Kategori Arşivleri: Duyurular

Internet Bildirgesi

 

20. İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirisi

İnternet, Kalkınma ve Demokrasi için Yaşamsal önemdedir.

Biz Bilişim STK’ları İnternet kültürünü yaymak, İnternetin Türkiye için önemini anlatmak, ülkemiz İnternet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak için İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 24 yaşı nedeniyle, 10- 23 Nisan tarihlerinde 20. İnternet Haftasını kutluyoruz.

Bizler, İnterneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. Yaşam gittikçe artan bir şekilde bilgi ve enformasyon üzerine dönüyor. Artı değer yaratmanın ana unsuru, bilgi, ar-ge, inovasyon, yani eğitimli insanların beyinsel ürünleri oluyor. İnternet bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. İnternet dünya üzerinde milyarlarca insanın katıldığı bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. Biz, toplum olarak sosyal medya da kavga ederken pek fark etmiyoruz, ama İnternet, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmet ve ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık bilim, açık tıp, açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu bağlamda İnternet, Sanayi devriminden daha önemli bir gelişmedir. AB’nin bir önceki Sayısal Gündem sorumlusu, toplumu yeniden yapılandırmak açısından, İnternetin elektrik, telgraf ve matbaadan daha önemli olduğunu söylemiştir. Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, 3 Boyutlu Yazıcılar, Yapay Zeka, 5G gibi yeni teknolojiler, 4. Sanayi Devrimi yada Sanayinin İnterneti konuları gündeme taşımaktadır. Bu teknolojilerin birbirini beslemekte ve ekonomiyi etkilemektedir.

Dünyada 3.6 milyara yakın insan İnternet kullanıcısı, 1.86 milyarı Facebook kullanıyor. Ülkemizde 16-74 yaş grubunde kullanım %61, Erkekler %70, Kadınlar %51, Kent ve Kırsal arasında kadın erken a rasında fark var. Bir başka deyişle halkımızım %40 interneti kullanmıyor. TUİK 2013 verilerine göre Kent’te %61 Erkek -%42 Kadın ve Kırsalda bu %33 Erkek ve %14 Kadın internet kullanıyor. Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama Avrupa ortalamasını yakalayamadık.

Ülkeler, İnterneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini iyileştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için İnternetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve İnternete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır.

Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, İnterneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, İnterneti olanak değil, baş edilecek bir sorun olarak görmüştür. Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenara koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Uluslarası indekslere durum, parçalı bulutlu; çoğunlukla bulutlu. Genellikle, 190 ülke arasında 60’ın üstündeyiz. İnsani gelişme 71/188, demokrasi 97/179, basın ve ifade özgürlüğü, (rsf 151/179; FH 156, özgür değil, ve internet: özgür değil 50/65) ve toplumsal cinsiyet indekslerinde çok kötüyüz;, 130/144 (Ekonomi: 129, Eğitim:109, Sağlık:1-38, siyaset: 113), . WWW vakfının sıralamasında 38/86 durumdayız: bu özgürlük, içerik ve yarar alt indekslerinde de aynı civarda. Rekabet indeksinde 55/138, Inovasyon indeksinde 42/128, Network Readiness (GITR) 48/138 (Çevresel: 49, hazırlık:40, kullanım:59, Etki: 58). Dünya Telekom Birliği (ITU) Bilişim Gelişme indeksinde 70/175, Avrupada 40 ülke arasında 38., kullanımda 76, erişimde 81, beceride 39. sıradayız. İnternet.org ve Ekonomist (EIU) araştırmasında 31/75 deyiz; erişim ve fiyatta 33/75, işe yarar içerikte 19/75 , yetkinlik (etkin kullanım) da ise 48/75 üzerindeyiz. Dünya geniş bant indeksinde 70/173 sıradayız.

Türkiye İnterneti gelişiyor. Mobilde ilginç uygulamalar var, en yeni cihazları alıyoruz. Finans sektörümüz İnternet işinde oldukça başarılı. Kamuda Maliye, Sağlık, Adalet sisteminde önemli projeler var. E-devlet hizmetleri sunumunda Avrupa ortalamasının üstündeyiz. Ülkemizde çeşitli ar-ge teşvikleri var, teknokentler çoğalıyor. İnternet ve Bilişimle ilgili bir kaç bakanımız var. Bütün bunlara rağmen:

Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna Döndüremedi

Ülkemizde önemli gelişmelerde olsa, bütünsel bir bakış açısıyla koordineli bir çaba eksik. Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı ile e-devlet eylem planımız var, ama pek bir kimsenin haberi yok. Yönetişim yapısı yok. Bilişim STK’ları olarak önerimiz:

Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurulmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmeler saydam ve katılımcı bir şekilde hayata geçmelidir.

Telekom ve Bilişim sektöründe adil rekabet koşulları yok. Devlet ve tarafsız olması gereken kurumlar tekeli koruyorlar. Fiber altyapısında ülke olarak geri kaldık. Ağ tarafsızlığını sağlamak üzere hem ekonomik, hem siyasi önlemlerin alınması, bu önlemlerin bilginin serbest akışını güvence altına alacak politikalarla desteklenmesi gerekmektedir.

3G ve 4G gecikmeli olarak hayata geçmiştir. 4G için fiber altyapısı yeterli değildir. Fiber altyapısı konusunda ülke olarak oldukça geri kalmış durumdayız. Türkiye’de sabit ve mobil genisbant değerleri OECD ortalamasının yarısında. 189 ülkede arasında sabit de 73 sırada, mobil’de 75. sıradayız. 3G ve 4G ihaleleriinde göstermelik yerli araştırma şartı arandı, ama ülkede geliştirilen 4G için baz istasyonları, Ulak projesi, kenara konuldu. Fiber altyapısının gelişmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış marjinal problemlerine odaklanarak, adeta İnternete savaş açmıştır. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşerebildiği hoşgörü ortamlarında var olduğunu algılayarak, özgürlükçü bir çizgiye gelmelidir. Ülkemiz yasaklama refleksinden kurtulmalıdır. Github, dropbox gibi weblerin yasaklaması sadece ülkemizin tanıtımına, turizmine ve ülkede şirketlere ve bireylere zarar vermektedir. Booking.com, ve trivago gibi weblerin yasaklanması öncelikle kendi istekleri ile üye olan şirketlere zarar verir. Aksine bu tür portalların değişik sektörler için geliştirilmesi için Türk firmaları teşvik edilmelidir.mYasaklanan web sayısı 3yıl önce 30 bin, 2 yıl önce70 bin iken geçen yıl 110 bine çıkmıştır. Bu yıl engelliweb de yasaklı. Bu daha çok Türkiye’ye zarar vermektedir. 5651 ve ona bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK’ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Yukarıda da belirtildiği gibi ülkemizde Kır-Kent ve kadın-erkek arasında İnternet kullanımında ciddi uçurumlar var ve nüfusun yaklaşık %40’ı ı İnternetin dışında. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir. Sayısal uçurumu ortadan kaldıracak, tüm yurttaşları yeni medya okuryazarı yapacak çabalar, kamu, özel sektör ve STK işbirliği ile yapılmalıdır. Ulaştırma Bakanlığı öncülüğünde başlatılan sayısal uçurumu kapatmaya yönelik Kars’ta başlatılan projeyi sevinçle karşılıyoruz. Evrensel hizmet fonu bu amaçla kullanılmalı, cihaz alımı, eğitim, ve varlığı unutulan KİEM (Kamu İnternet Erişim Merkezleri) kullanılmalı, çaba diğer paydaşları kapsamlıdır. Sayısal uçurumu kapatma çabası yurttaşları bilgi okuryazarı yapmalı; onları yeni medya etiği, mahremiyet ve güvenlik konularında yeterli ve kendilerini geliştirebilen bir konuma gelmelidir.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılarından önemlidir. Bilişimci yetiştirme ve yazılım geliştirme açılarından özgür yazılımlar çok önemlidir. İnsanlığın ortak mülkiyetinde olan 1.4 milyon olan özgür yazılım, Türkiye’de üretilen yazılımlar kadar “yerli ve milli”dir. Pardus ve Fatih projelerinin özgür yazılım temelinde yaygınlaştırılmasını öneririz.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir. Bu yönde pilot çalışmayı destekliyoruz. Bütün dünya anaokulundan itibaren herkese programlama/yazılım kavramlarını öğretmeye çalışıyor. Webin kurucusu Tim Berners-Lee politikacılara programlama öğretelim diyor. Programlama düşünme ve planlama yetisini geliştiriyor. Dünya gittikçe daha fazla bir şekilde yazılımın etrafında dönüyor. Ülkemizde, okullarda bu yönde ders konması konusunda çaba harcamaya başladı. Umarız, yakında bu konuda pilot çalışmalar başlar.

Herkese açık, özgür, güvenli, bütünsel İnternet tüm insanlığın yararınadır.

İnternet Yaşamdır!

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

23 Nisan 2017

http://internethaftasi.org.tr

Destekleyen STK’lar:

Alternatif Bilişim Derneği 

Alternatif Medya Derneği 

Bilgisayar Mühendisleri Odası 

Bilişim Teknolojileri Eğiticileri Derneği

EHD – Elektronik Ticaret ve Internet Hukuku Derneği 

EMO – Elektrik Mühendisleri Odası 

SOC-TR – Internet Derneği 

INETD – Internet Teknolojileri Derneği 

IYAD – Internet Yayıncıları Derneği 

Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonuy

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu 

Kadın Yazılımcı Oluşumu 

LKD – Linux Kullanıcıları Derneği 

PKD – Pardus Kullanıcıları Derneği 

TBD – Türkiye Bilişim Dernegi 

TELKODER- Serbest Telekomunikasyon İşletmecileri Derneği

TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

Internet Bildirgesi yazısının devamı »

Casus Yazılım Kullanmak Anayasal Suçtur

5 Temmuz 2015 tarihinde İtalya yazılım şirketi Hacking Team’in kirli dosyaları 400 gigabytelık veri ortalığa saçıldı. Belgeler, şirketin çeşitli devletlere kullanıcı bilgisayarlara erişen casus yazılım sattığını belgeliyordu.

Belgelere göre Hacking Team’in aktif müşterileri arasında 21/06/2011 tarihinden bu yana şirketin RCS (Remote Control System – Uzaktan Kontrol Sistemi) yazılımını kullanan Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) de vardı ve şirkete 440 bin Euro ödeme yapılmıştı. RCS, hedeflenen kullanıcıların bilgisayarlarına ya da telefon/tablet gibi akıllı cihazlarına uzaktan yerleştirilerek bu cihazların uzaktan kontrol edilebilmesine, cihazların içindeki dosyaların kopyalanabilmesine, cihazlara sahibinin bilgisi dışında dosyalar yüklenebilmesine olanak sağlayan bir casus yazılımdır. RCS, hedef kullanıcıya gönderilen bir e-postanın ekinde yer alan dosyanın içine gizlenerek gönderilebilmekte ve e-postayı alan kişi ekteki dosyayı açtığında bilgisi olmadan sistemine kurulabilmektedir.

Bir hukuk devletinde, tüm devlet kurumları yürürlükte olan kanunlar çerçevesinde hareket etmek zorundadır.Halbuki, EGM’nin casus yazılım kullanımı Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırıdır. Yasalarımız, iletişimin izlemesini ancak mahkeme kararıyla izin vermektedir ve izleme süphelinin iş yeri ile sınırlıdır. Bilgisayar kullanıcılarının casus yazılımlarla takibi bu sınırın aşılmasıdır. Bu yolla, sahte delil yerleştirilebilmekte, kişiler tüm iletişimi izleyebilmektedir. Türk Telekomun iletişlimi izleme amacıyla ihale çıktığı bilinmekte, bilişim STK’ları olarak kamuoyunun dikkati daha önce çekilmişti. Bu şekilde casus yazılım kullanmak, Anayasa Suçudur. Bu uygulamaya son verilmeli ve kimlerin casus yazılımla izlendiği açıklanmalı, ilgililer için soruşturma açılmalıdır. Kişisel veriler yasa tasarısı, özgürlükçü bakış açısıyla ve sivil toplumun katkılarıyla, yurttaşı devlete karşı koruyan bir bakış açısıyla yasalaşmalıdır.

Yurttaşlar Kendilerini Korumalıdır!

Güvenli internet, kullanıcıların internet erişiminin çeşitli filtrelerle engellenmesi demek değildir. Güvenli internet için kullanıcıların öncelikle bilgisayarlarına izinsiz giren ve iletişimlerini izleyen kişi ya da kuruluşlara karşı korunması gerekmektedir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, ve vatandaşlar geniş bir bilgilendirme kampanyası ile haberdar edilmelidir.

Son yıllarda ortaya çıkan belgeler, hükümetlerin ve şirketlerin çeşitli amaçlar doğrultusunda internet kullanıcılarını sürekli bir şekilde gözetlediğini göstermektedir. Birçok kullanıcının “saklayacak bir şeyim yok” diyerek bu gözetime tepkisiz kalmasına karşın gözetim, başta siyasal olmak üzere özgürlükleri tehdit etmektedir. Wikileaks’ten, Snowden’dan ve en son Hacking Team’den sızan belgelerden gözetimin başlıca hedefinin siyasi muhalifler olduğu anlaşılmaktadır. Aktif olarak siyasetin içinde olunmasa bile, gözetimin olağanlaştırılması ve içselleştirilmesi, kullanıcıların kendilerini özgürce ifade etmesini zorlaştıracak ve engellenen sitelerin yerini otosansür alacaktır. İnternetin daha demokratik bir toplumun temeli olacağını tahayyül ederken, internet tam tersine dönüşmektedir. Gözetimden uzak güvenli erişim tüm internet kullanıcılarının hakkıdır.

Kişisel veriler hakkındaki ulusal ya da uluslararası kanunların yetersiz kaldığı veya uygulanmadığı durumlara karşı tüm internet kullanıcılarının bu haklarını ısrarla savunması gerekmektedir.

Hangi işletim sistemi, hangi yazılım kullanılırsa kullanılsın kötü niyetli yazılımlara karşı %100 güvenlik yoktur. Ancak https://prism-break.org/tr/ adresinde önerilen Özgür Yazılımlar’la en azından bilgisayarların, tabletlerin ve akıllı telefonların ele geçirilmesi ve izlenmesi zorlaştırabilir.

Tüm internet kullanıcılarını önce internette gözetime karşı duyarlı olmaya, sonra da özgür olmayan işletim sistemleri ve yazılımlar yerine GNU/Linux ve özgür yazılımlarla bilgisayarlarını güçlendirmeye davet ediyoruz.

Özgür Yazılım, özgürleştirir!

Alternatif Bilişim Derneği
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Elektrik Mühendisleri Odası
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
İnternet Teknolojileri Derneği
İnternet Yayıncıları Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
SansüreSansür
Tüm İnternet Derneği

 

28 temmuz  2015

 

Casus Yazılım Kullanmak Anayasal Suçtur yazısının devamı »

İnternet Derneği Kuruldu

isoc-tr

Dünya üzerine 50 bin kullanıcı olan İnternet Society (isoc.org- internetsociety.org) ABD merkezli uluslarası bir siivl toplum kuruluşudur. İnternet Standartlarının belirlenmesinde öncülük görevi yapan, internet yönetini ve yönetişinde önemli rolu olan bir dernektir. Bir yandan bu derneğin bir chapter’i, öte yandan onunla dirsek teması olan İnternet Derneği de 2014 Aralık ayında Kuruldu.

İnternetSociety dünya ölçüsünde İnternetin gelişmesi, etkin kullanımı, özellike özgür, açık, tarafsız olması, tüm insanların yararlanmasını ana hedef olarak almıştır. Türkiye’deki İnternet Derneği (isoc-tr) de dijital yurttaş hakları için çok paydaşlı, demokratik ve yenilikçi bir STK olmayı hedeflemektedir.e Tüm bilişim, bilgi ve iletişim STK’ları ve ilgili örgütlerle birlikte çalışmak, dünyada ve ülkemizdeki internetin düzgün gelişmesi ve herkesin internetden yararlanması ve toplumsal yarar sağlamasını hedef almaktadır.

isoc-tr tüm internet gönüllülerini İnternet Derneğine katılmaya ve aktif katkı vemeye davet etmektedir.

http://isoc.org.tr/

İnternet Derneği Kuruldu yazısının devamı »

Internet Temel Insan Hakkıdır

ihafta1518. İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirgesi 6 Nisan 2015

İnsanlık, başını İnternetin çektiği devrimsel bir gelişmenin sancılarını yaşıyor. Sanayi devrimi boyutlarında bir değişimi yaşıyoruz. Başını bilim, teknoloji , ar-ge ve inovasyonun çektiği değişim, insanlığı adına Bilgi Toplumu, Bilgi Çağı dediğimiz yeni bir toplum biçimine taşıyor. Yaşamın tüm boyutları sürekli bir değişim içinde. Sektörler, meslekler değişiyor; bazıları yok oluyor, yenileri çıkıyor; ekonomi yeniden yapılanıyor. Bireysel gelişim olanakları artıyor, birey üretici ve tüketici olarak ortaya çıkıyor. İnternet, dünya ile rekabet etmek için olmazsa olmaz bir araç haline geliyor. Bireyi özgürleştiren, ona toplumsal katılım ortamları sunan yeni iletişim teknolojileri ile hepimizi eşit dünya vatandaşı oluyoruz. Biz sivil toplum kuruluşları, internet kültürünü yaymak, internetin Türkiye için önemini anlatmak, ülkemiz internet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak icin İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 22 yaşı nedeniyle, 6 – 19 Nisan tarihlerinde 18. Internet Haftasını kutluyoruz.

Dünyada İnterneti kullanan 3 milyar civarında insan var. 1 milyar civarında web var, ve internet alan adı sistemine kayıtlı bilgisayar sayısı 1 milyarı aştı. Facebookta 1.4 milyar kullanıcı, günlük 750 milyon mobil bağlantı var; twitter, instgram ve benzeri ağlar, insanların haberleşmeleri, ilgi, merak, bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına ortam sağlamaktadır. Ülkeler, interneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini geliştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için internetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve internete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır. Bunun sonucunda sayısal bölünmeyi önleyici tedbirler alınmaya başlanmıştır.

Ülkemize gelince parçalı bulutlu bir gelişme görüyoruz; bu sıralar bulutlar daha fazla gözüküyor. Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, interneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, interneti olanak değil, başedilecek bir sorun olarak görmüştür. Ülkemiz, internet kullanımında dünya ortalamasını yakaladı, ama rekabet etmek istediğimiz ülkelerin gerisinde kaldık. Avrupada hemen her konuda sonlardayız. Keza OECD ülkeleri arasında sonlardayız. 2023 de İlk 10 ekonomi arasında olma çabasına uyumlu bir görüntü veremiyoruz. Bu nedenlerle, Internet Haftasını buruk bir şekilde kutluyoruz. Çünkü Ülkemiz Interneti hala bir tehdit olarak görmekte, yurttaşların katılımını teşvik etmek yerine, engellemeyi, sansürü, yasakları, gözetim ve olağanüstü denetimi tercih ediyorlar. 2015 yılında, 22 yılın ardından, Internet Haftasında hala sansürden konuşmak utanç verici! Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenera koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Ifade etmekten yorulduğumuz fakat sorumluluklarımız gereği yinelemekten yılmayacağımız bazı önemli problemlerin altını çizmek istiyoruz.

Sansür ve İfade Özgürlüğü

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış, “Don Kişot, Devekuşu ve Harakiri” ile özetlenebilecek bir tavırla adeta İnternete savaş açmıştır. Bu yaklaşımla, üyesi olmak istediğimiz batı demokrasilerinden çok, Rusya, Çin, İran gibi ülkelerin görüntüsünü vermekteyiz. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşebildiği hoş görü ortamlarında olduğunu algıyamamaktadır.

