçi Ü.
Albert Levi, Sabancı Ü.
Attila Özgit, ODTÜ
Volkan Evrin, LKD
Yüksel Samast, Bilgi Güvenliği Derneği
Av. Serhat Koç
BTK Temsilcisi

 

Kriptoloji Paneli yazısının devamı »

Digitürk-Blogspot: Suç Duyurusu ve İtiraz

İNETD 7 mart2011 tarihine Digitürk-Diyarbakır Savcılığı-Diyarbakır 5. Asliye Ceza mahkemesi ve BTK hakkında suç duyusunda bulundu.

Ayrıca, mahkeme kararına bir blog sahibi olarak da itiraz etti.

Sizde suç duyurusunda bulunabilirsiniz.  Bu metni uyarlayıp, (isim, adres,  tarih, imza) savcılığa sunabilirsiniz:
taslak metin (odt) | taslak metin (doc) .

Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesine itirazda bulunabilirsiniz:  Bu metni uyarlayıp, en yakın adliyede nöbetçi asliye ceza mahkemesine sunmalısınız.
Blog sahibi olarak :  Taslak Metin odt veya doc

Blogspot.com’da blogu olmayan bir kullanıcı olarak : Taslak metin odt veya doc .

Bir servis sağlayıcı itirazı : odt | doc

Mahkeme kararı ve savcılığın tebliği pdf

İnternetine sahip çık.!   İnternet Yaşamdır, sansürlenemez!

Digitürk-Blogspot: Suç Duyurusu ve İtiraz yazısının devamı »

Stallman Türkiye’de !

1983′te özgür yazılım hareketini başlatan ve o zamandan beri hareketin önderliğini yapan Richard M. Stallman tekrar Türkiye’de!
Stallman ilk olarak  Açık Sistem Kullanıcıları Derneği (yani INETD) ev sahipiliğinde  1999 mayısında Açık Sistem’99 kapsamında Türkiye’ye  geldi.
İstanbul dışında Ankara’da Bilkent Üniversitesinde bir konuşma yaptı. O zaman İzmir’i de ziyatert etti ama konuşma yapmamıştı. Daha sonra 2004′de Bilgi Üniversitesinde “Open Days/Özgür Yaızlım Günleri” kapsamında gelmiş, Dolapdere yerleşkesinde bir konuşma yapmıştı. RMS

İstanbul Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu’nun konuğu olarak Türkiye’ye gelen Stallman, 26 Şubat 2011 Cumartesi günü saat 14:30′da İstanbul’da bu yıl yedincisi düzenlenecek olan Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi‘nde (BİLMÖK) “Yazılım Patentlerinin Tehlikesi” konulu bir konuşmada, yazılım patentlerinin yazılım geliştirilmesini nasıl engellediğini anlatacak.

27 Şubat 2011 Pazar günü saat 13:00′te ise LKD, EMO Ankara Şubesi, INETD ve Ankara Barosu Bilişim Kurulu’nun düzenlediği etkinlikte Ankara Barosu Eğitim Merkezi‘nde “Özgür Yazılım ve Özgürlüğünüz” konulu bir konuşma yapacak. Konuşmada, özgür yazılım hareketine katılmanın bilgisayar kullanıcılarının kendi bilişimlerini kontrol etmelerine olanak sağladığı vurgulayacak. Genelde, Linux çekirdeği ile kullanılan GNU işletim sisteminin bu özgürlükleri nasıl erişilebilir kıldığı anlatacak.

Her iki konuşma sırasında da simültane çeviri yapılacak.

Stallman, 1990′ların ortasından beri zamanının önemli bir kısmını özgür yazılımın etik ideallerinin ve yazılım patentleri karşıtı kampanyasının yayılmasına harcıyor. Öncesinde Emacs, GNU Derleyici Seçkisi (GCC), GNU Sembolik Hata Ayıklayıcısı (GDB) ve özgür işletim sistemlerinin daha birçok temel aracını yazmıştı. En yaygın kullanılan özgür yazılım lisansı olan Genel Kamu Lisansı’nın (GPL) da yazarı.

26-27 Şubat 2011 tarihlerinde başka randevunuz olmasın.

Stallman Türkiye’de ! yazısının devamı »

YSK SECSIS Bildirgesi

INETD-LKD YSK SECSIS Sistemi ve Seçimlerde sayım hakkında bir bildirge yayınladı:

http://inetd.org.tr/Bildirge/YSK-secsis.html

YSK SECSIS Bildirgesi yazısının devamı »

Bursa Sansüre Sessiz Kalma

Bursada İnternet Kullanıcıları;

24 temmuz 2010 saat 18:00 de Şefik Bursalı Galeri’nin (Heykel) üstünde internet yasaklarıyla ilgili basın açıklaması yapılacaktır. Bursa’da yaşayan internet gönüllülerini bekliyoruz.

Bursa Sansüre Sessiz Kalma yazısının devamı »

Sansüre Karşı Yürüyoruz

17 Temmuz Cumartesi saat 17:00′de Taksim’de buluşuyoruz. Galatasaray’a kadar yürüyeceğiz. Bir basın bildirisi okuyacağız.

Detaylar için;
http://sansursuzinternet.org.tr
http://sansurekarsiyuruyus.com
http://inetd.org.tr/yasak/sansure-karsi-yuruyus.pdf

Sansüre Karşı Yürüyoruz yazısının devamı »

Digitürk – TT’ye Suç Duyurusu

Digitürk-LigTV yayınlarını izinsiz yayınlayan siteleri engelleme kararı sırasında ligtv-izle.tv ye ait IP’nin Google Servisleri için kritik olan ghs.google.com’un IP’si ile karıştırılması nedeniyle Digiturk, LigTV, İstanbul basın savcılığı, 1. sulh ceza mahkmesi hakimi ve TT hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Detaylar için:
http://inetd.org.tr/yasak/

Digitürk – TT’ye Suç Duyurusu yazısının devamı »

YouTube Yasağına Yeni İtiraz!

INETD Ankara 1. sulh ceza mahkemesinin 17/06/2010 Ek Kararına 24/06/2010′da itiraz etti.

Başvuru: http://inetd.org.tr/youtube-itiraz-2.pdf

Destekleyen Not:http://inetd.org.tr/youtube/inet-ve-youtube.pdf

YouTube Yasağına Yeni İtiraz! yazısının devamı »

Anti-Sansür Platformu Kuruldu!

İnternet sansürüne karşı ortak platform kuruldu:
http://sansursuzinternet.org.tr/

Platform bir bildirge yayınladı. Bildirgeyi platform webinde ve yerel olarak
http://inetd.org.tr/Bildirge/antisansur-ortak.html

adresinde görebilirsiniz.

Anti-Sansür Platformu Kuruldu! yazısının devamı »

İnternet Sansürüne Karşı Platform

Internette Sansüre Karsi Ortak Platform Toplantisi

Yer: Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü
Tarih: 19 Haziran 2010 Cumartesi
Saat: 13:00 – 17:00

İnternet Sansürüne Karşı Platform yazısının devamı »

TIB İçin Dava ve Suç Duyurusu

INETD Google engellemeleri için İdari Mahkemede TIB’ın uygulmasına iptal ve yürütmeyi durdurma davası açtı ve Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Başvuru metinleri için:
http://inetd.org.tr/yasak/

TIB İçin Dava ve Suç Duyurusu yazısının devamı »

Google Yasakları Hakkında INETD Bildirgesi

Youtube Yasağı Pire için Evi Yakmaktır!

TIB bu hafta başında İnternet yasaklarinin uygulamasinda 2 yıllık uygulamasını degiştirerek, Türk İnternet Kullanıcılarına daha çok zarar verecek bir uygulamaya geçti. Kamuoyunu haberdar etme, planlama aşamalarını atlanarak hızla uygulanan IP temelli yasaklama ile çok büyük bir haksızlığa ve karışıklığa sebep oldu. Türkiye youtube’daki 5 adet sakıncalı bulunan video nedeniyle, google’un önemli servislerinde yavaşlama ve erişim engellemesine sebep oldu ve olmaya devam ediyor.

Google Yasakları Hakkında INETD Bildirgesi yazısının devamı »