Sansür ve otosansür temel hak ve özgürlüklerimizi daraltmakta, ülkemizde çok uzun yıllar kendini ifade etme fırsatı bulamamış yurttaşların / toplulukların internetle yakaladıkları fırsatı ellerinden almaktadır. Bu topluma zarar vermektedir. Medyanın siyasi kutuplaşmaya paralel şekilde iki uca ayrıldığı bir ortamda, yurttaşlarımızın fikirlerini etkin bir şekilde ifade edebilecekleri bağımsız yegane mecra Internettir. 5651 numaralı yasa ve etrafında şekillenen yasal mevzuat bu mecrayı yok etmektedir. Geçen yıl Nisan ayında tespit edilebilen engelli site sayısı engelliweb.com’un verilerine göre, yaklaşık 30 bin iken, bir yılın ardından 70 binin üzerine çıkmıştır. AİHM’in 5651 numaralı yasa için verdiği karar çok açıktır. Bu yasa ve bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Internet ortamında yapılan eleştiri veya olumsuz davranışlar büyük bir hoşgörüsüzlükle karşılanmakta ve hemen her türlü itiraz dava, soruşturma konusu haline getirilmektedir. Son yapılan yasal değişiklikler de bu durumu desteklemektedir. Mevcut durum, kişilik haklarının korunmasının ötesine geçmiş ve bir baskı ortamına dönüşmüştür. Yurttaşlar ve daha da önemlisi siyasetçiler, Internet’in yatay düzlemini kabullenmeli, söylemlerini bu yeni düzleme göre değiştirmeli, onu geleneksel mecralara dönüştürme hevesinden vazgeçmelidir. Bu çaba hem faydasız hem de zarar vericidir. İnternetin devrimsel bir gelişme olduğu kabul edilmeli, onun dünya ile birlikte sağlıklı evrilmesine izin vermelidir. Kendi başımıza dünya internetine yön verme çabasından vazgçilmelidir. Önce ülkemizde tüm paydaşları kapsayan ortak aklı oluşturmaya yönelik yapılar kurulmalıdır. Dünya içinde çok aktörlü yapılar içinde çözüm aranmalıdır. “Biz yaptık oldu” ve “yasaklamak” reflekslriden kurtulunmalıdır.

Sayısal Uçurum

2014 TÜİK Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırmasına göre Türkiye genelinde hanelerin 46.5’i hiç internet veya bilgisayar kullanmamıştır. Yani geçen 22 yılın ardından Internet, Türkiye’nin yarısı tarafından hiç kullanılmamaktadır. Bu uçurum kent ve kır, kadın ve erkek arasında daha da belirginleşmektedir. Hiç kullanmayanlar arasında kenttekilerin oranı %41 iken, kırda %70.5’e ulaşmaktadır. Yine kadın ve erkek arasındaki fark kırda %59’a – %80 iken kentte %31’e %50dir. Resmi rakamlar uçurumun derinliğini çok net bir biçimde tasvir etmektedir. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. 17. büyük ekonomi olma iddasında olan Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir.

Bu konudaki önerimiz, bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasında süregelen sayısal uçurumu gidermek, ancak ilköğretim düzeyinden başlayarak müfredata sağlıklı bilişim teknolojileri kullanımı konusunda pedagojik ve analitik temelli içerik sağlayarak mümkün olabilir. Bilişim eğitiminin bu teknolojilerin olanak ve limitlerini de öğreten temel bilişim kavramlarının lise mezunu her yurttaşa verilmesi gereklidir. Bu içerik oluşturulurken, alanda çalışan akademisyen, uzman ve sivil inisiyatiflerin görüşü ve desteği alınmalı, sürekli güncellenen bir ortak akıl havuzu yapılandırılmalıdır.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılarıdan önemlidir.

Dijital Gözetim

Assange ve Snowden’ın ardından kitlesel ve hedefli gözetim hakkında tahmin ettiğimiz veya kuşkulandıklarımızdan artık kesin şekilde eminiz. Devletler ve şirketler bizlerden yasal veya yasadışı topladıkları datalarımızı temel hak ve hurriyetlerimize aykırı şekilde kullanıyorlar. Şirketler bunun karşılığında çeşitli hizmetler verirken, devletlerin gerekçesi ise maalesef güvenlik oluyor. Gündelik yaşamın birçok alanı güvenlileştirme söylemini meşru kılımak ve risk yönetimi amacıyla dijital olarak gözetliyorlar. MOBESE kameralar, TC. kimlik kartı ile yapılan işlemler, parmak izi ve iris tarama ile girip çıkılan iş yerleri, biyometrik bilgileri içeren kartların yaygınlaşması vd.’ni düşünecek olursak, Türkiye’de yurttaş artık oldukça kapsamlı ve entegre bir elektronik veri tabanının içinde sayısal bir varlık haline getirilmiş haldedir. Ticari kayıtlayıcılar da yurttaşın haberi, bilgisi veya izni olmaksızın, ya da iznini hiç talep etmeksizin dijital verileri birbiri ile eşleştirmekte, tüketici profillemesi yapmak amacıyla bu verileri kullanmaktadır.

Internet iletişimimiz maalesef isthibarat ve kar hırsı ile hareket eden eknomik ve siyasi güç sahibi aktörlerin denetimi altındadır. Yurttaşı koruyacak yasal düzenlemeler eksiktir. Mecliste taslak halde bekleyen kişisel verilerin korunması yasası son derece yetersiz, hatta hukuksuzluklara hukuki kılıf olacak nitelikte düzenlemeler içermektedir. Bu yasa bu haliyle meclisten geçmemelidir. Yeni bir taslak STKların görüşleri doğrultusunda hazırlanmalıdır.

Yeni Medya Okuryazarlığı

Yeni medya kullanım pratiklerinin gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi sonucunda, artık yeni medya okuryazarlığı yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir.

Yurttaşlar, ancak ve ancak, kamusal, sivil ve siyasal alanlarda bireysel ve kolektif olarak fikirlerini daha iyi bir şekilde açıklayabilme, pazar yönelimli ekonomide kendinin salt tüketici olarak konumlandırılmasını önleyecek şekilde enformasyonu kullanabilme ve nitelikli enformasyon kaynaklarına ulaşabilme, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmama ve etik ilkelere uygun davranabilme bilgi ve beresini Yeni Medya Okuryazarlığı ile kazanabilir. Yeni Medya Okuryazarlığı sayesinde, İnternet’teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.

Türkiye’de yeni medya okuryazarlığın her düzeyde geliştirilmesi için ilgili kamu kurumlarının ve STK’ların işbirliği yapması gereklidir. Yeni medya okuryazarlığı, genç kuşakların başta sosyal medya hesaplarını bilinçli ve risklerin farkında kullanmalarını sağlayacaktır. Özellikle nefret söylemi vb. saldırgan ve ayrımcı içeriklerle mücadele ancak yeni medya okuryazarlığı ile mümkündür.

Türkiye’de İnternet’in 22. yılında kamuoyunun ve yönetici erkin dikkatini aşağıdaki önerilerimize çekiyoruz:

Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Bunu, tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmler saydam ve katılımcı bir şekilde hyata geçmelidir.

Yeni medya alanında üretilecek siyasal ve toplumsal politikalar öncelikle ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkını temel alarak tüm paydaşların katılımıyla farklı hedef kitlelere yönelik olarak geliştirilmelidir.

Türkiye’de sayısal uçurumu çözmeye yönelik eğitim politikası geliştirilmeli; eğitim seferberliği başlatılmalıdır.

Türkiye’de var olan İnternet’in güvenli kullanımına yönelik çeşitli çalışmaların ilgili tüm kurum ve kuruluşları, STK’ları ve özel sektörü içerecek şekilde geliştirilmesi, işbirliği ve koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmalarda özellikle çocukların ve gençlerin görüşlerine başvurulması gereklidir. Çocukların ve gençlerin kullanım pratikleri onların bakış açısı ile, etiketlenmeden ve önyargısız bir şekilde disiplinlerarası bir yaklaşımla kavranmaya çalışılmalıdır.

Çocukların, gençlerin ve ebeveynlerin yeni medyayı doğru, etkin ve verimli kullanımı konusunda farkındalıklarının, bilgi ve beceri düzeylerinin artırılması gereklidir.

Türkiye’de her düzeyde (yaş, cinsiyet, kuşak, bölge) yeni medya okuryazarlığın geliştirilmesi gerekmektedir.

Medyanın yeni medyanın kullanımından kaynaklanan olanakları ve riskleri dengeli bir şekilde kamuoyuna sunması, toplumda doğru kanaat oluşumunu desteklemesi gereklidir. Medya ahlaki panik yaratmanın bir aracısı/zemini olmamalıdır.

Yeni medya ortamlarının kullanım bilgi ve beceri eksikliğiyle iyi niyet yoksunluğundan kaynaklı olası zararları üzerine yoğunlaşılarak, olanakları ve yararları göz ardı edilmemelidir.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir.

5651 sayılı kanunun ve ilgili diğer mevzuatın yurttaşın ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı temelinde yeniden ele alınması/düzenlenmesi gerekmektedir.

Yurttaşın kişisel verilerinin korunması anayasal bir haktır ve bağımsız ve özerk bir yapı tarafından bu korumanın sağlanması gereklidir.

Kullanıcı merkezli, kullanıcının haklarını odağa kalan tekno-sosyal politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz. Bunun için de Kullanıcı Hakları Bildirgemize tekrar dikkat çekmek istiyoruz: http://www.bildirge.org/

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

6 Nisan 2015

Internet Temel Insan Hakkıdır yazısının devamı »

Türk Telekom Anayasal Suç İşliyor

Türk Telekom’un MA-0051-03-2014 numaralı sözleşme ile ihale yaptığı ve gözetim donanımları satın aldığı çeşitli basın kuruluşlarında yer aldı. Sözleşmede belirtilen hedefler, yurttaşların anayasal hakları, temel hak ve özgürlükleri, hukukun evrensel ilkelerini çiğniyor.

Sözleşmede satın alınacak donanımın amacı “şebeke üzerinden taşınan trafiğin paket bazında detaylı olarak analiz edilmesi, yatırım plan ve önceliklerinin belirlenmesi, taşınan trafiğin uygulama bazında analiz edilmesi, şebeke kaynaklarının optimum olarak kullanılması, şebeke performansının arttırılması, art niyetli uygulama ve kullanıcıların tespit edilerek önlem alınmasının sağlanması. 5651 Sayılı ‘İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun’ değişiklikleri ile birlikte mevcut kanun gereği olan yükümlülükleri kati suretle yerine getirmektir.” şeklinde ifade edilmekte. Bu amaçla

  • — Sistem aynı İnternet sitesine ait HTTP ve HTTPS protokollerinin ayrımını yapabilecek, ayrım bazlı politika (shaping, drop, marking ve redirection) uygulayabilecektir.
  • — Sistem; WAP, HTTP, MMS, E-Mail, DHCP, FTP, HTTP Browsing, HTTP Streaming, MMS (Microsoft streaming), NNTP, POP3, RTSP, Streaming, SIP, Vonage, MGCP, Messenger (MSN,Yahoo v.s), SMTP, H323, Ultrasurf, Hotspot, TOR, Opera Mini gibi servis tiplerini destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • — Sistem; WhatsApp, Lime, Telegram, CoverMe, Google+, Tango, ICQ, Instant Messaging, Jabber, Open MMS, Skype, Messenger (MSN, Yahoo v.b) gibi mesaj uygulamalarını destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • — Sistem, VPN Tünel Prokollerini (Spotflux, Hotspot VPN, Mobile VPN, Safe Tun VPN, vpn Bitz, ibVPN, SecureLine, Onavo, HMA, VirtualBrowser, BIG VPN, VPN Direct, VPN Express, VPNOneClick, Freedome, TunnelBear, Hotspot Shield, Ultrasurf, TOR, Freegate, Gtunnel, GappProxy, Your Freedom, Hykproxy, Tunnelier, Gpass vb.) analiz edebilecek ve yönetebilecek kabiliyette olacaktır.
  • — Sistem, müşteri DNS sorgusundaki hedef DNS IP adresini farklı bir IP adresi ile değiştirebilecektir (DNS Overwrite özelliği)
  • — Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri alacaktır.
  • — Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak URL bazlı HTTPS trafiğini engelleyecektir.
  • — Sistemin tüm Multimedia, mesaj sistemleri, P2P, tüm servis ve uygulamaları analiz, izleme yetenekleri de var. Bunların arasında e-posta, ftp, DHCP, Skype, Whatup, Gtalk, MSN, VPN, Tor, Hotspot Shild gibi uygulamalar var.

Yukarıda adı geçen servisler; iletişim, haber alma, bilgiye erişme, örgütlenme gibi temel özgürlüklerimizi kullandığımız araçlardır. Sistem tüm bu servisleri izleyebilecek, dilediği gibi manipüle edebilecek ve engelleyebilecek yeteneğe sahip olacaktır. Böyle bir sistemin temel hak ve özgürlüklerimiz üzerinde bir tehdit olarak durması kabul edilemez.

Haberleşme gizliliği esastır, haberleşmeyi izlemek ancak yeterli nedenlerle mahkeme kararıyla mümkün olabilir. Tüm bu servislerin de esas olarak bir bir telefon konuşmasından farkı yoktur. Son yapılan düzenlemelerle telefon dinlemeleri zorlaştırılmıştır. Aynı korumanın İnternet üzerinden haberleşme için geçerli olması gerekir. Normal posta hizmetlerinde, mektubun iceriğine bakmak nasıl suçsa, e-postanın içeriğine bakılması, pek çok e-posta Web üzerinden gittiği için HTTP ve HTTPS’nin izlenmesi de suçtur. Bu kapsamdaki izleme çabası da anayasal suç, bunu teşvik eden BTK ve uygulayan TT’nin anasayal suç işlemesi anlamına gelmektedir.

Gözetime ek olarak sözleşmede adı geçen DNS Overwrite özelliği ise iletişime sahtekarlık yoluyla müdahaledir. Bu, bir kullanıcının kendi iradesi ve bilgisi dışında, erişmek istediğinin dışında başka bir yere yönlendirilmesidir. Bu da küresel İnternet standartlarının ihlalidir.

İnternet, Türkiye’de hak ettiği değeri bulamıyor. Kanun yapıcılar, düzenleyici aktörler ekonomi, kamu yönetimi, bireysel gelişim, demokrasinin gelişmesi, toplumun bütünleşmesi, toplumsal denetim, saydamlık, katılımcılık gibi faydalarını görmezlikten geliyor. Günlük siyasi çekişmeler için, muhalefeti bastırmak için, sansür için İnternet korkunç bir denetim ve gözetim ağı haline getiriliyor.

AB’ye üye olmak, 10. büyük ekonomi olmak, dünya ile bütünleşmek, turizmde lider ülke olmak, dünya finans merkezi olmak, yabancı yatırımlar çekmek gibi ifadelerle; İnternet’i denetlemek, kontrol altında tutmak, korkunç bir gözetim mekanizması kurmak, “bizim istemedigimiz kuş uçmasın” felsefesiyle problemleri çözmeye uğraşmak, son derece çelişkilidir. Yöneticilerin ve toplum önderlerinin bu durumu görememesi içler acısıdır.

Biz aşağıda imzaları olan Bilişim/Bilgi/iletişim alanında faaliyet gösteren demokratik kitle örgütleri olarak, BTK ve TT’yi açıklama yapmaya ve bu suçtan vazgeçmeye davet ediyoruz.
Bu konularda suç duyurusunda bulunmaktan, AİHM’ye gitmeye kadar her türlü mücadele yöntemini uygulayacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Alternatif Bilişim Derneği
Ankara Barosu Bilişim Kurulu
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
Elektrik Mühendisleri Odası
İnternet Teknolojileri Derneği
İnternet Yayıncıları Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
Türk Kütüphaneciler Derneği

Türk Telekom Anayasal Suç İşliyor yazısının devamı »

İnternetle Savaşmaktan Vazgeçip, İnterneti Ülkemiz için Bilinçli Kullanalım

internet-haftasi-2014-Logo

internet-haftasi-2014

İnternet Sanayi Devrimi ölçülerinde önemli bir gelişmedir. İnternet ve özellikle sosyal ağlar, bireysel gelişme, bilgiye erişim, ifade özgürlüğü, ar-ge, inovasyon, iş dünyası, eğitim, sağlık, eğlence, kamu yönetimi ve siyaset için dünya üzerinde 2.7 milyar insanın kullandığı, ülkemizde 35 milyon civarında yurttaşımızın kullandığı küresel bir ağdır. Anayasa Mahkememiz, AIHM kararlarına paralel bir şekilde Twitter yasağını kaldırdı. Hükümetimizi, temel insan hakkı olan ifade özgürlüğüne ve yurttaşların internete erişim hakkına Anayasamız, AIHM ve evrensel hukuk ilkeleri ışığında sahip çıkmaya, hukuka aykırı uygulamaları engellemeye davet etmeye, İnternetin ülkemize yapacağa katkıya odaklanmaya ve zararlı içerik için makul davranmaya çağırıyoruz.

İnternette mağduriyeti önlemenin yolu bilgi ve bilinçtir…

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararının ardından, Twitter Türkiye’den erişime açıldı. AYM’nin ihlal kararı malumun ilanıdır. Sadece Twitter değil, 5651 ile verilmiş erişim engelleri kararları temel hak ve hürriyetlere aykırıdır. AYM’nin kararının yanısıra 5651’e dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Ahmet Yıldırım kararı mevcuttur. Bu kararla yasanın kendisi ifade özgürlüğüne aykırı bulunmuştur.

Ülkemiz bir Hukuk Devletidir, ve Kuvvetler Ayrılığı demokrasimizin temelidir. Hükümet yetkileri ve BTK’nin mahkeme kararlarını, çeşitli yorumlarla, uygulamaktan kaçınmaları ve yetki gaspıyla mahkeme gibi davranmaları bir hukuk devletinde kabul edilemez. Bu bizi İnternetimiz ve demokrasimiz adına endişeye sürüklemektedir. AYM kararına uyulması , uzun süredir hasret olduğumuz oldukça sevindirici bir gelişmedir. Yetkililerin bütün yargı karalarına uymalarını bekliyoruz.

Vergi Bütün dünyanın Çözmeye Çalıştığı Bir Sorundur

İnternet yeni sektör ve meslekleri ortaya çıkartan, bazılarını yıkan, hiç birimizin öngöremediği yeniliklere yol açan, yaşamı köklü olarak değiştiren bir teknolojiler bütünüdür. Hızlı ve köklü değişimlerde çözümü zor olan bir çok sorun ortaya çıkartmaktadır. Bu sorunları tüm dünya ile birlikte, dikkatli, minimal, orantılı ve özgürlüklerin özüne dokunmayan, gelişmenin önünü kesmeyecek şekilde tüm paydaşlarla birlikte yapılmalıdır.

İnternetde Vergi problemi de bütün dünyanın yeniden düzenlemeye çalıştığı bir konudur. Sadece Türkiye bu konuda müzdarip değildir. Ama, mevcut uygulama dünya pratiğine uygundur. İrlanda düşük vergi ve teşviklerle Uluslarası Bilişim Firmalarını kendinde toplamıştır. Amerikan Firmaları, karayipler üzeriden offshore hesaplar yoluyla ABD hükümetine de az vergi vermektedir. Mevcut Uluslarası Sistemde bunlar meşrudur. Bunun çözümü zaman alacaktır.
Kaldıkı bizim mevzuatımızda vergi borcu nedeniyle Youtube, Twitter gibi şirketlere erişim yasağı getirmek mümkün değildir.

İçerik Çıkarma ve Evrensel Değerler

İnternet küresel bir ağdır. Bu küresel ağ üzerinde düzenleme (regülasyon) bazı evrensel değerler ve kabuller çerçevesinde yapılır. Genel bir konsensüs sağlanamayan telif haklarını dışta tutarsak, Türkiye’nin model aldığı demokratik ülkelerde olağanüstü durum olarak kabul edilen ve mahkeme kararı bile aranmayan haller dışında içerik çıkarma, erişim engelleme veya hizmetin çeşitli yollarla kapatılması gibi uygulamalar bulunmamaktadır. Bu olağanüstü durumlar ise çocuk pornosu ve açık şekilde seçilebilen ırkçı, ayrımcı nefret söylemidir. Terör bile değildir. Çünkü bu iki konu dışındaki konuların hemen hepsi çok tartışmalıdır ve kolayca ifade özgürlüğü sınırlarına girmektedir.

Türkiye’nin yapmış olduğu, içerik çıkarma ve kişisel bilgi talepleri ise bu konuların tümüyle dışındadır. Atatürk’e hakaret, montaj olduğu gerekçesiyle reddedilen hükümet yetkililerinin rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma konulu ses kayıtları, yurttaşlara ait istenmeyen fotoğraflar, marka değerinin zedelenmesi, müstehcenlik gibi içeriklerdir. Ülkemizde çok büyük bir problem olduğu halde nefret söyleminin, bu talepler arasında neredeyse hiç yeralmayışı altı çizilmeye değerdir. Bu tablo idarenin ve hükümetin hassasiyetlerinin odak noktasını göstermektedir. Görüldüğü gibi Türkiye’nin, Twitter ve Google gibi şirketlerden talepleri evrensel ölçülerin çok üzerindedir. Bu sebeple Twitter veya Google gibi firmaların içerik çıkarma konusunda Türkiye’ye çifte standart uyguladığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. “Twitter, Türkiye’yi dikkate almıyor, mahkeme kararlarını uygulamıyor, başka ülkelerde uyduğu kurallara Türkiye’de uymuyor” şeklindeki argümanlar gerçekçi değildir, doğru da değildir.

Aksine, küresel ağın bu kendine has düzeninden çifte standart bekleyen Türkiyedir. Bütün dünyanın bizim kutsallarımız, bizim etik, estetik anlayışımız, bizim müstehcenlik algımıza uygun olmasını ve buna uygun davranmasını beklemekteyiz. Türk mahkemelerin yetki alanı bütün dünya değildir. Ancak, Evrensel Normlar ve ülkeler arası anlaşmalarla bu yetki anlam kazanır. Bu son derece faydasız bir beklentidir. İnternet bütün dünyada insanları, kültürleri, iletişim ve etkileşim biçimlerini yakınsamaktadır. Kaynaştırmaktadır.

Kaldıkı gerek Twitter, gerek Youtube, kendi ifade özgürlüğü normlarına ve ABD yasalarına uymasada, mahkemelerin sakıncalı bulduğu içeriyi Türkiye IP’lerinden bağlananlara göstermiyor. Yeni 5651 düzenlemesinde getirilen URL temelli erişim engellemesi de tam bunu hedefliyor. Peki mağduriyetler ne olacak

İnternetin uluslarası, gayri merkezi, dağıtık ve sürekli gelişmekte olduğunu, hukukun hiç bir yerde oturmadığını, sorunlarla bütün dünyanın uğraştığını hatırlatmak isteriz. Uluslararası platformlarda, gelişmiş dünya ile birlikte ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, bireysel gelişme, iş yapma özgürlüğü gibi bireyi temel alan insan haklarına saygılı bir yaklaşımla yer almalıyız. Devekuşu gibi başımızı kuma gömmekte yada pire için yorgan yakma yaklaşımlarında vaz geçmeliyiz. Sonuçta, kendi yurttaşımızı cezalandırıp, ülke olarak kendimize zarar veriyoruz.

Evrensel hukuk normlarına uyan hak ihlallerine mahkeme kararı olmadan da usule uygun başvurular zaten çözülüyor. Bunun ötesine geçen talepler diyalog içinde bir ölçüye kadar çözülebilir.

Bu konuda yapılması gereken apaçık ortadadır. Birbirine paralel temel iki mücadele hattı izlenmelidir. Birincisi yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmaması için Yeni Medya Okuryazarlığı seferberliğidir. İkincisi ise mevcut mağduriyetlerin yarattığı problemlerin hafifletilmesi ve okuryazarlık bağlamında toplumsal dersler çıkarılması için bilinçlendirme kampanyaları yapılmasıdır. Empati sahibi, sorunlara hoşgörü ve diyalogla yaklaşan, farklı kültürlere saygılı, insan haklarına duyarlı bireyler olmalıyız.

Birincisinin tablet dağıtarak olmayacağı çok açıktır. Heleki internete bağlanamayan, her türlü giriş çıkış aygıtı kapatılmış tabletlerle hiç olmayacaktır. Biryandan kadın-erkek, doğu-batı, kent-kır arasındaki sayısal uçurumun kapatılması, diğer yandan da internet kullanımının derinlik kazanması için çaba harcanmalıdır. Eğitim müfredatları iyileştirilmelidir. Yerel yönetimlerle ve STK’larla bu konuda güçlü projeler yapılmalıdır. Evrensel hizmet fonu bundan daha iyi bir amaç için değerlendirilemez. Projenin yönetimi bütün paydaşları kapsayan, katılımcı, saydam yönetişim yapıları ile yapılmalıdır.

İkincisi için de “intihara sürüklenen genç kızlarımızı” retorik olmaktan öteye geçirecek adımlar atmaktır. Mağdurlar ve zor durumda bulunan insanlar bulunmalı, kendilerine ve ailelerine psikolojik, sosyal, maddi ve hukuki tüm yardımlar yapılmalı, kimliklerine ve kişilik haklarına saygı göstererek yaşananlar toplumsal birer ders olarak kaydedilmelidir. Özel yaşamı ve kişilik haklarını ihlal etmenin nasıl sonuçlara yol açabileceği, bu tür durumları yaratmamak veya hiç meydana gelmemesi için önlemler almanın yolları topluma anlatılmalıdır. Görüldüğü gibi bunun da sonu nihayetinde okuryazarlık ve yurttaşı güçlendirmektir.

Ayrıca yaşanan olayların büyük bölümünde mağduriyetlere sebep verenler ortada olmasına rağmen yeterli hukuki süreçler işletilmemektedir.

Özetle Türkiye, İnternet ile kavga etmeyi bir kenara bırakmalı, erişim engelleme, url filtreleme gibi çağdışı, sansürcü, negatif düzenlemeleri kenara koymalıdır. Pozitif politikalara yönelmeli ve yurttaşı İnternet ve yeni medya ile barıştıracak ve onu teknoloji karşısında güçlendirecek makro ve mikro adımları ivedilikle atmalıdır.

Son dönemde gerçekleşen 5651 değişikliği, yasal dayanağı olmayan site kapatmalar, url temelli engellemeler, dns engellemeleri ve dns sisteminin bozulması, çeşitli teknolojilere hukuksuz şekilde yapılan engelleme çabaları Türkiye’yi dünya İnternetinden uzaklaştırmaktadır. Türkiye’nin İnternet atmosferini zehirlemekte ve sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan elverişsiz hale getirmektedir.

Hükümeti, meclis üyelerini, BTK ve ilgili tüm kurumları, ve kamuoyunu İnternetimizin geleceğinin gündelik, kısır siyasi çekişmelere kurban olmaması için bu uyarıları dikkate almaya davet ediyoruz. İnternetin ülkemizin gelişmesi, dünya ile bütünleşmesi, demokrasımizin gelişmesi, daha saydam, katılımcı ve dayanışmalı bir toplum olma potansiyeli hayata geçmesi için, tüm paydaşların katılımı ile ulusal strateji ve eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Bu konularda katılımcı bir örgütlenme, araştırma enstitüleri ve geri besleme yapıları kurulmalıdır. İnternet ve Bilişim Teknolojilerinin ülkenin gelişme stratejinin önemli bir parçası olmalıdır. Ulus olarak İnternetden toplumsal yarar sağlamak için özgürlük boyutuna özen göstermeliyiz. İnternetin marjinal sorunlarından çok ana sorunlarına ve katkılarına odaklanmalıyız. İçerik sorunlarının çözümüne ifade özgürlüğünü esas alarak çözmeliyiz. Devlet yurttaşı eğitmeli, onu yetkin kılmalı, ona gerekli yazılımları sağlamalı ama neyin iyi neyin kötü olduğu kararını yurttaşa bırakmalıdır.

Yurttaşlarımızı da diğer tüm temel hak ve hürriyetlerimizle sıkı sıkıya bağlı İnternet hakkımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Alternatif Bilişim Derneği
Alternatif Medya Derneği
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
EMO – Elektrik Mühendisleri Odası
INETD – İnternet Teknolojileri Derneği
IYAD – İnternet Yayıncıları Derneği
Kadın Yazılımcı Oluşumu
Korsan Parti
LKD – Linux Kullancılar Derneği
PKD – Pardus Kullancıları Derneği
TURKMIA – Tıp Bilişim Derneği
TID – Tüm İnternet Derneği
TBD – Türkiye Bilişim Derneği
TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

12 nisan 2014

İnternetle Savaşmaktan Vazgeçip, İnterneti Ülkemiz için Bilinçli Kullanalım yazısının devamı »

Sansür Yasasını Durdurun !

Değerli Milletvekilleri,

Mevcut haliyle konuyla ilgili uzmanların, demokratik kitle örgütlerinin yoğun eleştirilerini almış, aleyhinde AİHM kararı olan 5651 nolu yasa TBMM’de görüşülen Torba Yasa kapsamında değiştiriliyor.

Yeni değişiklikler, Internet sansürünü daha da derinleştirecek ve İnternetin denetimini kurumsallaştıracaktır. Yasa değişikliği kapsamında yargı kararı olmadan yürütmenin talimatıyla erişimin engellenmesi sansürü kolaylaştıracaktır. Bu uygulama, “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin çiğnenerek, Internet üzerinde denetim ve kontrolün yürütme tarafından yapılması anlamına gelmektedir.

Yasa değişiklikliğinin zamanlaması da sorunludur. Tasarının, geleneksel medya araçlarının üzerindeki siyasal baskıyı açıkça gördüğümüz, öte yandan yurttaşlarımızın İnternet’i alternatif bir iletişim aracı olarak kullanıldığı Gezi direnişi ve 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra gündeme getirilmesi manidardır.

Internet’te erişim engelleme veya içerik çıkarma konusunda evrensel çerçeve nefret suçları ve çocuk istismarıdır. Bu suçların haricinde Internet’e müdahale etmek, kontrol altına almaya çalışmak çözüm değil, daha büyük problemler getirmektedir. Değişikliğin öngördüğü şuç türleri çok geniştir ve bununla mücadele için seçilen URL temelli filtreleme toptan gözetim getirmektedir.

Çözüm İnternet kullanımı için başta aileler olmak üzere tüm yurttaşların bilincinin arttırılmasıdır. Devletin esas görevi yurttaşları güçlendirmektir.

Bu yasa tasarısının Genel Kurul gündeminden ve torba yasa kapsamından çıkartılmasını istiyoruz. Hak ve özgürlüklerin korunduğu, ilgili tüm tarafların katkısıyla pozitif bir düzenlemenin yeniden yapılması için tüm vekilleri harekete geçmeye davet ediyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Internet Teknolojileri Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
Tüm Internet Derneği

Sansür Yasasını Durdurun ! yazısının devamı »

İnternet için Cumhurbaşkanına Çağrı

Sayın Cumhurbaşkanım,

Biz aşağıda isimleri bulunan Bilişim/Bilgi/İletişim Sivil Toplum Kuruluşları olarak 5651 sayılı yasa üzerinden yapılmak istenilen İnternet Düzenlemelerinin ülkemizin ekonomik gelişmesi, fikir ve kültür hayatı, siyasal yaşamı ve demokrasimiz için pek çok sakınca içerdiğini düşünüyor; endişelerimizi ve önerilerimizi iletmek için sizinle görüşmek istiyoruz.

İnternet bugün ülkelerin, toplumların, kurumların ve bireysel hayatın doğal bir parçası haline gelmiş, vazgeçilemez bir unsur olmuştur. Modern yaşam İnternetin etrafında yeniden şekillenmeye başlamış, iş şüreçleri ve örgütsel yapılar, iş yapma biçimleri, sosyal hayat internete göre yeniden biçimlenmeye başlamıştır.

İnternet bilgiye erişim ve ifade özgürlüğün en temel aracı haline gelmiştir. Bu Birleşmiş Milletler kararı ile pekiştirilmiştir. Bu nedenle internetin sansürden uzak olması ve özgürlüğü çok önemlidir.

Demokratik ülkelerde İnternete erişimi temel insan hakkı olarak öne çıkmakta ve güvence altına alınması için de Anayasalara girmeye ve geniş bant erişimi evrensel hizmet kapsamında değerlendirilmeye başlamıştır. Bu bakımdan her yurttaşa, ucuz, güvenilir ve güvenli internet erişimi sağlanması önemlidir. Yine aynı şekilde, her yurttaşın, interneti tüm boyutlarıyla hiç bir kısıtlamaya uğramadan kullanabilmesi çok önemlidir.

İnternet bireylerin hayal edemediği yaratıcılıklarını ortaya çıkartmakta, milyonları buluşturmakta, paylaşım ve bilgi ekonomisini tetiklemektedir. Genel olarak İnternet ekosistemi tüm ekonomiye ivme kazandırmaktadır.

Söz konusu tasarı, yönetişim ilkeleri gözardı edilerek, biz STK’ların görüşleri alınmadan, adeta yangından mal kaçırırcasına gündeme geldi ve komisyondan geçti. Bu tasarının Temel Hukuk ilkelerine, Anayasamıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, bireysel haklara aykırı olduğunu; ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı, kişisel mahremiyete aykırı, ülkemizin gelişmesine ve henüz yeşerme aşamasında olan İnternet sektörünün gelişmesine ciddi zarar vereceğini düşünüyoruz.

5651 sayılı yasayla ilgili bu değişiklik tasarısının dünya ile bütünleşmek, Avrupa Birliğinin parçası olmak isteyen ülkemizin bu amaçlarına ters bir uygulama olacağı, ülkemizin dünya üzerindeki algısına ciddi zarar vereceği endişesini taşıyoruz.

Bu görüşlerin ışığında İnternet, Bilgi, İletişim ve Bilişime gönül vermiş biz STK’ların endişelerini ve görüşlerimizi zatıalinize sunma isteğimizi bilgi ve müsadenize saygılarımızla arz ederiz.

İnternet Teknolojileri Derneği
TID-Tüm Internet Derneği
Alternatif Bilişim Derneği
LKD-Linux Kullanıcıları Derneği
PKD -Pardus Kullanıcıları Derneği
IYAD-İnternet Yayıncıları Derneği
EDER-E-Ticaret Altyapı Sağlayıcıları Derneği
TiEV -Tüm İnternet Eveleri Derneği
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Kurulu
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Türk Kütüphaneciler Derneği

İnternet için Cumhurbaşkanına Çağrı yazısının devamı »

Sosyal Medya Baş Üstünde Tutulmalıdır

Hello world!

Sosyal Medya Baş Üstünde Tutulmalıdır yazısının devamı »

2013 İnternet Raporu

ihafta13Bu çalışmalarda özellikle çocukların ve gençlerin görüşlerine başvurulması gereklidir. Çocukların ve gençlerin kullanım pratikleri onların bakış açısı ile, etiketlenmeden ve önyargısız bir şekilde disiplinlerarası bir yaklaşımla kavranmaya çalışılmalıdır.

– Çocukların, gençlerin ve ebeveynlerin yeni medyayı doğru, etkin ve verimli kullanımı konusunda farkındalıklarının, bilgi ve beceri düzeylerinin artırılması gereklidir.

– Türkiye’de her düzeyde (yaş, cinsiyet, kuşak, bölge yeni medya okuryazarlığın geliştirilmesi gerekmektedir.

– Medyanın yeni medyanın kullanımından kaynaklanan olanakları ve riskleri dengeli bir şekilde kamuoyuna sunması, toplumda doğru kanaat oluşumunu desteklemesi gereklidir. Medya ahlaki panik yaratmanın bir aracısı/zemini olmamalıdır.

– Yeni medya ortamlarının kullanım bilgi ve beceri eksikliğiyle iyi niyet yoksunluğundan kaynaklı olası zararları üzerine yoğunlaşılarak, olanakları ve yararları göz ardı edilmemelidir.

– Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir.

– 5651 sayılı kanunun ve ilgili diğer mevzuatın yurttaşın ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı temelinde yeniden ele alınması/düzenlenmesi gerekmektedir.

– Yurttaşın kişisel verilerinin korunması anayasal bir haktır ve bağımsız ve özerk bir yapı tarafından bu korumanın sağlanması gereklidir.

– Kullanıcı merkezli, kullanıcının haklarını odağa kalan tekno-sosyal politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz. Bunun için de Kullanıcı Hakları Bildirgemize tekrar dikkat çekmek istiyoruz: http://www.bildirge.org/

Raporun tamamına pdf olarak buradan erişebilirsiniz.

2013 İnternet Raporu yazısının devamı »

20. Yılında İnternet Bildirgesi

ihafta13

Türkiye İnterneti 20. yaşına bitiriyor. Biz, Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları olarak Üniversiteleri, Okulları Öğretmenleri, Ticaret ve Sanayi Odaları, Barolar, kısaca tüm Türkiye olarak bunu kutlamaya çağırıyoruz. Bu 16. internet haftası. Biz 8-21 nisan aralığını, bu 2 haftayı tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye ve e-devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çalışıyoruz. Bu süre boyunca, her Türk vatandaşı interneti konuşsun, interneti düşünsün, interneti kullansın ve internet’ten nasıl yararlanabilirim, işimi nasıl geliştiririm, kendimi nasıl geliştirebilirim diye araştırsın istiyoruz.

Dünya, İnternetin başını çektiği değişimin ortaya çıkardığı yeni toplum biçimine, Bilgi Toplumuna doğru geçişin sancılarını yaşıyor. Bilgi toplumu, bilginin bir üretim faktörü olduğu, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu, bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor. İnternet Bilgi Toplumunun aracı, tetikleyicisi, taşıyıcısıdır. Bu nedenle tüm dünyada ülkeler bütün vatandaşlarını geniş bir yelpazede internet okuryazarı yapmaya çalışmakta ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktadır. Herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya, tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya ciddi şekilde koyulmuşlardır.

İnternet, bireyi öne çıkarmanın yanında, geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün kılmıştır. İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde gelişmekte, sıradan yurttaşa bunları fazla teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar. Dünya yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle Sosyal Ağlar, wikipedia, Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, açık erişim, açık donanım, açık kitap, açık patent, açık bilim, açık ilaç geliştirme projeleri bunun örnekleri arasındadır. Geniş kitleler, internete erişim, açıklık, katılım ve refahtan pay istemekteler.

Dünya’da 2.4 milyar internet kullanıcısı, 908 milyon kayıtlı bilgisayar, 246 milyon alan adı, 650 milyon web, trilyon ölçüsünde web sayfası, milyonlar ölçüsünde video ve 200+ milyon civarında kişisel web/blog olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de ise 30-35 milyon civarında kullanıcı, 7 milyon bilgisayar, 333 bin Türkiye içinde, 1.262M Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %38’si interneti düzenli kullanıyor, İnterneti kullananlar %47.4; %52.8’i ise interneti kullanmıyor, hiç kullanmamış . Evleri   %48’inde internete erişim var, bu kırsal kesimde %28’e düşüyor.. Erkerkler %58 kadınlar %37 internet kullanıyor. Kentlerde oran %57 olan kullanım kırsalda %27′ye düşüyor. Kadınlarda ise oran kentde %46.3 ve kırsalda %16.3. Kırsalda, düzenli internet kullanan kadınların oranı %10.3. Sosyal ağlar ve yurttaş temelli içerik hızla gelişiyor. Facebook’a kayıtlı kullanıcı sayısı 1 milyarı aştı; günde 612 milyon kişi ziyaret ediyor; bir ay içinde mobilden bağlanan sayısı 680 milyon. Twitter’da 500 milyon kullanıcı söz konusu, aktif kullanan 200 milyon; günde 340 milyon tweet ve 1.6Milyar sorgu var. En çok izlenen kişi Lady Gaga/Justen Bieber, 36 milyon civarında. Linkedin 125 milyon civarında. WordPress 64 milyonu aşmış durumda. Facebook’ta 500 bini aşkın uygulama var.   Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker’de 6 milyar’ı aşkın foto var. Youtube üzerinden günde 1 milyarı epey aşkın sayıda video izleniyor. Video pazaranın %40′i youtube’ta. Her dakika 30 saatlik video youtube’a yükleniyor. 

İnternet, hic kimsenin tahmin edemediği bir şekilde gelişiyor. Biz arkadan geldiğimiz için işin özünü yakalayamıyoruz. Ama, pek çok kişinin eğlence ortamı olarak algıladığı sosyal ağlar, bir tanıtım, örgütlenme, eğitim, pazarlama ve haberleşme, buluşma ortamı olmuştur. Hiç bir büyük kurum, devlet, firma, proje buralarda olmama lüksüne sahip değildir. Artık kurumların sosyal ağdaki temsilcisi, kurumun en yetenekli elamanlarından biri olmak zorunda; hem kurumu, hem iletişimi, haklka ilişkileri, reklamı hem de internet iyi bilmek zorunda. Bloglar, kurumlar için bile, hem politikaları açıklama, hem kamuoyuna hesab verme, hem de kendini anlatma ortamı olmaktadır. İnternet, bilgiye dayalı, geniş kitlelerin katılımı ile hayata geçen yeni bir toplum biçiminin nüvesini taşıyor, ortam ve araçlarını sunuyor.

Ülkemizdeki gelişmeler dağınık, çelişkili, ve mehter yürüyüşünü hatırlatıyor. Ülkemizin 2006-2010′u kapsayan, bir Bilgi Toplumu stratejisi ve eylem planı vardı; eylemlerin çoğu yapılmadı ve işin daha ilginci toplum böyle bir stratejinin varlığının farkında değildi. Şu anda yenisi katılımcı bir şekilde yapılma sürecinde. Geçikmiş ama olumlu bir süreç. Kamu’da, profesyoneller arasında, üniversitelerde, okullarda, büyük şirketlerde yaygın internet kullanımı var. E-devlet, finans, sağlık, medya gibi başarılı sektörlerimiz var. Ama KOBİ’lerde, tarım sektöründe, kırsal kesimde, dar gelirli kesimlerde gidecek çok yolumuz var. Ülkemizde, internet konusunda heyecanlı kesimlerde var; bihaber kesimlerde . Geçikmeli de olsa 3G ülkemizde var , cep telefonları internete erişim aracı olarak yagınlaşmaya başlamıştır. Ama Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna döndürdüğünü söyleyebilmek mümkün değil. Serbestleşmede epey yol aldık gibi, ama pazar payları epey geri olduğumuzu gösteriyor. Geniş bant internet 20 milyona ulaştı (6.6 DSL, 1.9Bilgisayardan Mobil, 10.2 Cep Telefonu,.5 Kablo, .65 Fiber), ama yeteri kadar yaygın değil ve pahalı  I.T.U’nün 2011 verilerine göre Bilgi ve İletişimin maliyeti sıralamasında 161 ülke arasında ucuzlukta 65.. sıradayız; sabit de 81., GSM’de ise 97. sıradayız. Avrupada 38 ülke içinde 31. yiz. Yine ITU’nun IDI (ICT Gelişme indeksi) de Avrupa içinde 36/37 konumdayız, sadece Arnavutluk bizden kötü. İnternet ve telekomda KOBI’ler   yaşam savaşı veriyor. Bilişim alanında insan gücü açığı ve açığı kapatacak öğretim üyesi açığı had safhada.  Ülkemizde internet konusunda bir dağınıklık ve koordinasyonsuzluk söz konusu.

Uluslarası indekslerde en iyisinde bile ilk 50. ye giremiyoruz. 2 yılda bir yayınlanan Birleşmiş Milletler e-devlet indeksinde 59, 76, 69 dan sonra bu sene 80. sıradayız. Basın özgürlüğünde son 2 yılda 148 ve 154 sıradayız. Dünya Ekonomik Forumu sıralamasında uzun süren gerilemenin ardından 2007 seviyene tekrar yükseldik ve 52. olduk. Aynı rapor, ülkenin interneti ekonomide kullanımda geri kaldığını, bunun ise yurttaşların bilgi teknolojileri yetkinliğinin yetersizliğden kaynaklandığını belirtiyor. İnsani gelişme indeksinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinde, demokrasi indeksinde oldukça geriyiz: 90, 121, ve 88.

Bütün e-devlet çalışmalarına rağmen, halkımızın %20’si bir e-devlet hizmetini kullanıyor. İnternet kullananların %45′, e-devlet hizmetleirni kullanıyor. AB içinde belirlenen 22 hizmetin sunulmasında ortalamadan daha iyiyiz. Ama, kullanımda parçalı bulutlu bir konundayız. Gazete okuma, oyun, film muzik indirmede ortalamın üstünde, ama ürün hakkında bilgi alma, iş aram, e-devlet kullanımda en kötüler arasındayız. E-ihale konusunda sınıfta kalmış durumdayız.

İnternet Yasakları ise ülkemize zarar vermeye, suçsuz vatandaşımızı cezalandırmaya devam ediyor. Filtre, Phorm ve yasaklar ile adaletsizlik, başını kuma gömme ve kendimize zarar vermeye devam ediyoruz. Zararlı içerikle mücadele, demokratik bir hukuk devletine yarışır bir şekilde, yurttaş temelli olmalı, devlet eğitim, destek ve uygun yazılımları sağlamalıdır. Hiç bir bilimsel temeli olmayan, kamuoyuna kapalı, hukuki temeli olmayan bürokratik çözümler yerine, yönetişim ve özgürlük öncelikli makul çözümler peşinde koşmalıyız.

nterneti; kalkınmamız, dünya ile bütünleşmemiz, ülkemizde bilim ve teknolojinin gelişmesi, demokrasimizin gelişmesi, ve ülke içinde bütünleşme çabalarının merkezine koymalıyız. İnternet projesi, muasır medeniyet projesidir. En az GAP ve AB projeleri kadar önemlidir. Bir seferberlik ruhuyla konuya yaklaşmalıyız. Uygun bir vizyonla, doğru siyasal sahiplenme, partiler üstü çerçeve, katılımcı, saydam ve esnek yapılarla yeniden örgütlenmeli; kısa, orta ve uzun vadeli Eylem Planları hazırlamalı ve el birliği ile hayata geçirmeliyiz.

Yurttaşın Bilgi Teknolojileri yetkinliğini kazanması hayati önemdedir. MEB, temel bilişim derslerini zorunlu ve kapsamı geniş olarak tekrar koymalıdır. Bu dersler, marka ve ürün temelli olmaktan çıkmalı, kavram temelli olmalı; Ulusal İşletim Sistemi Pardus’a en azından eşit sans tanımalıdır. Bilgi Okur yazarlığı, işin etik, estetik, mahremiyet, güvenlik ve bilişim suçları boyutlarını kapsamalıdır. Lise ve Üniversitelerde, kendi alanı ne olursa olsun, tüm öğrencilere kelime işlemicisi, hesap tablolamanın ötesinde temel bilgisayar bilimi kavramları; programlama, ağ, veritabanı, bilgi sistemi gibi dersler verilmeli, ve öğrencilerin bilişimin neler yapabilecegini ve tehlikelerini kavramaları sağlanmalıdır. Ayrıca, Bilişim sektörünün ülkemiz için öncelikli bir sektör olması gerektiğinden, bilişim uzmanları yetiştirmek ulusal hedeflerimizden biri olmalıdır.

Ülkemiz gündemine Fatih Projesi vardır. Bu çok önemli, maliyetli ve çok riskli bir projedir. Bunun için katılım ve saydamlık şarttır. Bütün tarafların diyalog içinde bu projede hata yapmadan hayata geçirmek için dayanışma içinde olması gereklidir. Projenin yönetimi ve gelişimi, bizleri endişeye düşürmektedir. Bu projenin tüm ülkeyi bir pilot poroje haline getien görüntüsü, dünya ölçüşünde başarısız bir proje olması ihtimalini gündeme getirmektedir. Projenin, bilimsel bir şekilde, üniversite, Sivil Toplum, ve özel sektörle birlikte saydam ve katılımcı bir şekilde yönetilmesini gerekli görüyoruz.

İnternet, insanlığın gelişmesinde önemli bir aşamayı temsil etmektedir. İnternet, dünya ile bütünleşmek, AB’ye girmek isteyen, özgür bireylerin oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için vazgeçilemez bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.

İnternet Yaşamdır!

Alternatif Bilişim Derneği
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Elektrik Mühendisleri Odası
Internet Teknoloji Derneği
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
PHP Geliştiricileri Derneği
Tıp Bilişim Derneği
Türkiye Bilişim Derneği
Türk Kütüphaneciler Derneği

20. Yılında İnternet Bildirgesi yazısının devamı »

Yurttaşı İnterneti Bilinçli Kullanım Korur

Yurttaşı “Güvenli İnternet Hizmeti” değil, İnternet’in bilinçli ve farkındalık sahibi güvenli kullanımı korur…22 Kasım 2012

Geçen yıl 22 Kasım 2011 tarihinde yürürlüğe giren sözde “Güvenli İnternet Hizmeti” adı altında yurttaşlara sunulan “Devlet Eliyle Merkezi Filtre Sistemi” uygulaması ve uygun/ideal toplum tasarımı 22 Kasım 2012’de birinci yılını dolduracaktır. Bu uygulamaya ilişkin yürütmeyi durdurma istemiyle Alternatif Bilişim Derneğince açılan iptal davası halen Danıştay’da devam etmektedir.

Bu vesileyle siber uzamda bilgiye ve enformasyona erişim hakkını sınırlayan ve devlet eliyle düzenleyen bu uygulama ile ilgili kamuoyunun merak ettiği bazı hususlara dikkat çekmeyi toplumsal sorumluluğumuz olarak addediyoruz. Özellikle aşağıdaki şu hususlarda sorularımıza yanıt bekliyoruz

Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu (GİHÇK)

BTK, 22 Şubat tarihinde sessiz sedasız aldığı birinci filtre kararını, 15 Mayıs 2011’de on binlerce vatandaşımız tarafından sokaklarda protesto edilmesi, ülkemizdeki bilişim STK’larının hemen hepsinin “merkezi filtre uygulaması kabul edilemez” diyerek karşı çıkması, AGİT ve daha bir çok uluslararası raporların ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirmesi gibi gelişmeler sonucunda geri çekmek zorunda kalmış ve Ağustos ayında “görüşlere açılan ve onaylanan” son filtre kararında, İnternet’e uygulanacak filtrenin meşruiyetini sağlamak ve “ilkelilik/bilimsellik” görüntüsü sağlamak amacıyla, BTK’nın filtre üzerindeki belirleyici yetkisini bozmayacak şekilde, aile ve çocuk filtresi için esas alacağı “ilke ve kriterleri” danışacağı “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu” isimli bir yapı gündeme gelmiş bulunmaktadır.

Güvenli İnternet Hizmeti’nde aile ve çocuk filtresinde yer alacak listeleri oluşturmak için Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu (GİHÇK) kurulmuş olup, bu Kurulun çalışması ile ilgili olarak bugüne değin kamuoyunun bilgilendirilmediği görülmüştür.

1. Acaba bu Kurul geçtiğimiz süre boyunca kaç kere toplanmıştır?
2. Kimler bu toplantıya iştirak etmiştir?
3. Aileye uygun listenin kriterleri nelerdir?
4. Çocuğa uygun listenin kriterleri nelerdir?
5. Bu listeler hazırlanırken hangi uzmanların görüşlerine başvurulmuştur?
6. Dünyadaki ve Türkiye’deki hangi bilimsel araştırmalardan yararlanılmıştır?
7. Uyar-kaldır sistemi Güvenli İnternet Hizmeti’yle ne kadar ilişkilendirilmiştir?
8. Standart paket kullanan yurttaşlar “merkezi filtre sistemi”nden ne kadar etkilenmektedir?

Bilindiği üzere yönetişim uygulaması, tüm kamunun ve kamu erkiyle ilgili Kurulların hesap vermesi ve şeffaflığı ilkesi üzerine kurulmuş olup, Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu’nun da 22 Kasım 2011-22 Kasım 2012 tarihleri arasında yaptığı çalışmaları düzenli ve sistematik bir şekilde kamuoyu ile paylaşması gerekmektedir. Kurul’un çalışmalarına ilişkin olarak özellikle iletişim bilimleri, eğitim bilimleri ve diğer ilgili sosyal bilimler alanındaki uzman öğretim üyeleri ile fikir teatisi ve istişaresi içinde olması beklenirdi. Ancak, ne yazık ki böyle bir Kurul – akademi işbirliğinin somut adımları yoktur.

Güvenli İnternet Hizmeti uygulamasından sonra İnternet okuryazarlığı durumunda olumlu bir değişiklik yoktur…

33 Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen araştırmada Türkiye’nin de katılımcı ülke olduğu
Avrupa Çevrimiçi Çocuklar Araştırması (EU KidsOnline) Ekim 2012 Türkiye Raporuna bakıldığında, Ekim 2011’deki sorun saptaması ve tespitin bire bir devam ettiği görülmektedir. Türkiye’de hem çocuklar hem de ebeveynler İnternet mecrasında düşük beceriye, düşük kullanıma sahiptir bundan ötürü de görece düşük risklerle karşı karşıya kalmaktadır. EU Kids Online National Perspectives adlı bu Rapora göre: “Türkiye’de, çocuklar Avrupa’daki çocuklar arasında internet kullanım becerileri açısından en son sırada yer almaktadır: Türkiye’deki çocukların ortalaması sekiz üzerinden 2.6 iken diğer Avrupa ülkelerinde bu oran 4.2’dir. Türkiye’deki çocuklar ayrıca güvenli internet kullanımı becerileri konusunda en az bilgiye sahiptir… Tüm Avrupa ülkeleri arasında, Türk ebeveynlerin internet kullanımı en düşük seviyede ve internet hakkında en az bilgiye sahiptirler.” (2012)

Güvenli İnternet Hizmeti ile toplumumuz için tek bir aile tipi ve tek bir çocuk tasarımı verili ve doğal kabul edilmiş, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi İnternet kullanımına eğitsel yatırımlar yapmak, adeta dijital okuryazarlık seferberliğini gerçekleştirmek yerine, İnternet mecrası bir “öcü” ve “tehdit” kaynağı olarak görülerek, bu mecraya erişim sınırlandırılmış ve BTK eliyle ortam disipline edilmiş, düzenlenmiştir. Korumacı/kollamacı devlet-pasif yurttaş klasik yaklaşımını somutlayan “Güvenli İnternet” uygulaması, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi olarak İnternet’i güvenli kullanmalarına yönelik bir zemin hazırlamamıştır. Bu uygulama aynı zamanda, İnternet dolayımlı işlenen kimi bilişim suçlarını azaltmaktan uzaktır. Bilakis, anaakım ulusal medya ve kamu erki sürekli İnternet dolayımlı suçlara yönelik bir panik söylemi üretmektedir.

EU Kids Online National Perspectives adlı raporda yer alan Türkiye ile ilgili şu saptama oldukça yerindedir: “Maalesef, bugün Türkiye’de, hükümetin çabaları daha güvenli bir internet oluşturma konusunda daha üst düzey erişim kısıtlamalarına odaklanmıştır. Bu kısıtlamalar mevcut yasal önlemlerin geniş, orantısız ve keyfi kullanımı aracılığıyla uygulanmaktadır. En az 14.907 web sitesi Ağustos 2011-2012 arasında kanun hükümleri uyarınca engellenmiştir. Bu tür eylemler kesinlikle panik reaksiyonunun sonucudur ve çeşitli AB raporlarında ve toplantılarında belirtildiği gibi hükümetin internet kısıtlama ve sansür etme girişimleri kesinlikle vatandaşlar için daha güvenli bir internet sağlamak için uygun değildir. Türkiye vatandaşları için güvenli interneti sağlamak için daha demokratik çözümler geliştirmelidir.” (2012: 68).

Biz Aşağıda İmzaları olan Bilişim Dernekleri olarak “Güvenli İnternet kullanımı” hizmetinin arkasında duran kurumların, “İnternet’in güvenli kullanımı” yaklaşımını benimseyerek hareket planlarını güncellemeleri gerektiğini savunduğumuzu ve bu yaklaşımın kamuoyu nezdinde takipçisi olacağımızı duyururuz. .

BTK’yı, kurulların gerçekten kurulduğu, filtreye filtre denilen, ailelerin ve çocukların çeşit çeşit değer yargıları ile beslendiği, özgür, tarafsız ve ucuz bir İnternet erişiminin temel iletişim haklarımızdan biri olduğu, BTK’nın getirdiği bu devlet eliyle filtrenin uygulanması için Türkiye’nin İnternet omurgasına kurulmuş bulunan Derin Veri Analizi – DPI teknolojisinin ise bu hakkımızın en pervasız ihlallerine sebebiyet verebileceği gerçek dünyaya davet ediyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği http://alternatifbilisim.org/
INETD – İnternet Teknolojileri Derneği http://inetd.org.tr/
LKD – Linux Kullanıcları Derneği http://lkd.org.tr
BMO- Bilgisayar Mühendisleri Odası http://bmo.org.tr/
PKD Pardus Kullanıcıları Dernegi http://pkd.org.tr/
Ankara Barosu http://www.ankarabarosu.org.tr/
TİD – Tüm İnternet Dernegi
IPTV-DER http://iptv.org.tr/
TÜRKMIA – Tıp Bilişimi Derneği http://turkmia.org/
IvHP – İnternet ve Hukuk Platformu http://i-v-h-p.blogspot.com/

İlgili Kaynaklar:
http://www2.lse.ac.uk/media@lse/research/EUKidsOnline/EU%20Kids%20III/Reports/PerspectivesReport.pdf
https://yenimedya.wordpress.com/2011/05/10/btknin-aciklamalarina-yanit/
http://www.alternatifbilisim.org/wiki/BTK_4_A%C4%9Fustos_2011_G%C3%BCvenli_%C4%B0nternet_Hizmetine_%C4%B0li%C5%9Fkin_Usul_ve_esaslar_Tasla%C4%9F%C4%B1_De%C4%9Ferlendirmesi
http://www.alternatifbilisim.org/wiki/BTK_Filtre_Uygulamas%C4%B1_Dan%C4%B1%C5%9Ftay_Davas%C4%B1_Bas%C4%B1n_Bildirisi

Yurttaşı İnterneti Bilinçli Kullanım Korur yazısının devamı »

Yazılım Özgürlüğü Günü Bildirgesi

Yaşamımız her gün teknoloji, akıllı cihazlar ve bunları çalıştıran yazılımlar nedeniyle her gün gelişmekte, kolaylaşmakta ve zenginleşmektedir. Yazılım, bilişimi; bilişim, bilim ve teknoloji ise insanlığı bilgi toplumuna götürmektedir. Bir başka deyişle, yazılım ülkelerin gelişme yarışında stratejik bir önem kazanmıştır. Biz özgür yazılım gönüllüsü birey ve kuruluşlar, tüm dünyada Eylül’de 3. cumartesiyi “Dünya Yazılım Özgürlüğü Günü” olarak kutluyoruz. Bu yıl, 15 Eylül de Ankara, İstanbul, İzmir ve Çanakkale’de çeşitli etkinlikler yapıyoruz.

Hayatımızın ulaşımdan savunmaya, üretimden dağıtıma, eğitimden sağlığa, ticaretten kamu yönetimine, iletişimden eğlenceye tüm boyutlarını düzenleyen akıllı cihaz ve sistemlerin önemli bir bileşeni yazılımdır. Özgür yazılımlar, kaynak kodları herkesin incelemesine, kullanımına ve dağıtımına açık, kullanıcıya sınırsız özgürlük veren yazılımlardır. Özgür yazılımlar, ücretsiz, uyarlanabilir, sağlam, hızlı ve güvenlidir. Özgür yazılım dünyası, farklı bir yazılım üretme biçimi, farklı iş modelleri sunmaktadır. Tüm dünyaya yayılmış kullanıcı ve uzmanlarca imece yöntemi ile geliştirilen özgür yazılımları, insanlığın ortak malıdır.

Özgür yazılımlar, gömülü sistemlerden, süper bilgisayarlara, ev kullanıcılarından bankalara, kamu kurumlarından üniversitelere, tüm kurum ve bireylerin rahatça kullanabileceği, gereksinimlere göre basitleştirilebilen, sağlamlaştırılabilen, güçlendirilebilen yazılımlardır. Özgür yazılımlar, her alanda çözümler sunarak, yazılım tekellerine karşı tüketiciye seçenekler sunmaktadır. Pek çok ülke, kamu kurumlarında özgür yazılımlarının kullanımını benimsemiş ve bilgi toplumu stratejilerin bir parçası yapmışlardır. Ülkeler, güvenlik, tasarruf, istihdam ve rekabet avantajı için özgür yazılımları kullanmaktadır. Dünya üzerindeki hemen her ülke ve pek çok kurum kendi gereksinimlerine göre bir GNU/Linux dağıtımı geliştirmektedir. Ülkemizde de gönüllülerce çeşitli dağıtımlar üretilmiş, ve TÜBİTAK’ın girişimi ile Pardus hazırlanmıştır. Bir özgür yazılım ekosistemi kurulmaya başlanmış, yeni özgür yazılımlar ve uygulamalar geliştirilmekte, yerli özgür yazılım firmaları kurulmaktadır.

Özgür yazılım felsefesinin paylaşımcı yapısı başka alanlarda yankı bulmuştur. İnsanlık açık ders malzemeleri, açık erişim, açık patentler, açık donanım, açık mimarlık gibi yaklaşımlarla dünyanın daha yaşanır bir hale gelmesinine katkıda bulunmaktadır.

Bugün İnternet büyük ölçüde özgür yazılımların üzerinde çalışmaktadır. Dünyada 300 binin üzerinde özgür yazılım projesi vardı. Kanımızca, özgür yazılımların, kapalı kaynak kodlu yazılımlarla yetenek ve performansta yarışacak konumdadır. Özgür yazılımlara rekabet ortamı sağlanmasını ve kamu ihalelerinde eşit şans verilmesi istiyoruz. Kamudaki uygulamaların platform bağımsız olması gerekir. Başta temel bilişim eğitimi olmak üzere, her kademe eğitimin marka bağımlılığı yaratmayacak, kullanıcıyı tüm alternatif platform ve ürünlerde çalışabilme yeteneğini kazandıracak, ürünlere değil kavramlara ağırlık vermesini istiyoruz.

Özgür yazılımlarının ülkemizin kalkınması, bilgi toplumuna dönüşmesinde önemli rol oynaması gerektiğini düşünüyoruz. Ülkede herkesin özgür yazılımlarla tanışmasını öneririz. Özgür işletim sistemlerinde virüslerin olmadığını hatırlatmak isteriz. Gençlerimize özgür yazılım ailesi ile tanışmasını, kendilerini geliştirmesini, kendilerine özgür yazılım temelli iş kurmanın yollarını araştırmalarını önermek isteriz. Üniversitelerimizi, açık erişim, açık ders malzemeleri ve benzeri gelişmelere destek olmaya çağırıyoruz. İster kişisel bir kullanıcı, ister küçük ölçekli bir işletme, ister büyük ölçekli bir kamu veya özel kuruluşun yöneticisi olun, özgür yazılım alternatifini, maliyet ve verimlilik açısından değerlendirmeden karar vermeyin!

Ülkemizin geleceğinde bilişim önemli rol oynayacaktır. Özgür yazılımlar çoğu sektör ve bireyler için, Türkiye’nin üretmesi ve gelişmesi için, en etkin ve verimli seçenektir.

Daha Özgür ve verimli bir yaşam için Özgür Yazılım !

Bilgisayar Mühendisleri Odası(BMO),
Elektrik Mühendisleri Odası(EMO),
Alternatif Bilişim Derneği,
Ankara Barosu Bilişim Komisyonu,
Linux Kullanıcıları Derneği(LKD),
Pardus Kullanıcıları Derneği(PKD),
Tüm İnternet Derneği (TİD)
Türkiye PHP Grubu(PHP-TR),
İstanbul Python Kullanıcıları Grubu,
Jstanbul,
İnternet Teknolojileri Derneği(INETD)

Bahçeşehir, Bilkent, Çanakkale, Ege, İstanbul Teknik ve Sakarya Üniversitesi’ndeki bilişim/internet/özgür yazılım kulüp ve toplulukları

Yazılım Özgürlüğü Günü Bildirgesi yazısının devamı »

Akademisyenlerin Fatih Çalıştayı Raporu

INETD Teknolojileri Dernegi olarak 2010 Kasımından beri Fatih Projesi ile ilgileniyoruz. 2010 da İnternet Konferansını ITU de yapmıştık. Fatih Projesine Konferansta bir oturum ayırmak istedik; MEB ile temasa geçtik ama vakit azlığı nedeniyle, oturumu gerçekleştiremedik. 2010 Aralığında MEB EGİTEK ile temasa geçtik. Açık ortamlarda, Fatih Projesinin tartışılmasını önerdik, memnuniyetle kabul ettiler. Aralık ayında, Antalyada MEB’in Twilings etkinliğinde BÖTE bölüm temsilcileri katılımı ile Fatih projesi öğrenmeye ve tartışmaya başladık. Daha sonra, Ocak 2011’de ODTÜ’de herkese açık bir toplantı yaptık.

2011 Şubatında Akademik Bilişim Konferansı açılış günü büyük salonu Fatih projesine ayrıldı: 3 oturum yaptık. 2011 Aralığında Internet Konferansında yine qçılış günü bir salonu olduğu gibi Fatih Projesine ayırdık. 2012 Şubatında Uşakta, Akademik Bilişim Konferansında bir oturumu Fatih Projesine ayırdık. MEB’in ankara’dan gelmesi gereken temsilciler gelemediği için, yerel olarak projeye destek veren bir Formatör Öğretmen arkadaşımız panele katıldı.

Mart 2012’de Eğitekle birlikte Sabahattin Zaim Lisesinde bir akademisyen ekibi olarak incelemede bulunduk. Daha sonra Başkent Öğretmen evinde proje ekiplerinden projenin detaylarını dinledik. Ve Değerlendirmemizi ve önerilerimizi kapsayan bir rapor yazmaya başladık. Bir Wiki yardımı ile bir taslak rapor oluşturduk. Bakanlığa ve Proje Koordinasyon Kuruluna ilettik. Daha sonra Tubitak Başkanı başkanlığında toplanan Kurula raporu ve bulgularımızı sunduk.
En son olarakda Mayıs 2012’de Kampus Teknolojileri gününde bir panel ile 30 kadar akademisyenin oluşturduğu raporu sunduk ve Fatih projesininin çeşitli boyutlarını tartıştık.

Bütün bu çalışmaların belgelerini:http://fatih.inetd.org.tr adresinde bulabilirsiniz.

INETD olarak 7 Kasım 2011 tarihinde Fatih Projesi Katılımcı Bir Şekilde Hayata Geçirilmelidir başlıklı bir bildirge yayınladık. Bu Bildirgede Ocak 2011 ODTÜ ve Akademik Bilişim toplantılarında ortaya konan görüşlerden de yararlandık.

Çalıştay ve bu etkinliklere katılan ve görüş alışverişinde bulunduğumuz akademisyenler: Boğaziçi, Yıldız, Anadolu, Atılım, Ankara, Yüzüncü Yıl, Ege, Gazi, Hacettepe, Syracuse ve Bilkent Universitesi ile Hisar Okulları mensupları idi.

Akademisyenlerin Fatih Çalıştayı Raporu yazısının devamı »

İnternet Kullanıcı Hakları Bildirgesi

1. İnternet’e erişim temel bir haktır.

2. Devlet gerekli yasal düzenlemeler ve icra organlarıyla bu hakkı güvence altına almakla yükümlüdür.

3. İnternet’e erişim için gerekli olan altyapı teknolojilerinden, mümkünse ücretsiz ya da olabilecek en az bedeller karşılığında faydalanabilmek herkesin hakkıdır.

4. Ulusal/fiziki sınırların olmadığı, evrensel bir ortam olan internette kullanıcılar, hiç bir sınıfsal, ulusal, kültürel, cinsel, dinsel vb. ayrımlar gözetilmeksizin eşittirler.

5. İnternet’in etkin bir biçimde kullanılabilmesi için gerekli güncel bilgileri temel eğitim sisteminin bir parçası haline getirmek bir kamu sorumluluğudur.

6. İnternet için kurulan altyapılar şeffaf olmalıdır. Bu sistemler için kullanılan donanımsal/yazılımsal teknolojiler ile bu yapıları kuran/işleten, özel/kamusal kuruluşlar kullanıcıların denetimlerine açık olmalıdır. Şeffaflık yurttaşın temel hakkı, kamusal düzenleyici ve hizmet sağlayıcıların ödevidir.

7. Kullanıcıların seçimlerine saygı, İnternetin hem sosyal açıdan hem de teknik açıdan özgürce gelişebilmesi için ağ tarafsızlığı, altyapı ve hizmet sağlayıcılar için zorunlu bir ilkedir. Ağ tarafsızlığı, altyapı ve hizmet sağlayıcılarının farklı içerik ve uygulamalar arasında ayrımcılık yapamayacağı anlamına gelir. Ayrıca kullanıcının her ekipmanı, içeriği ve hizmeti, hizmet sağlayıcının herhangi bir müdahalesi olmadan kullanabilmesini mümkün kılar. Tarafsız internet erişimi her kullanıcının hakkıdır.

8. İnternet bugün, düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçekleştiği öncelikli iletişim alanı haline gelmiştir; aynı şekilde, müdahale edilmeden, sansürlenmeden bilgi edinme ve haber alma hakkının özgürce kullanılabildiği en önemli platformdur. Dahası, internet herkesi bir yayıncı haline getirmekte, bu yönüyle iletişimi demokratikleştirmekte ve kamu yararının ortaya çıktığı ayrıcalıklı iletişim ve etkileşim platformuna dönüşmektedir. İşte bu yüzden, internetin evrenselliği, bütünlüğü, açıklığı ve çok sesliliği korunmalıdır.

9. İnternet insani etkileşim ve sosyal ilişki için temel bir platform haline gelmiştir. Bu durum, internet erişimini en az seyahat özgürlüğü kadar temel bir insan hakkı haline getirmektedir. Bugün bir insanın seyahat özgürlüğü engellenemeyeceği gibi, internet erişimi de engellenemez.

10. İnternet, sadece bir iletişim alanı değildir; o bir etkileşim alanıdır. Bu da interneti örgütlenme özgürlüğünün asli parçası haline getirmektedir. İnternet bugün insanların örgütlenmek, demokratik bir biçimde katılımda bulunmak, tepki ve protestolarını demokratik bir biçimde ifade etmek için kullandıkları en önemli platform haline gelmiştir. Bu yüzden internete erişim hakkı, örgütlenme hakkının asli bir parçasıdır ve kısıtlanması demokratik hakların ihlali demektir.

11. İnternetin gayri-merkezi, tarafsız, sınır-aşan ve etkileşimli doğası, onu düşünce, ifade, bilgi edinme ve haber alma özgürlüğünün asli parçası kılmaktadır. İnternete devlet denetimi ve gözetimi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki en büyük engellerdir. Özgür ve sınırsız bir İnternet her kullanıcının hakkıdır. İnternet erişim hakkının korunması, temel haklar olan düşünce, ifade, bilgi edinme ve haber alma özgürlüğünün korunmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Dünyayı izleyebilen, kendi adına seçimler yapabilen geniş görüşlü fertler olabilmek için sınırsız ve özgür internet erişimi elzemdir.

12. Düzenleyici yasalar, sansür ve yasakları değil, hak ve özgürlükleri öncelemelidir. Suçla mücadele, çocuk ve aileyi korumak, terörizm gibi konjoktürel, muğlak, evrensel olmayan sebeplerle gerçekleştirilen erişim engellemeleri, kelime yasakları, merkezi filtrelemeler vb. yasak ve yaptırımlar sansürdür. İnternet’te sansür İnternet kullanıcılarının bilgiye erişim hak ve özgürlüğünü ihlal eder. Sansürsüz İnternet her yurttaşın hakkıdır.

13. İnsanlar şeffaf yasal zorunluluklar olmadığı sürece İnternet ortamındaki faaliyetleri nedeniyle kimliklerini açıklamaya zorlanamazlar. Anonim olmak her kullanıcının hakkıdır. Temel bir hak olan mahremiyet hakkı internet üzerinde yasal güvence altında olmak zorundadır.

14. İnternet kullanıcılarının kişisel verilerinin gizliliği esastır. Kullanıcılar, bu verilerinin hangi amaçlarla toplandığı ve nasıl kullanıldığını bilmek, buna itiraz etmek, kişisel verilerinin silinmesini, yok edilmesini istemek hakkına sahiptir.

EMO – Elektrik Mühendisleri Odası
Alternatif Bilişim Derneği
INETD – Internet Teknolojileri Derneği
LKD – Linux Kullanıcıları Derneği
SansüreSansür.org
Engelli web
PKD – Pardus Kullanıcıları Derneği
TieV – Tüm İnternet Evleri Derneği
Ankara Barosu Bilişim Kurulu
Korsan Partisi Hareketi

İnternet Kullanıcı Hakları Bildirgesi yazısının devamı »

15. İnternet Haftasına Katılım Çağrısı

İnternet Haftası Logosu

Türkiye İnterneti 12 nisanda 19. yılını doldurmuş olacak. Türkiye İnternet Kamuoyunu, 9-22 Nisan’da gerçekleşecek 15. İnternet Haftasını, tüm ülkede internete verdiğimiz öneme yakışır bir şekilde; interneti savunmaya, interneti konuşmaya ve bu doğum gününü kutlamaya çağırıyoruz. Tüm kesimlerden; Üniversiteler, Ticaret ve Sanayi Odaları, Çiftçi Birlikleri, Ziraat Odaları, Mühendis Odaları, Barolar, Tabip Odaları, Bankalar Birliği, Noterler Birliği, Organize Sanayi Bölgeleri, Yerel Yönetimler, İnternet Cafeler, Okullar, Kaymakamlıklar, Valilikler, Bakanlıklar, tüm kamu yönetimi, özel sektör, internet şirketleri, Bilişim/Bilgi/İletişim STK’ları, Demokratik Kitle Örgütleri, Bilişim Klüpleri, Tüm Medya Kuruluşlarını, Bireyleri bu İnternet Haftasını tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye ve e-devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çağırıyoruz.

İnternet Haftası toplumda internet kültürünü yaymak, internet bilincini yaratmak, interneti tanıtmak, büyütmek, yeni projeler başlatmak, sorunları ve çözüm yollarını tartışmak, kısaca interneti Türkiye gündemine yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye internetinin gündemindeki sorunları tartışmak, özellikle yönetişim, yasal düzenlemeler, serbestleşme, internet ve telekom sektörünün gelişimi, iş yaşamı, eğitim, kültür ve demokrasi boyutlarını gündeme getirmek; bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı, mahremiyet, bilgi güvenliği, sosyal ağlar, ve Bilgi Toplumu kavramlarıyla tüm toplumu tanıştırmak, bu İnternet Haftası için seçtiğimiz önemli bir hedeftir. Bu kapsamda yukarıda saydığımız tüm kurumlar, örgütler, firmalar, yerel yönetimler ve bireylerden bu etkinliklere katkıda bulunmalarını bekliyoruz. Bu etkinlikleri, tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Geçen yıllarda 50 civarındaki ilde İnternet Haftası etkinliği yapabilmiştik. Bunu zamanla tüm illere çıkartmak istiyoruz. Bu yıl özellikle yeni kurulan Üniversiteler ve illerinde etkinlik yapmak istiyoruz. Tüm ilçelerde, tüm okullarda, tüm belediyelerde, ziraat odalarında, ticaret ve sanayi odalarında, organize sanayi bölgesinde, halk kütüphanesinde bir etkinlik yapılsın istiyoruz. İnternetin önemine inanmış her kişi ve kurumu bu çorbaya kendi olanakları ölçüsünde katkıda bulunmaya çağırıyoruz.

Basından interneti, olanakları, sorunları, projeleri, özellikle e-türkiye ve e-devleti anlatmasını ve ne yapılmalı, nasıl yapalım sorusuna yönelik yazılar, ve haberler çıkmasını istiyor; internet sayfaları, internet ilaveleri; internetin çesitli uygulamalarını anlatan yazılar bekliyoruz. Bu sene, öne çıkan sosyal ağlar, demokrasi, yasaklar ve ifade özgürlüğü, Fatih Projesi, mahremiyet, bilgi güvenliği, bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı konularında toplumu bilgilendirmeye önem verilmesini istiyoruz, bekliyoruz. İnternet haftasında dağıtılan internet kitapçıkları yararlı olur diye düsünüyoruz. TV’lerden gene tanıtıcı programlar; ve internetin Türkiye’nin gündemine girmesine katkıda bulunacak açık oturum, forum gibi programlar bekliyoruz. Özellikle, siyasal kadroları da bu tartışmaya çeken, ulusal politika oluşturulmasına katkıda bulunacak programlar arzulamaktayız. Üniversitelerden ve Servis Sağlayıcılardan bu konularda basına destek olmasını bekliyoruz. Her kamu kurumundan kendi e-devlet projesini önce kendi webinde anlatmasını, vatandaşlara yönelik broşür hazırlamasını, kurum içinde tanıtım ve eğitim yapmasını, basın ve vatandaştan geri besleme mekanizmaları kurmasını istiyoruz, öneriyoruz. Kamu kurumlarının küçük de olsa yeni bir “e-devlet” hizmeti başlatması güzel bir katkı olur. Küçük, büyük her kurumun kendi webini gözden geçirmesi, web 2.0 özelliklerini eklemesi; kurumsal politikaları anlatan bloglar, kullanıcıların görüşlerini yazabileceği sayfalar, yeni hizmetler eklemesi çok güzel olur. Bir tarama mekanizması, telefon rehberleri, geri besleme formları, yenilikleri haber veren servisler, sıkça sorulan sorular dokümanı ilk anda akla gelen konular. Web sayfalarının W3C standartlarına uygun olması, platform ve tarayıcı bağımsız olması; engelli yurttaşlara, düşük bant genişliğine uygun seçeneklerin olması önerilir. RSS ve Wiki gibi yeni nesil hizmetlerin olması, üretilen tüm dokümanların webten erişilebilir olmasını arzuluyoruz. Tüm webin mobil erişimde düzgün çalışmasına yönelik çalışmaları bekliyoruz. Tüm kurum çalışanlarına sunulan e-posta ve webmail hizmeti, blog, kurum içi haberleşme mekanizmaları, wikiler, gene mütevazi hedefler arasında. Kurumun, kültürel mirasının, tarihsel gelişimin internete aktarılmasına yönelik katkılarda yararlı olur. Bireylerden kendi kişisel weblerini oluşturmalarını, uzmanlıklarını, meraklarını, katkılarını internete taşımalarını destekliyoruz. Yurt dışı alan uzayındaki kişisel sayfaların adsoyad.com.tr, info.tr, biz.tr , web.tr, gen.tr, tv.tr v.b. ile Türkiye alan uzayına taşınmasını öneriyoruz. Avukatlarımızı, av.tr, doktorlarımızı dr.tr altında çalışmaya çağırıyoruz. İnternet haftasında internetle tanışmamış kitlelere interneti tanıtacak, bir `Internete Dokunun’ sloganlı etkinlik yapabiliriz. Kütüphanelerde, ve tüm üniversitelerde `Internet cafe’, internet evi, gibi internet erişim mekanları açılması önem verdiğimiz etkinlikler arasında. Bunu özellikle, buna gereksinim duyulan, bölgelerde teşvik etmek istiyoruz. İnternet kullanmayı öğreten kursları ücretsiz ya da mütevazi ücretlerle sunan kampanyalar; İnternet Cafelerde ucuzluk kampanyaları gibi. Web yapmayı, kişisel güvenliği, sosyal ağlarda mahremiyeti sağlamayı, spam ve virüse karşı korunmayı öğreten mütevazı kursları Sivil Toplum Kuruluşlarından, İnternet Cafelerden, Üniversitelerden, internet şirketlerinde yurdun dört bir köşesinde bekliyoruz. Ana babalara, öğretmenlere, hakim ve savcılara, avukatlara yönelik etkinliklerin, sohbet toplantılarının altını çizmek isteriz.

Konferanslar, bu sürede yapılabilecek en kolay ve önemli etkinlikler arasındadır. Genel tanıtıcı konuşmalar, çeşitli özel konuları, etkileri, sorunları uygulamaları gibi, örneğin eğitim, hukuk, sağlık, ticaret, eğlence, turizm gibi konular bu tür etkinlikler arasında sayılabilir. İnternetin tarihi, siyasal etkileri, olanakları, ve sorunları da tartışılabilecek konular arasında. Süresi biten ve henüz yenisi yapılmayan Bilgi Toplumu Stratejisi ve ilgili Eylem Planı özellikle konuşulması gereken konuların başında geliyor. İnternetin altyapısı, çalıştırılması ve uygulamalarının teknik boyutları konusunda da seminerler yapılabilecek etkinlikler arasında. Türkiye İnternetinin çeşitli sorunlarını irdeleyen ve özellikle, ne yapılmalı sorusuna cevap aramaya yönelik açık oturum türü etkinlikler önemlidir.

Ülkemizde internet kullanımı %45 civarındadır. KOBİ’ler ve kırsal kesimde, kamu hizmetlerin kullanımında ciddi düşüklük söz konusu. Sayısal bölünmenin önlenmesi, Kamu İnternet Erişim Merkezlerin (KİEM) kullanımı gibi uygulamaların tartışılması, çeşitli sektörlere yönelik Ulusal Politikaları, internet ve temsil ettiği teknolojileri Türkiye gündemine yerleştirmeye yönelik çabalara öncelik vermek istiyoruz.

Bu etkinliklerin planlanması ve hayata geçirilmesinde, ilgili herkesten katkı bekliyoruz. Bu kapsamda, haftaya mütevazi ölçülerde sponsorluk yapacak kurumları arıyoruz. Bu yıl geniş kapsamlı afiş basıp dağıtmayacağız. Kurumların webteki afişleri uyarlayarak kendi afişlerini basıp dağıtmasını önermekteyiz.

Şu konuların altını çizmek istiyoruz:

  • Kendi Okulunu İnternetle Bütünleştir ! Ülkemizin gündeminde Fatih projesi var. İnterneti etkin kullanan, etik ve estetik kültürü gelişmiş, bilgi güvenliği ve mahremiyet kavramlarını içseleştirmiş gençlik yetiştirmeliyiz. Özellikle devlet okullarını kurumsal kimliği ile internette olmasını ve eğitimin internetle harmanlanmasına çok önem veriyoruz. Okulun kendi webi öğretmen ve öğrencilerin e-posta adresleri olması, kişisel weblerinin olmasını çok önemsiyoruz. İnternetin, eğitim sistemin organik bir parçası olmasını hedeflemeliyiz. Artık, internete yüksek kapasite ile bağlı olmayan okul kalmasın! İnternetin eğitim sistemin bir parçası olması; öğrencilerin bilgi ve bilişim okur yazarı olması; internet üzerinden okul gazetesi çıkarması, wiki ve bloglarla birlikte üretme deneyimi kazanması; dünya üzerindeki akranları ile temasta olması önemlidir. Öğrencilerimizin Vikipedi’ye katkıda bulunmasını teşvik edelim. Hafta kapsamında öğretmen ve öğrencilerle sohbet toplantıları, internetin eğitimi nasıl zenginleştirebileceğini konuşmak, bu alandaki özgür yazılımlarla tanışması çok yararlı olabilir.
  • Bir halk kütüphanesini İnternete bağla! Bugün kütüphane ve internet enformasyon kaynaklarına erişim anlamında bütünleşmiştir. Bilgisayarı olmayan vatandaşlara ucuz internet erişimi sağlamakta kütüphaneler önemli görev üstlenebilirler. Kütüphanelerin, bilgi arayan insanlara yol göstermesi de onların ana görevlerinden biridir. Kütüphanelerin e-kitaplara sahip olması, en azından öncü kütüphanelerde e-kitapları deneysel olarak ödünç vermeye başlamasını önermek isteriz.
  • Belediyeler bünyesinde halka açık internet evlerinin açılması. Burada ucuz internet erişiminin yanında, belediyenin hizmetlerini internet üzerinden sunması, kendini tanıtması, interneti bir hesap verme, saydamlık ve geri besleme mekanizması olarak kullanması önemlidir. Belediyelerin projelerini tüm detayları ile webte yayınlaması, meclis gündemi ve tutanaklarını, webcast ve podcast ile canlı ve sürekli yayınlaması, web 2.0 araçları ile vatandaşla etkileşim içinde olması önemlidir. Belediye kararlarını, vatandaş öneri ve şikayetlerini, sosyal ağlar teknikleri ile webte yayınlaması önerilerimiz arasındadır. Belediye duyuru mekanizmaları ve geri besleme wikileri denemeye değer.
  • Kültürel Mirası İnternete Taşı ! Kurumlar ve sivil örgütler olarak, kültürel mirasımızı, çok kültürlü, çok sesli yapımızı internete aktaralım. Buna ulusal boyutta tanıtımı da ekleyelim. Bireyler olarak da kendi kültürel birikimimizi, mesleki deneyimlerimizi, bireysel meraklarımızı internete taşıyalım. Tüm kurumlardan ellerindeki tüm kitapları, raporları, resimleri, filmleri, ses kayıtlarını bir program dahilinde webte yayınlamaları önermekteyiz. Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, TÜBA ve TÜBITAK’tan ellerinde telif hakkı sorunu olmayan tüm kültürel ürünleri webte yayınlamaya çağırıyoruz. Kar amacı gütmeyen kurumlara da piyasada satılan kitapları da webte yayınlamayı önermekteyiz. Hem çok daha fazla okuyucuya erişecektir; hemde satışlar düşmeyecektir kanısındayız. Müzelerimizi, taş plaklarımızı, eski gazete ve belgelerimizi internete taşıyalım.
  • Üniversitelerden, tüm raporları, tüm tezleri Açık Erişim kapsamında kurumsal arşivde yayınlamasını, yapabildiği ölçüde tüm konferansları video, ses ve metin olarak yayınlanmasını önermek isteriz. Ulusal Açık Ders Malzemeleri projelerine destek olmalarını, öncülük etmelerini bekliyoruz. Tüm topluma ve bölgeye yönelik ders, seminer ve konferansları internet teknolojileri yoluyla sunmasını öneriririz.
  • Bir e-devlet hizmetini başlat! Küçük de olsa yeni bir hizmet başlat. Bir kardeş kamu kurumu ile veri değişimini hayata geçir. Webini tarayıcıdan bağımsız hale getir. W3C standartları ve birlikte çalışabilirlik kriterlerine uygun hale getir. Özürlü yurttaşlara yönelik sayfalar hazırla. Mobil uygulamalar geli,ştir. Kamuoyunun istediği verileri açmaya başla. Haber verme RSS servisi başlat. Web 2.0 uyumlu olmaya çalış.
  • Bir Mobil Uygulama başlat! İnsanlar her yerde, her zaman her türlü bilgiye erişmek, eğlenmek, öğrenmek ve işlerini ve meraklarını takip etmek istiyorlar. Mobil uygulamalar, yaşamımızı her gün daha fazla giriyor. Tüm kurumlardan, mobil uygulamalara önem vermesini istiyor, ve İnternet Haftası vesilesiyle bir mobil uygulama başlatmaya çağırıyoruz!

Yukarıda belirtilen etkinlikler esasta bir fikir vermek içindir. Türkiye Internetini büyütecek her türlü etkinliğe açığız, destekleriz. Her internet gönüllüsünden, internetin önemini kavramış her kişi ve kurumdan, Türkiye internetinin parçası olan herkesten destek bekliyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Bilişim STK Platformu

http://internethaftasi.org.tr

15. İnternet Haftasına Katılım Çağrısı yazısının devamı »

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır

İnternet Sansürünün Yeni Aracı ACTA'yı Protesto Ediyoruz!
İnternet Teknolojileri Derneği dünya çapındaki ACTA protestolarına
katılarak, bugün(11/02/12), bir günlüğüne  webini kapıyor.
ACTA (The Anti-Counterfeiting Trade Agreement), yani "Ticarette
Sahteciliğin Önlenmesi Sözleşmesi", 2007 yılından bu yana başta Müzik
ve Film endüstirisinin devleri olmak üzere tüm telif hakkı lobilerinin
zorlamasıyla ABD'nin uluslararası platforma taşıdığı bir anlaşmadır.
ACTA internet, dolayısıyla dijital ortamda kullanıcılara ve servis
sağlayıcılara ise birçok kısıtlama ve sorumluluk getirmektedir. Tüm
kullanıcıları potansiyel "sahteci" yerine koyan anlaşma "bu potansiyele
karşı" her türlü önlem ve cezaya uluslararası ölçekte hukuki zemin
hazırlamakta. Öte yandan ACTA sadece interneti kısıtlamıyor. Çok
temel/gündelik kullanılan jenerik ilaçlar, temel besin üretimi için
gerekli tohumlar bile ACTA'nın getireceği düzenlemelerle rahatça
dolaşamayacak, yasaklanabilecek.
İnternet kullanıcılarına sahip oldukları dijital donanım, yazılım ya da
içerikler için her türlü tedbiri alma yükümlülüğü getirilmektedir.
Servis sağlayıcılar için altyapıları üzerinden gerçekleşen ihlalleri ve
ihlali gerçekleştiren kullanıcıları ilgili makamlara bildirme
zorunluluğu öngörülmektedir. Bu da ancak içerik dahil tüm trafiğimizin
gözetlenmesi ve takip edilmesi ile mümkündür. Kullanıcıların kişisel
verileri ve özel yaşamlarının gizliliği büyük tehdit altındadır.
2010 yılından gizlice yürütülen müzakereler sonucunda ilk olarak ABD,
Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Singapur ve Güney Kore, ACTA anlaşmasını
imzalamıştır. Geçtiğimiz Ocak ayında da Avrupa Parlamentosu'nda yapılan
gizli oylamay ile 27 Avrupa Birliği ülkesinin 22'si bu anlaşmayı kabul
etmiştir.
İnternet temel bir insan hakkıdır. İnternete müdahale, temel hak ve
özgürlüklerimize müdahaledir. Kabul edilemez. Bu müdahaleyi bir günlük
geçici karartmayla protesto ediyoruz.
İnternet yaşamdır, sansürlenemez!

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır yazısının devamı »

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır

İnternet Sanayi Devrimi boyutlarında devrimsel bir gelişmedir. Yaşamın bütün boyutları bundan köklü olarak etkilenmekte, sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden tanımlanmakta, iş yapma biçimleri, eğitim, eğlence, kültür değişmektedir. Bu değişimden etkilenenler arasında kamu yönetimi ve siyaset de vardır. “Arap Baharı”ndan, “Wall Street İşgaline” pek çok olay bu değişimin yansımalarıdır. Sosyal Ağlarda örgütlenen kitleler bilgiye erişim, yönetime katılma, saydamlık ve refahtan pay istemekteler. İnternet, katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik olanakları artırdı, ve demokrasi katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik demektir.

BTK ise İnternet Sansürü savunmakta bu konularda saydam ve katılımcı olmakta ayak direnmektedir; adeta nasıl kamu oyuna kapalı çalışırım üzerine kafa yormaktadır. Kendi yayınladığı yönetmeliğe göre bir kurul oluşturup onun belirlediği ilkelere göre BTK beyaz ve kara listeyi hazırlayacaktı. 22 kasım öncesi böyle bir kurul oluşturulduğu, kurulun kimlerden oluştuğu, kurulun belirlediği ilkeler kamuoyundan saklandı. Ancak, 22 kasımda açıklanan basın duyurusunda kurulun oluştuğu bilgisi ve ilkeler açıklanıyor. Bu İnternet çağında, demokratik bir hukuk devletinde bu yaklaşım kabul edilemez. BTK “biz yaptık oldu” alışkanlığı terk edip, kamuoyuna bilgi verme, hesap verme, diyalog içinde, saydam ve katılımcı yapılar içinde çalışmayı benimsemelidir. Yasal olmak yetmez, hukukun evrensel ilkelerine, ve demokrasinin gereklerine uymaya çalışmalıdır.

 

Bu kurulun kimlerden oluştuğu, yetkinliği kamuoyu denetimine açılmalıdır. Kurul, ilkelerini açık ortamlarda tartışmalıdır. Diyalog ve saydamlıktan ancak toplumsal fayda çıkar. Bu ilkelerin nasıl hayata geçeceği konusunda açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. Oluşturulan beyaz ve kara listelerin büyüklüğü, kategorik yapısı kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu işlerde kaç kişinin çalıştığı, onların eğitim, birikim ve yetenekleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır .

 

BTK kendi yetkisini aşmakta tescillidir. Hiçbir yetkisi olmadan, akıl ve mantığa aykırı bir şekilde, 140 civarında kelimeyi içeren alan adlarının yasaklanmasını istemiş, kamuoyu tepkisi üzerine tevil yoluna gitmiştir. Yine, hiçbir yetkisi yokken, yer sağlayıcı firmalara bazı alan adlarına yer sağlamayı durdurmayı söylemiş, sonra da vazgeçmiştir. Bir kamu kurumunun inandırıcılığı ve ciddiyetini taşımayan bu kanunsuz davranışlar dolasıyla özür dileme inceliğini bile gösterememiştir. Youtube konusunda yasağının vergi nedeniyle olduğunu söyleyerek toplumu ve Cumhurbaşkanını yanıltmıştır. İnternet Kurulu ile birlikte artık iyice ayıp haline gelen youtube yasağına hülle ile bir gecekondu çözümü bulmuştur. Bir danışıklı döğüşle ilgili videolar önce kaldırılıp sonra tekrar konmuştur. Böyle bir kurumun yaptığı her şeye şüphe ile bakmak ve saydamlık ve katılım istemek en doğal hakkımızdır! Twitter ve facebook’u yasaklayan, yurt içi profilini tasarlayan ekibin uzmanlığı merak etmemek elde değil.

 

 

Yapılan yargısız infazdır!

BTK dünya üzerindeki 525 milyon web içinden çocuklar için beyaz liste, aileler için kara liste oluşturacaktır. Hangi bilimsel yetkinlikle, hangi süreçlerle bunu belirlediğini açıklamalıdır? Böyle bir uygulama, bir yönetmeliğe dayanarak yapılamaz. Yasal bir dayanağı olsa bile yargı dışında hiçbir kurum, yargılama yapmadan, savunma almadan yasaklama kararı veremez. Bu yönde kararlar, yasal olarak düzenlense bile hukuki olamaz; hukukun evrensel ilkelerine, temel insan haklarına, ifade özgürlüğü ve ticaret hukukunun ana ilkelerine aykırıdır.

Filtre temel haktır ama devletin merkezi filtresi sansürdür

 

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır.

 

Filtrenin seçimlik oluşu sansür olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur. Bilindiği gibi Avrupa Adalet Divanı Servis Sağlayıcılara Filtre empoze etmenin insan haklarına ve dolasıylaAB hukukuna aykırı olduğuna karar verdi. Böylece bizlerin uzunca bir dönem söylediğimizi doğruladı.

 

BTK Ticareti düzenlemektedir !

 

BTK’nın kendi keyfince yasaklar getirmesi ticareti düzenlemektir. Sadece yurttaşın bilgilenme hakkı, ifade hakkına değil, eğlenme ve ticaret yapma hakkına da karışmaktadır. AB’den ve Dünya Ticaret Örgütünden gelecek eleştirilere hazır olun!

 

Ne Yapılmalı ?

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiye’nin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

 

Çocuk profili bir yandan pedofilleri çekecek bir ortam oluşturarak, öte yandan ana babalara sorumluluktan kurtaran sahte bir güven verecektir. Tabii ki ana babalar filtre ve başka uygun yazılımlar kullanabilir. Çocuklarla diyalog kurması, beraber sörf yapması, bilgisayarı evin ortak alanına yerleştirmesi çok daha önemlidir.

 

Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara aykırıdır. BTK’nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.

 

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin Bilgi Toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

 


 

 

 

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır yazısının devamı »

Fatih Projesi Katılımcı bir şekilde hayata geçirilmelidir

Ülkemiz gündeminde bir yıldır FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İlerletme Hareketi) projesi vardır. FATİH, MEB’in okullardaki bilgi teknolojisi kullanımını bir ileri düzeye götürme projesidir. Proje 3 yıllık bir süreçte tüm okullardaki İnternet altyapısını yenilemek, tüm sınıfları etkileşimli tahta ile donatmak ve her sınıfa/öğretmene bir dizüstü bilgisayar vermeyi hedeflemiş, bu daha sonra her öğrenciye e-kitabı (z-kitabı) destekleyen bir cihaza, bir tableti vermeye dönüşmüştür. Projeyi koordine etme görevi Tübitak’a verilmiştir. Bu ülkemiz için çok önemli bir projedir. Başarılı olduğu takdirde ülkemize ciddi katkıları olacaktır: bilişimi etkin kullanan kuşaklar, daha eğitimli kuşaklar, bilişim insan kaynağı zenginliği ve ülkemizde bilişim sektörünün gelişmesine önemli katkıda bulunacak, ülkemizin Bilgi Toplumuna yönelmesine önemli bir ivme verecektir. Bu projeyi başarılı bir şekilde hayata geçirmek hepimizin; başta MEB ve Tübitak olarak kamu, üniversiteler, bilişim ve eğitim sektörleri, ilgili STK’lar ve yurttaşların ortak sorumluğu ve görevidir. Bu nedenle, Fatih projesinin tüm paydaşların katılımı ile, saydam, planlı ve bilimsel bir şekilde hayata geçirilmesi gerekir. En önemlisi de “Bilgisayar Destekli Eğitim” adı altında ülkemizde yaşadığımız önceki deneyler ve uygulamalardan edindiğimiz deneyimlerden ve başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanmalıyız. Süreç, plan ve programlar, ortak aklımızı ortaya çıkartmak için açık ortamlarda tüm paydaşların katılımı ile tartışılmalıdır. Biz İnternet Teknolojileri Derneği olarak 16. İnternet Konferansında (inet-tr) Fatih Projesine geniş yer vereceğiz.

 Bilgi ve Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, İnternetle somutlaşmış, mobil teknolojiler ile yaşamın tüm boyutlarını değiştirmeye başlamıştır. Dünya yeni bir toplum biçimi olarak Bilgi Toplumuna yönelmiştir. Ülkemizde 2006-2010’u kapsayan “Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı”nı hazırlamış, kısmen hayata geçirmiş, yenisini hazırlama sürecindedir. Bu değişim yakınsama, mobil teknolojiler, ve sosyal ağlarla kamu yönetimi, siyasal katılım, halkla ilişkiler gibi alanları yeniden tanımlamaya başlamıştır. Bunlara paralel olarak da eğitim alanında ciddi arayışlara girilmiştir. Bilişim eğitimi ve eğitimde bilişim sürekli bir inceleme, araştırma ve deney konusu olmuştur. Bu deneylerden birinde dünyanın farklı yerlerinde eğitim içeriği ve öğrenme etkinlikleriyle yüklü dizüstü bilgisayarlar öğrencilere verilmiş, yanında taşıması ve eve götürmesi söylenmiştir. Bunun sonucunda öğrencinin motivasyonunda olumlu bir gelişme olmuş, ve bilgisayarın internete çıkabilmesi nedeniyle ailenin dünyaya bakışında bir değişme gözlenmiştir. Bunun sonucunda “100$’lık dizüstü bilgisayar” projesi başlamış, daha sonra “Her Çocuğa bir Dizüstü” projesine dönüşmüştür. Proje istenilen hızda olmasa da yürümekte, Hindistan da 35$’lık Tablet projesine dönmüştür. Bu nedenle iyi düşünülmüş, planlanmış ve hayata geçmiş Fatih projesi ülkemiz için yararlıdır. Ama özellikle öğretim tasarımı boyutuna en az donanım için harcanan düşünce, enerji ve kaynak harcanacaksa.

Fatih projesi maliyeti yüksek bir projedir. Bu tür projeler yüksek risk içeren projelerdir; başarısız olma ihtimali ciddidir. Bu tür projelere aşamalı olarak, kapsamlı araştırmalar, pilot uygulamalar sonrasında hayata geçirilmelidir. Donanım ve yazılımlar sürekli gelişmektedir. Bu nedenle farklılıklar kaçınılmaz olacaktır. Pilot aşamasında farklı seçenekler ve platformlar planlı bir şekilde denenmelidir. Farklı firmaların seçenekleri, firma ve MEB katkısıyla, bağımsız bilimsel kurulların denetiminde yeterli uzunlukta ve kapsamda bilimsel olarak denenmeli, sonuçlar açık ortamlarda tartışılmalıdır. Ana aktörler öğretmen ve öğrencilerin farklı etkinliklerini kurgulayan alternatif öğrenme senaryoları kurulmalı ve bunlar da pilot değerlendirme çalışmalarında yer almalıdır. Bir büyük projenin başarısı için proje maliyetinin önemli bir kısmı araştırma ve geliştirmeye ayrılmalıdır. Ülkemizin eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanım stratejisi ortaya konmalı ve eğitim stratejisi ve Bilgi Teknolojileri stratejisi uyumlu olmalıdır. Eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanım stratejisinin ise 21. yy için özlediğimiz temel eğitim ve öğrenim hedeflerinden bağımsız olması düşünülemez. Bunlar arasında öğrencinin aktif katılımı ve ‘üretebilmesi’ ile öğretmenin verimliliğinin artması Fatih projesinin de temel hedefleri olmalıdır. Fatih projesinin donanım boyutu göreceli en kolay boyutudur. Öğretmenlerin eğitimi ve kazanılması, müfredatın yeni teknolojilere uyarlanması, içeriğin hazırlanması, öğretim tasarımının dikkatlice yapılması, yeni teknolojilerin istediği özgürlük ve iş birliği ortamının oluşturulması işin en kritik boyutlarıdır. Ülkemiz ilkokullarında yetersiz bir “Bilgisayar Eğitimi” başlamış, ama daha sonra bu seçmeli bir ders haline gelmiştir. Yine seçmeli olarak “Medya Okuryazarlığı” dersi sunulmuştur. Fatih Projesi başında Laboratuvarların kaldırılacağı söylenmişti. Benzeri bir şekilde Bilgisayar/Bilişim öğretmenlerin atanmasında isteksiz davranılmıştır. Bilişim eğitimi ciddiye alınmalıdır; sadece bilişim okuryazarlığı ile yetinilmemeli, işin temelleri, güvenlik, etik ve estetik boyutu öğretilmeli, içselleştirilmesi sağlanmalıdır. ABD’de saygın meslek kuruluşu ACM, lise fen kolundan mezun bir öğrencinin 6 bilgisayar dersi almasını önermektedir. Bu dersler bilişim kültürünün yanında bilişim sistemleri, programlamanın temelleri, ağ ve veritabanın temellerini içermelidir. Bilişim/Medya/Bilgi okuryazarlığı yeniden tanımlanmalı, araçların ötesinde düşünce ve alışkanlık düzeyinde içselleştirmeyi hedeflemelidir. Öğrencinin okuduğundan bir anlam çıkartabilmesi, ve okuduğunun doğruluğunu tartabilmeyi öğrenmesi hayati önemdedir. Öğretmenlerin eğitilmesi, kazanılması, bu teknolojileri benimseyerek, gönül rahatlığı ile kullanması sağlanmalıdır; bu ise ciddi bir iştir; çok hızlı yapılamaz. İnternet farklılığı, çeşitliliği ve çok kültürlülüğü temsil etmektedir. Müfredatın bir çerçeve ile yetinmesi, öğretmene ve öğrenciye farklı olabilme esnekliğini ve özgürlüğünü tanımalıdır. Mevcut kitapların elektronik ortama aktarılması, yani z-kitap, arzulanan e-kitap olmayacaktır. Teknolojiyi ve eğitimi anlayan, işin felsefesini iyi bilen uzmanlar e-kitapları yeniden tasarlamalıdır. Öğretmenler, internetde buldukları öğrenme nesnelerini, açık öğrenme malzemelerini rahatça kullanma ve onları geliştirme ve paylaşma özgürlüğüne ve ortamına sahip olmalıdır. İnternet ortamında bu ilkelerle tasarlanmamış ve uygulamaya geçmemiş her düzeydeki “öğrenme” ortamının ve programının, eski paradigmayı destekleyen yani hala merkezi bir kaynaktan bilgi yüklemesi yapmaya çabalayan uygulamaları ezip geçtiğini ve onları birer birer yok ettiğini görmekteyiz.

Ayrıca uygulanacak programın sürdürülebilirliği de daha en baştan “ana uygulayıcıları” yani “öğretmenleri” işin içine çekerek sağlanabilir. Donanım gereksinimlerinin belirlenmesi, MEB müfredat kazanımlarının düzenlenmesi, yeni ders senaryolarının oluşturulması, ancak bundan sonra hiç değilse eş güdümlü yapılması gereken tablet üzerine konacak malzemenin seçimi ve tasarımı, sınıfta uygulama şartları, ödevler, sınavlar, bakım, onarım.. vb. Öğretmenlerin bütün bu adımların her birinde yer almaması baştan projemizi kendi kendimize sabote etmemiz anlamına gelir. Bütün dünyadaki örnekleriyle araştırmalar “yukarıdan aşağıya” gelen en anlamlı ve etkileyici görünen “eğitim reformlarının” bile öğretmenleri bu biçimde işin içine dahil etmezsek onlar tarafından haklı gerekçelerle sabote edildiğini gösteriyor. Tüm süreci yönetecek çeşitli Bilimsel Kurullar oluşturulmalı, sonuçlar açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Buna özen gösterilmezse, sadece milyarlar heba olmaz, Türkiye ciddi zaman kaybeder, ve her birlikte hayal kırıklığı yaşarız. İlgili tüm paydaşları, Üniversiteler, Bilişim ve Eğitim STK’ları, uzmanlar, özel sektör, kamu, öğretmen, öğrenci ve velileri bu projeyi sağlıklı bir şekilde hayata geçirmek için çaba harcamaya davet ediyoruz. Hep birlikte, katılımcı, saydam ve bilimsel bir şekilde FATİH projesini hayata geçirebiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fatih Projesi Katılımcı bir şekilde hayata geçirilmelidir yazısının devamı »

5651 Taslağı Hakkında INETD Görüşü

Yöntem Üzerine: Taslak üzerinde çalışmaya başlamadan kamuoyu en azından ilgili STK’lardan görüş alarak başlamak tercih edilirdi. Sürecin bir takvimle en baştan ilan edilmesi doğru olurdu. Görüşlerimiz ve bakış açılarımız ne kadar farklı olursa olsun, konuları açık ortamlarda tartışmaktan, bir birimizi iyi niyet ve hoş görü ile dinlemekten kaçınmadan, ortak akıl oluşturma çabasına girmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

Temel İlkeler: İnternet devrimsel bir değişimi temsil ediyor. İnternet öncesinin bakış açısıyla yapılan düzenlemeler, uzun vadede ülkeye zarar verecektir. İnternet katılımcılık, saydamlık ve çok sesliliğin, farklı ve aykırıyı yeşerten ortamların bir başarısıdır. İnternetin marjinal sorunlarını, internetin gelişmesine zarar veren düzenlemeler yerine, insana yatırım yapan diyalog, hoş görü ve öğrenme ile çözmeye çalışmak gerekir.

 

Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, AİHM ve Article19 oluşumu, İnterneti ifade özgürlüğü içinde değerlendirmektedir. İnternet ifade özgürlüğünün temel bir aracı haline gelmiştir. Fikirlerin ve bilginin internetde serbestçe dolaşması devletlerin temel görevleri arasındadır. Yurttaşın internete erişim ve bilgi okur yazarı olması temel bir yurttaşlık hakkı olarak anayasalara girmeye başlamıştır.

 

Uluslarası hukukta internet yasakları ancak çocuk pornosu, şiddete çağrı, nefret söylemi, ve soykırımı teşvik halinde mümkündür. Siber suç sözleşmesi içerik açısından çocuk pornosu ve fikri hakları saymaktadır, ve erişimin engellenmesinden bahsetmemektedir. Türkiye yasaklama refleksinden uzaklaşmalıdır.

 

Taslak Hakkında Somut Değerlendirmeler:

 

5651 yangından mal kaçırırcasına hızlı çıkmış yasadır. Ve içinde bir gün lazım olur düşüncesiyle bir sürü “bulunsun” maddesi içermektedir. Taslak, 5651’ın genel çerçevesine dokunmadan, kötü yazılmış ve uygulamada sorun çıkartmış bazı maddelerde düzeltme yapmaya çalışmaktadır. Ülkemizi dünyaya rezil eden, yurttaşımızı cezalandıran ve ekonomize zarar varan maddeleri düzeltme çabasını takdir etmekle birlikte, bunların da istenilen amacı sağlayacağı konusunda ciddi endişelerimiz var. Değişiklik, esas olarak, erişimi engellemeyi, uyar-kaldır çabası başarısız olduktan sonra ancak katalog suçlarla sınırlı olmasını sağlamaya çalışmaktadır. Usule ilişkin ek düzenleme, İnternet Kuruluna idari itiraz ve mahkemeye başvuru hakkı sağlamaktadır.

 

Değişiklik Önerilerimiz: Biz 5651’in temel yaklaşımın yanlış olduğu belirttikten sonra, bu çerçeve içinde bile şunları öneriyoruz:

 

TIB resen hiç bir erişimi engelleme kararı vermemelidir.

 

Erişimi engelleme kararı tercihan uzman mahkemelerce uzman görüşü alınarak, zararlı olduğu iddia edilen nesnenin o URL’de olduğu doğrulandıktan sonra verilmelidir. Verilen karar her ay gözden geçirilmelidir. Tedbir kararının kesinleşmiş karar gibi süresiz uygulanmasının önüne geçilmelidir.

Çocuk pornosu dışında, Makul sürede dava açılmadığı takdirde tedbir kararının otomatik kalkması sağlanmalıdır.

 

Sürece saydamlık getirilmelidir. Yasaklama kararını hangi mahkemenin verdiği, ilgili URL, gerekçe ve karara erişim kamuya, en azıdan STK’lara açık olmalıdır.

 

İnternet Kurulunun yanında STK’larda mahkemelere yasak geçerli olduğu sürede başvurabilmelidir.

 

IP temelli yasaklama çok büyük haksızlık yapmaktadır; blogger, wordpress örneklerinde defalarca yaşadık. IP yasaklamayı kısıtlayan net ifadeler eklenmelidir.

7. madde kaldırılmalıdır. İnternet cafelere, yasanın açıkça yazmadığı kısıtlamalar yönetmelikle getirilmektedir. “Toplu kullanım sağlayıcının” tanımı yoktur. 3-4 kişilik bir ailenin, köşedeki pastanenin, bakkalın bile toplu kullanım sağlayıcısı sayılması mümkündür. Zaten merkezi bir yasaklama ve filtreleme yapısı yürürlükte iken, ne olduğu belli olmayan “konusu suç oluşturan içeriklere ve erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmış olan yayınlara erişimi önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür” ne anlama geliyor? Hele, “ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti için yönetmeliklerdeki yükümlülüklere aykırı hareket edene” mülki idarenin para cezası vermesi bir hukuk devletinde kabul edilemez

 

Daha önce de belirtiğimiz gibi 8.14 ve 9. maddelerindeki düzeltme çabalarını takdirle karşılamakla birlikte bunların arzulanan amacı sağlayabileceği konusunda ciddi endişelerimiz olduğunu belirtmek isteriz. FSEK’le ilgili kararlarda “yer sağlayıcı ilgili servisi durdurur” kanun maddesini yazdıktan sonra erişimi engelleme kararı veren ve bunu alan adı ve IP seviyesinde birlikte yapan mahkeme kararlarını gördükten sonra, bunun ancak ilgili kanunlarda değişiklik yaparak mümkün olacağını düşündüğümüzü hatırlatmak isteriz.

 

5651 Taslağı Hakkında INETD Görüşü yazısının devamı »

BTK ve İnternet Kurulu Katılımcı, Saydam, Bilimsel olmalı ve İnterneti Savunmalıdır!

Bilindiği gibi 22 ağustosta uygulanması planlanan “Güvenli İnternet” yönetmeliği kozmetik değişikliklerle 3 aylık bir deneme süresi sonrasında uygulanmaya başlayacaktır. Uygulamayı “Sansür” olarak niteleyen ve 15 mayısta bütün Türkiye’de protesto yürüyüşü yapan binlerce yurttaşın görüşleri her zamanki gibi göz ardı edilmiştir. Ana görevinin İnternetin önünü açmak olması gereken BTK ve İnternet Kuruluna, sansürü değil, interneti savunmaları gerektiğini hatırlatıyor, ve onları saydam, katılımcı ve bilimsel çalışmaya davet ediyoruz.

5651 nolu yasanın getirdiği BTK’nın katalog suçlar kapsamında değerlendirdiği webler için uyguladığı yargısız infaz’ın mevcut anayasamıza bile aykırı bir hukuk faciası olduğu belirtir; getirilen yeni yönetmelik bunu genişletecek ve muhtemelen bir “İnternet Muzır Kurulu”nun ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

“Güvenli İnternet” yönetmeliği, böyle bir uygulamanın etki ve sonuçlarını inceleyen bir yapılabilirlik raporu hazırlayarak, bu raporun açık ortamlarda bütün tarafların katılımı ile tartıştıktan sonra katılımcı bir şekilde yapılması gerekirdi. Daha önce 5651 hakkında 2 kere geniş katılımlı çalıştaylar yapıldı; ortaya çıkan sonuçların hiç biri uygulanmadı. Bu seferde, bu yönetmeliğin yapılmasına müdahale etmiş olması gereken İnternet Kurulu, Bakanın önerisi üzerine bir çalıştay toplamış, ama İnterneti savunmak yerine BTK’nın halkla ilişkiler ekibi olarak çalışmayı seçmiştir. Ortaya çıkan yönetmelik, zaten interneti anlamayan bir felsefenin ürünü olan, “yurt içi” profilin kalkması, ve BTK’ye olur veren “İnternet Muzır Kurulu” olması endişesini barındırdığımız, “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Grubu” dışında bir yenilik getirmemektedir. Çalışma Kurulu, ilkeleri belirleyecek, listeleri BTK oluşturacaktır.

Çalışma Grubu yönetmeliği belli değildir, ve ilkeleri belirtilmemiştir. Bürokratik ağırlıklıdır, üyelerin nitelikleri yeterli detayda belirtilmemiştir. Sansür uygulamasına eleştirisel bakacak unsurlar dahil edilmemiştir. İnternet Servis Sağlayıcıları, Girişimcileri ve yurttaşı/tüketicileri temsil eden örgütler Çalışma Grubuna dahil edilmelidir. İnternetin gelişen boyutlarını bilen ve temsil eden, iletişim, oyun, sosyal medya gibi alanların uzmanların dahil edilmesi gerekirdi. Sosyolog, psikolog ve pedagoji uzmanlarını, bu konularda önde gelen sivil toplum örgütleri eliyle seçilmesi, doktoralı ve konularda araştırma yapıyor olması, ve öz geçmişlerinin kamuoyu denetiminden geçmesi, internetin temsil ettiği, AB Standardı yönetişim ilkeleri gereğidir.
Bu Çalışma Grubu, saydam bir şekilde çalışmalı ve kamuoyuna açık ortamlarda bilgi vermelidir.

Güvenli İnternet İstenmeyen içeriği yasaklamakla sağlanamaz !

Güvenli İnterneti, internetdeki sakıncalı bulunan içeriklere erişimi engellemekle eşdeğer gören bir anlayış, interneti kavrayamayan bir bakış açısının yansımasıdır. İnternet devrimsel bir değişmedir; sürekli gelişen, değişen uluslararası bir olgudur. İnternetde zararlı bulunan içerikle mücadelenin yanında, internetin gelişmesini engellemek endişesi gözününe alınmalıdır. İnternet güvenliği, karmaşık, ciddiye alınması gereken, ulusal strateji gerektiren bir konudur. Güvenli internet, tüm yurttaşları, tüm firmaları ve kurumları ilgilendiren, sürekli eğitilmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi gereken bir konudur.

Ülkemizin, internet ve bilişim eğitimi konusunda tutarlı ve kapsamlı bir planı, politikası olduğunu söylemek mümkün değildir. İlkokullarda verilen bilgisayar eğitimi azaltılmakta, seçmeli hale getirilmekte, Fatih Projesiyle Bilgisayar laboratuvarları kapatılmaktadır. Bizim temel bilişim ve internet kültürünü tüm topluma vermenin çok ötesinde, her gence Bilgisayar biliminin temellerini, değişen seviyelerde tüm öğrencilere vermemiz gerekir. Türkiye iyi bir kullanıcı olmanın çok ötesini, Bilgi Toplumu olmayı hedeflemelidir.

Filtre Bir Haktır, Devlet Yaparsa Sansürdür

Bireylerin istemedikleri nesnelerin görünmesini engellemesi bir yurttaşlık hakkıdır. Ama, Devletin vatandaşlarının neyi görüp/göremiyeceği belirlemesi, beyaz ve kara liste hazırlaması, bunu bürokratik bir kadronun yapması, sansürdür. Demokratik hukuk devletinde kabul edilemez. Buna uygun mevzuatın olması, devlet filtresinin hukuk dışı olması gerçeğini değiştirmez. Devletin, bir bürokratik kadro yoluyla, yargılama ve mahkeme kararı olmadan, internet web sitelerini yasaklaması, ülkemizin taraf olduğu uluslarası hukuk kurallarına aykırıdır. BTK, ticari kurallar koyduğunun farkında değildir.

Bugün dünya üzerinde 460 Milyon web vardır. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle bu 460 milyon web arasında beyaz ve kara liste oluşturacaktır. Ortaya çıkacak haksızlıkları nasıl telefi edilecektir?

Çocuk profili, çocukların girebileceği web adresleri listesidir. Ülkedeki, değişik sosyo-kültürel grupları farklı gelişme seviyesindekilere nasıl hitap edecek? Hangi dilleri esas alacak ? Çocuk profilinin pedofiller için bir av ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alacak mı ? Gençler, bilgisayar konusunda ana babalardan daha yeteneklidir. Şifreleri kırıp, ana babalarını atlattıklarında, BTK ana babalara ne diyecektir. BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana Babaları bu konuda eğitimine katkıda bulunsun.

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur.

Özel sektör ücreti karşılığında filtre seçenekleri sürebilir. BTK’nın görevi bunu teşvik etmektir. Deli dumrul felsefesiyle bu hizmeti ücretsiz verilmesini emretmesi, liberal ekonomi ilkelerine terstir. Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara karşıdır.

Filtreleme Dünyanın Terk Ettiği bir Uygulamadır!

Filtreleme ile istenmeyen içeriği engelleme arzusu çok eskidir. Ama, bugün BTK’nın önerdiği yöntemi uygulayan hiçbir gelişmiş demokrasi yoktur. Son yayınlanan AGİT raporu bunu belgeliyor. Türkiye 5651 ile dünyaya örnek olmaya soyunmuştu. 5651 ile başlayan Türkiye’nin İnternetle savaşı, “DonKişot, Devekuşu ve Harakiri” metaforları ile anlattığımız trajikomik bir hale dönüşmüştür. En trajik olanın ise, 2.5 yıl süren Youtube yasağının, bir devlete yakışmayan, “hülle” ile çözülmesidir. Yıllardır yasağa neden olan videolar, hala duruyor; mevzuatta aynen duruyor; ama biz hukuk mevzuatını kandırmanın yolunu bulduk.
Bu filtreleme de benzeri trajedilere gebedir.

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

BTK’nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. BTK’nın ana işi olan, telekom ve internet sektöründe adil rekabetin olmayışını artık tartışmıyoruz bile. Ülkemizin Bilgi Toplumu Stratejisi, uygulamaları, Bilişim İnsan gücü eksiği, temel bilişim eğitimi gibi konuları, e-devlet uygulamalarını, bilişimin stratejik önemini, özgür yazılımı, internet ve demokrasiyi tartışmamızı engelliyor.

Bilgiye erişim ve İnternete erişim artık anayasalara giren temel bir yurttaşlık hakkı haline gelmekte. Bütün dünyada geniş kitleler, bilgiye erişim, saydamlık, katılım ve refahtan pay istemektedir. İnternet bunun ortamını sağlamaktadır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve getirilmeye çalışılan filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin Bilgi Toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

BTK ve İnternet Kurulu Katılımcı, Saydam, Bilimsel olmalı ve İnterneti Savunmalıdır! yazısının devamı »

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu

INETD, Blogspot.com yasağı konusunda TT, Vodafone ve Türksat hakkında suç duyurusunda bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu 14.03.2011 tarih ve 2011/564 nolu kararında, daha önce Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesince 209.85.148.191, 209.85.229.191, 209.85.229.132, 209.85.149.132, 74.125.43.191, 74.125.43.132 nolu IP’lere getirilen erişim yasağının kararını kaldırarark, bu IP’lere yeniden erişim sağlanmasına karar verdi. Karar, o gün ve ertesi gün basında ve İnternet Haber sitelerinde kararın bir kısmının görüntüsü de verilerek yayınlanmıştır. İlgili kararda blogspot.com yanlışlıkla blogspoRt.com olarak yazılmıştı. Maalesef, UYAP’in varlığına rağmen kararın tebliği klasik yollardan yapılmış; Savcılık kararının uygulanması geçikmiştir.

Tespit edebildiğimiz kadarıyla,Türk Telekom, Vodefone ve Türksat (uydunet ve kablonet) kararda Blogspot’a ait IP’ler üzerinde yasağın kaldırılması yazıldığı, ve karardaki alan adı farklılığının aşikar olduğu halde, kararı uygulamamış, ve bu konuda ne mahkemeye, ne kamuoyuna, ne de müşterilerine bilgi verme gereğini duymamıştır. Kanımızca, iyiniyetden uzak ve sorumsuz, ticari ahlaka aykırı davranarak milyonlarca yurttaşımızın ve binlerce şirketin mağdur olmasına neden olmuşlardır. Daha sonra Süperonline’ında benzeri bir uygulamada oldugğu tespit edildi.

Bu nedenle bu servis sağlayıcıları için Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Daha sonra superonline içinde benzeri bit suç duyurusunda bulunduk.

suç duyurusu metni (TT, Vodafone, Türkstat)

savcılık yasağı kaldırma kararı

Savcılık düzeltme kararı

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu yazısının devamı »

YGS’de Saydamlık Bağımsız Denetim Gerekir!



 

YGS’de Şifre iddiaları kamuoyunun ÖSYM ‘ye güvenini sarsmıştır. Konunun, tüm yönleriyle bilimsel yöntemlerle, kamuoyunu ikna edecek bir şekilde araştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması, gerekli tedbirleri alarak ÖSYM’ye güven oluşturacak değişikliklerin yapılması hepimizin ortak yararınadır. INETD olarak konunun açık ortamlarda tartışılması ve bağımsız kurumlarca araştırılması, ve farklı disiplinlerce incelenmesini gerektiği kanısındayız.

 

ÖSYM, öğrenci atamaları ve sınav kağıdı oluşturma algoritmalarını, bunlarla ilgili yazılımlarını açıklayabilmeli, bunları açık ortamlarda tartışabilmeli, ve sorulara cevap verebilmelidir. Bağımsız uzman ekiplere, ve isteyen kurumlara 1.7 Milyon sınavın üzerinde analiz yapılabilme imkanlarını sunabilmelidir. Savcılığın ve ÖSYM’nin kendi araştırması dışında, içinde bilişim, kriptoloji , istatistik, veri madenciliği ve eğitim bilimleri alanlarını kapsayan bağımsız uzman ekiplerce konunun enine boyuna araştırılmasında yarar görüyoruz. Bunların yanında, ÖSYM açık ortamlarda, bağımsız bir moderatörün eşliğinde sorulara cevap vererek kamu oyunun endişelerini gidermeye çalışmalıdır.

 

ÖSYM’nin geçmişindeki soruların çalınması gibi olaylar ve YGS’deki şifre endişesi kamuoyunu ikna için ÖSYM’nin çok ciddi bir çaba harcaması, yönetişim ilkeleri ışığında katılımcı ve paydaşlarıyla işbirliği ortamında çalışmasını gerektirmektedir. Bütün dünyada geniş kitleler daha fazla saydamlık, açıklık, yönetime katılma, bilgiye erişim ve bilgi edinme talep etmektedir. Bu demokratik talep, YGS konusunda bireylerin kafalarında hiç soru kalmayana kadar her şeyin paylaşılmasını gerektirmektedir.

 

Bu bilgilerin açıklanması ve bu tartışmalar ÖSYM’de bir zayıflığa yol açmayacak; tersine kullanılan yöntemi güçlendirecek, kamuoyunun endişesinin azaltılmasına yardımcı olacaktır. Bu bir yöntem tartışmasıdır. Tüm bilim dünyasında ve en hassas bilgilerin saklanması ve korunmasının bilimi olan kriptolojide de algoritmalar uluslararası ortamlarda açıkça tartışılmakta ve bilimsel dergilerde yayınlanmaktadır.

 

INETD olarak, ÖSYM yönetimini varlık sebebi olan öğrenci ve velilerin şüphelerini gidermek için, saydam ve katılımcı bir şekilde elindeki tüm verileri paylaşmaya ve iyiniyetle birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

Bu konuda  Prof. Ali Nesin ve Kriptoloji Uzmanı Dr. Faruk Göloğlu’nun yazılarına akgul.web.tr/ygs/ adresinden erişebilirsiniz.

YGS’de Saydamlık Bağımsız Denetim Gerekir! yazısının devamı »

Kriptoloji Yönetmeliği İptali için Dava açıldı

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA

Yürütme Durdurma İstemlidir!

Davacı          : İnternet Teknolojileri Derneği

Vekilleri       : Avukat Nihad KARSLI
Mithatpaşa Cad. 44/19 Kızılay – ANKARA

Davalı          : Ulaştırma Bakanlığı
(Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı)

Konu            : 23 Ekim 2010 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan 27738
sayılı;KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN
ELEKTRONİK HABERLEŞME HİZMETİ İÇİNDE KODLU VEYA KRİPTOLU HABERLEŞME
YAPMA USUL VE ESASLARI
HAKKINDA YÖNETMELİK’in açıkça hukuka aykırılığı nedeniyle iptali ve
yürütmesinin durdurulması istemi hakkındadır.

Açıklamalar     :
1. Davalı idare tarafından, kişi hak ve hürriyetlerini temelinden
sarsan, Anayasa’da düzenlenen haberleşme hürriyetini tamamen hiçe sayan
şekilde iptale konu yönetmelik, 23.10.2010 tarihinde resmi gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelik açıkça
Anayasa’ya, ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara aykırı olup,
iptali gerekmektedir. Şöyle ki:

2. Dava konusu yönetmelikle, her türlü kriptolu iletişimin algoritma ve
anahtarları daha kullanılmadan davalı idare tarafından gerçek ve tüzel
tüm kişilerden istenmektedir ve hatta bu istenen verileri kimin, nasıl
ve hangi yetkiyle kullanacağı da yönetmelikte düzenlenmemiştir. Bu durum
açık bir yetki kargaşasına ve toplumsal buhrana sebebiyet verici
niteliktedir. Hakeza bu durumda davalı idare aracılığıyla herhangi bir
kurum ya da kişiler vatandaşların özel hayatlarına doğrudan müdahalede
bulunma haklarını kendilerinde görebileceklerdir.

3. Diğer yandan, davalı idare tarafından tüm gerçek ve tüzel
kişiliklerden talep edilen bu algoritmaların B.T.K. tarafından “muhafaza
edileceğini” düzenleyen yönetmelik; “gerektiğinde” bunların hangi kurum
tarafından ve hangi koşullarda ve nasıl bir yetkiyle kullanılacağına
dair hiçbir düzenleme içermemektedir. Bu da kişisel alanın daraltılması
anlamını taşımaktadır ki, hiçbir hukuk sistemi böylesi bir hukuksuzluğu
korumaz. Burada hedeflenen kişi hak ve özgürlüklerinin kapsadığı alanın,
idare lehine daraltılmasından başka bir şey değildir. Bu durum da
tamamen kamu yararına ve kamu düzenine aykırıdır. Böylesi hukuk dışı
tedbirlerle kamu düzeninin sağlanması iddiası hukuki itibar göremez.

4. Hukuken, kriptolu cihazlar üzerinde özellikli dinleme çalışmaları
sadece o vakaya özgü olarak belirlenmiş bir zaman ve süre dahilinde
olmak üzere yalnızca hakim kararıyla yapılabilir. İptale konu yönetmelik
kurumsal iletişim ve ticari iletişimin gizliliğini yok edip özellikle
ticari hayatta  tüm şirketlerin her türlü ticari sırrını da ortadan
kaldırır tarzda antidemokratik yetkileri davalı idareye adeta
bağışlamaktadır. Diğer bir anlatımla söz konusu yönetmelik düzenlemesi,
hakimlerin yetki alanını da daraltmakla kalmayıp, adeta mahkemeler
yerine geçerek hukuk dışı işlem ve eylemleri kanunileştirmek gayesi
taşımaktadır. Mahkeme ya da hakim izni olmaksızın yapılan dinlemelerin
hukuk dışılığı nazara alındığında, iptale konu yönetmeliğin bu hukuk
dışılığı perdeleme hizmeti göreceği çok açık bir gerçektir. Kabul edilemez.

5. Örnekleyecek olursak, ülkemizde hiçbir yabancı kaynaklı sermayedar
böylesi bir durumda ticari faaliyette bulunma arzusu içerisinde
olmayacaktır. Siyasi iktidarın, kamu ihalelerinde kendisine siyaseten
yakın bulmadığı bir şirketin yazışma ve teklif taslaklarındaki gizlilik
de tamamen ortadan kaldırılmış olacaktır. Bu yönetmelikle ifade edilen
hususlar, kötü amaçlı kullanıma son derece müsaittir.

6. Daha da önemlisi her türlü özel iletişimin hukuksuz bir biçimde
dinlenmesini mümkün hale getiren ve mahremiyeti de açıkça  ihlal eden
yönetmelik, anayasal haberleşmenin gizliliği ilkesine aykırıdır.
Özellikle terörle mücadele amacı güttüğü düşünülebilecek olan bu
yönetmelik sayesinde kişisel ve kurumsal bilgilerin yetkisiz kişilerin
eline geçmemesi için hiç bir koruma getirilmemektedir. Yönetmelik bu
yönüyle de iptale muhtaçtır.

7. Sonuç olarak, özel iletişimin gizliliği  anayasamızda korunan bir
haktır ve sınırlandırılması çok özel koşullara(savaş hali,olağanüstü hal
ve seferberlik) tabidir. İç hukukumuzu bağlayan Avrupa İnsan Hakları
mevzuatıyla da bu kişisel alan ayrıca korunmaktadır. Terörle mücadele
için tüm kripto altyapısını ve şifreleri kodları daha en başta talep
etmek tamamen keyfidir. Son derece baştan savmacı bir yöntemdir. Henüz
kişisel verileri koruma kanunu bile yokken, iletişim gizliliğini açıkça
ihlal eden bir düzenleme açıkça hukuka aykırı olup, yürütülmesi
durumunda telafi edilemez zararların ortaya çıkacağı aşikardır. Bu
nedenle yargılama sonuçlanıncaya kadar söz konusu yönetmeliğin
yürütmesinin durdurulmasını da talep etmek zorunlu olmuştur.

H. Nedenler     : Anayasa, İYUK ve İlgili Mevzuat.

M. Nedenler     : İlgili yönetmelik, başvuru dilekçesi, cevap dilekçesi ve
sübuta ermiş diğer tüm deliller.

Sonuç – İstem: Yukarıda arz edilen ve Sayın Başkanlığınız tarafından
resen nazara alınacak nedenlerle,
-Öncelikle açıkça hukuka aykırı ve yürütülmesi halinde telafisi imkansız
zararlara yol açan yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına,
– 23 Ekim 2010 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan 27738 sayılı;KAMU
KURUM VE KURULUŞLARI İLE GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN ELEKTRONİK HABERLEŞME
HİZMETİ İÇİNDE KODLU VEYA KRİPTOLU HABERLEŞME YAPMA USUL VE ESASLARI
HAKKINDA YÖNETMELİK’in İPTALİNE,
-Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı idareye yükletilmesine,

Karar verilmesini Sayın Başkanlığınızdan saygılarımızla talep ederiz.

Kriptoloji Yönetmeliği İptali için Dava açıldı yazısının devamı »

Kriptoloji Paneli

Kriptoloji paneli afisi

BTK Kriptoloji konusunda bir yönetmelik çıkardı.” özet olarak, bize sifreleri vermeniz koşuluyla kriptolojik sifreleme yapabilirsiniz” şeklinde algıladığımız, yönetişim açısından, mahremiyet açısından çok sorunlu, o derece muğlak, her şeyi kilitlemeye imkan veren bir izlenim edindiğimiz bu yönetmeliği kamuoyunun dikkatine sunmak üzere, istanbuldan sonra Ankara’da da 22 martta bir panel yapıyoruz.

Ankara Barosu, Eğitim Merkezi, Zafer Meydanı, Kızılay Ankara, 14:00-17:00

M. Ufuk Çağlayan, Boğaziçi Ü.
Albert Levi, Sabancı Ü.
Attila Özgit, ODTÜ
Volkan Evrin, LKD
Yüksel Samast, Bilgi Güvenliği Derneği
Av. Serhat Koç
BTK Temsilcisi

 

Kriptoloji Paneli yazısının devamı »

Digitürk-Blogspot: Suç Duyurusu ve İtiraz

İNETD 7 mart2011 tarihine Digitürk-Diyarbakır Savcılığı-Diyarbakır 5. Asliye Ceza mahkemesi ve BTK hakkında suç duyusunda bulundu.

Ayrıca, mahkeme kararına bir blog sahibi olarak da itiraz etti.

Sizde suç duyurusunda bulunabilirsiniz.  Bu metni uyarlayıp, (isim, adres,  tarih, imza) savcılığa sunabilirsiniz:
taslak metin (odt) | taslak metin (doc) .

Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesine itirazda bulunabilirsiniz:  Bu metni uyarlayıp, en yakın adliyede nöbetçi asliye ceza mahkemesine sunmalısınız.
Blog sahibi olarak :  Taslak Metin odt veya doc

Blogspot.com’da blogu olmayan bir kullanıcı olarak : Taslak metin odt veya doc .

Bir servis sağlayıcı itirazı : odt | doc

Mahkeme kararı ve savcılığın tebliği pdf

İnternetine sahip çık.!   İnternet Yaşamdır, sansürlenemez!

Digitürk-Blogspot: Suç Duyurusu ve İtiraz yazısının devamı »

Stallman Türkiye’de !

1983′te özgür yazılım hareketini başlatan ve o zamandan beri hareketin önderliğini yapan Richard M. Stallman tekrar Türkiye’de!
Stallman ilk olarak  Açık Sistem Kullanıcıları Derneği (yani INETD) ev sahipiliğinde  1999 mayısında Açık Sistem’99 kapsamında Türkiye’ye  geldi.
İstanbul dışında Ankara’da Bilkent Üniversitesinde bir konuşma yaptı. O zaman İzmir’i de ziyatert etti ama konuşma yapmamıştı. Daha sonra 2004’de Bilgi Üniversitesinde “Open Days/Özgür Yaızlım Günleri” kapsamında gelmiş, Dolapdere yerleşkesinde bir konuşma yapmıştı. RMS

İstanbul Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu’nun konuğu olarak Türkiye’ye gelen Stallman, 26 Şubat 2011 Cumartesi günü saat 14:30′da İstanbul’da bu yıl yedincisi düzenlenecek olan Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Kongresi‘nde (BİLMÖK) “Yazılım Patentlerinin Tehlikesi” konulu bir konuşmada, yazılım patentlerinin yazılım geliştirilmesini nasıl engellediğini anlatacak.

27 Şubat 2011 Pazar günü saat 13:00′te ise LKD, EMO Ankara Şubesi, INETD ve Ankara Barosu Bilişim Kurulu’nun düzenlediği etkinlikte Ankara Barosu Eğitim Merkezi‘nde “Özgür Yazılım ve Özgürlüğünüz” konulu bir konuşma yapacak. Konuşmada, özgür yazılım hareketine katılmanın bilgisayar kullanıcılarının kendi bilişimlerini kontrol etmelerine olanak sağladığı vurgulayacak. Genelde, Linux çekirdeği ile kullanılan GNU işletim sisteminin bu özgürlükleri nasıl erişilebilir kıldığı anlatacak.

Her iki konuşma sırasında da simültane çeviri yapılacak.

Stallman, 1990′ların ortasından beri zamanının önemli bir kısmını özgür yazılımın etik ideallerinin ve yazılım patentleri karşıtı kampanyasının yayılmasına harcıyor. Öncesinde Emacs, GNU Derleyici Seçkisi (GCC), GNU Sembolik Hata Ayıklayıcısı (GDB) ve özgür işletim sistemlerinin daha birçok temel aracını yazmıştı. En yaygın kullanılan özgür yazılım lisansı olan Genel Kamu Lisansı’nın (GPL) da yazarı.

26-27 Şubat 2011 tarihlerinde başka randevunuz olmasın.

Stallman Türkiye’de ! yazısının devamı »

YSK SECSIS Bildirgesi

INETD-LKD YSK SECSIS Sistemi ve Seçimlerde sayım hakkında bir bildirge yayınladı:

http://inetd.org.tr/Bildirge/YSK-secsis.html

YSK SECSIS Bildirgesi yazısının devamı »

Bursa Sansüre Sessiz Kalma

Bursada İnternet Kullanıcıları;

24 temmuz 2010 saat 18:00 de Şefik Bursalı Galeri’nin (Heykel) üstünde internet yasaklarıyla ilgili basın açıklaması yapılacaktır. Bursa’da yaşayan internet gönüllülerini bekliyoruz.

Bursa Sansüre Sessiz Kalma yazısının devamı »

Sansüre Karşı Yürüyoruz

17 Temmuz Cumartesi saat 17:00’de Taksim’de buluşuyoruz. Galatasaray’a kadar yürüyeceğiz. Bir basın bildirisi okuyacağız.

Detaylar için;
http://sansursuzinternet.org.tr
http://sansurekarsiyuruyus.com
http://inetd.org.tr/yasak/sansure-karsi-yuruyus.pdf

Sansüre Karşı Yürüyoruz yazısının devamı »

Digitürk – TT’ye Suç Duyurusu

Digitürk-LigTV yayınlarını izinsiz yayınlayan siteleri engelleme kararı sırasında ligtv-izle.tv ye ait IP’nin Google Servisleri için kritik olan ghs.google.com’un IP’si ile karıştırılması nedeniyle Digiturk, LigTV, İstanbul basın savcılığı, 1. sulh ceza mahkmesi hakimi ve TT hakkında suç duyurusunda bulunduk.

Detaylar için:
http://inetd.org.tr/yasak/

Digitürk – TT’ye Suç Duyurusu yazısının devamı »

YouTube Yasağına Yeni İtiraz!

INETD Ankara 1. sulh ceza mahkemesinin 17/06/2010 Ek Kararına 24/06/2010’da itiraz etti.

Başvuru: http://inetd.org.tr/youtube-itiraz-2.pdf

Destekleyen Not:http://inetd.org.tr/youtube/inet-ve-youtube.pdf

YouTube Yasağına Yeni İtiraz! yazısının devamı »

Anti-Sansür Platformu Kuruldu!

İnternet Vacant? sansürüne wholesale jerseys karşı ortak cheap nfl jerseys platform kuruldu:
http://sansursuzinternet.org.tr/
Platform
Platform bir bildirge Su? yayınladı. Bildirgeyi Mailroom platform wholesale nfl jerseys webinde nice ve yerel wholesale jerseys olarak
http://inetd.org.tr/Bildirge/antisansur-ortak.html

adresinde Hakk?nda görebilirsiniz.

Anti-Sansür Platformu Kuruldu! yazısının devamı »

İnternet Sansürüne Karşı Platform

Internette Sansüre Karsi Ortak Platform Toplantisi

Yer: Kadir Has Üniversitesi the Cibali Kampüsü
Tarih: 19 Haziran 2010 Cumartesi
Saat: wholesale mlb jerseys 13:00 – 17:00

İnternet Sansürüne Karşı Platform yazısının devamı »

TIB İçin Dava ve Suç Duyurusu

INETD Hakk?nda Google engellemeleri için ????vs??(Irelia İdari wholesale jerseys Mahkemede TIB’ın new uygulmasına iptal wholesale jerseys ve yürütmeyi cheap MLB jerseys durdurma davası açtı Available ve Cumhuriyet cheap NFL jerseys Savcılığı’na suç duyurusunda cheap nfl jerseys bulundu.

Başvuru metinleri için:
http://inetd.org.tr/yasak/

TIB İçin Dava ve Suç Duyurusu yazısının devamı »

Google Yasakları Hakkında INETD Bildirgesi

Youtube Yasağı Pire için Evi Yakmaktır!

TIB bu hafta başında İnternet yasaklarinin uygulamasinda 2 yıllık uygulamasını degiştirerek, Türk İnternet Kullanıcılarına daha çok zarar verecek bir uygulamaya geçti. Kamuoyunu haberdar etme, planlama aşamalarını atlanarak hızla uygulanan IP temelli yasaklama ile çok büyük bir haksızlığa ve La karışıklığa sebep oldu. Türkiye youtube’daki 5 adet sakıncalı bulunan video nedeniyle, google’un önemli servislerinde yavaşlama ve erişim engellemesine sebep oldu ve olmaya devam ediyor.

Google Yasakları Hakkında INETD Bildirgesi yazısının devamı »