Etiket Arşivleri: e-öğrenme

Akademisyenlerin Fatih Çalıştayı Raporu

Kategori:Duyurular

INETD Teknolojileri Dernegi olarak 2010 Kasımından beri Fatih Projesi ile ilgileniyoruz. 2010 da İnternet Konferansını ITU de yapmıştık. Fatih Projesine Konferansta bir oturum ayırmak istedik; MEB ile temasa geçtik ama vakit azlığı nedeniyle, oturumu gerçekleştiremedik. 2010 Aralığında MEB EGİTEK ile temasa geçtik. Açık ortamlarda, Fatih Projesinin tartışılmasını önerdik, memnuniyetle kabul ettiler. Aralık ayında, Antalyada MEB’in Twilings etkinliğinde BÖTE bölüm temsilcileri katılımı ile Fatih projesi öğrenmeye ve tartışmaya başladık. Daha sonra, Ocak 2011’de ODTÜ’de herkese açık bir toplantı yaptık.

2011 Şubatında Akademik Bilişim Konferansı açılış günü büyük salonu Fatih projesine ayrıldı: 3 oturum yaptık. 2011 Aralığında Internet Konferansında yine qçılış günü bir salonu olduğu gibi Fatih Projesine ayırdık. 2012 Şubatında Uşakta, Akademik Bilişim Konferansında bir oturumu Fatih Projesine ayırdık. MEB’in ankara’dan gelmesi gereken temsilciler gelemediği için, yerel olarak projeye destek veren bir Formatör Öğretmen arkadaşımız panele katıldı.

Mart 2012’de Eğitekle birlikte Sabahattin Zaim Lisesinde bir akademisyen ekibi olarak incelemede bulunduk. Daha sonra Başkent Öğretmen evinde proje ekiplerinden projenin detaylarını dinledik. Ve Değerlendirmemizi ve önerilerimizi kapsayan bir rapor yazmaya başladık. Bir Wiki yardımı ile bir taslak rapor oluşturduk. Bakanlığa ve Proje Koordinasyon Kuruluna ilettik. Daha sonra Tubitak Başkanı başkanlığında toplanan Kurula raporu ve bulgularımızı sunduk.
En son olarakda Mayıs 2012’de Kampus Teknolojileri gününde bir panel ile 30 kadar akademisyenin oluşturduğu raporu sunduk ve Fatih projesininin çeşitli boyutlarını tartıştık.

Bütün bu çalışmaların belgelerini:http://fatih.inetd.org.tr adresinde bulabilirsiniz.

INETD olarak 7 Kasım 2011 tarihinde Fatih Projesi Katılımcı Bir Şekilde Hayata Geçirilmelidir başlıklı bir bildirge yayınladık. Bu Bildirgede Ocak 2011 ODTÜ ve Akademik Bilişim toplantılarında ortaya konan görüşlerden de yararlandık.

Çalıştay ve bu etkinliklere katılan ve görüş alışverişinde bulunduğumuz akademisyenler: Boğaziçi, Yıldız, Anadolu, Atılım, Ankara, Yüzüncü Yıl, Ege, Gazi, Hacettepe, Syracuse ve Bilkent Universitesi ile Hisar Okulları mensupları idi.

Akademisyenlerin Fatih Çalıştayı Raporu yazısının devamı »

Fatih Projesi Katılımcı bir şekilde hayata geçirilmelidir

Kategori:Duyurular

Ülkemiz gündeminde bir yıldır FATİH (Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İlerletme Hareketi) projesi vardır. FATİH, MEB’in okullardaki bilgi teknolojisi kullanımını bir ileri düzeye götürme projesidir. Proje 3 yıllık bir süreçte tüm okullardaki İnternet altyapısını yenilemek, tüm sınıfları etkileşimli tahta ile donatmak ve her sınıfa/öğretmene bir dizüstü bilgisayar vermeyi hedeflemiş, bu daha sonra her öğrenciye e-kitabı (z-kitabı) destekleyen bir cihaza, bir tableti vermeye dönüşmüştür. Projeyi koordine etme görevi Tübitak’a verilmiştir. Bu ülkemiz için çok önemli bir projedir. Başarılı olduğu takdirde ülkemize ciddi katkıları olacaktır: bilişimi etkin kullanan kuşaklar, daha eğitimli kuşaklar, bilişim insan kaynağı zenginliği ve ülkemizde bilişim sektörünün gelişmesine önemli katkıda bulunacak, ülkemizin Bilgi Toplumuna yönelmesine önemli bir ivme verecektir. Bu projeyi başarılı bir şekilde hayata geçirmek hepimizin; başta MEB ve Tübitak olarak kamu, üniversiteler, bilişim ve eğitim sektörleri, ilgili STK’lar ve yurttaşların ortak sorumluğu ve görevidir. Bu nedenle, Fatih projesinin tüm paydaşların katılımı ile, saydam, planlı ve bilimsel bir şekilde hayata geçirilmesi gerekir. En önemlisi de “Bilgisayar Destekli Eğitim” adı altında ülkemizde yaşadığımız önceki deneyler ve uygulamalardan edindiğimiz deneyimlerden ve başka ülkelerin deneyimlerinden yararlanmalıyız. Süreç, plan ve programlar, ortak aklımızı ortaya çıkartmak için açık ortamlarda tüm paydaşların katılımı ile tartışılmalıdır. Biz İnternet Teknolojileri Derneği olarak 16. İnternet Konferansında (inet-tr) Fatih Projesine geniş yer vereceğiz.

 Bilgi ve Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, İnternetle somutlaşmış, mobil teknolojiler ile yaşamın tüm boyutlarını değiştirmeye başlamıştır. Dünya yeni bir toplum biçimi olarak Bilgi Toplumuna yönelmiştir. Ülkemizde 2006-2010’u kapsayan “Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı”nı hazırlamış, kısmen hayata geçirmiş, yenisini hazırlama sürecindedir. Bu değişim yakınsama, mobil teknolojiler, ve sosyal ağlarla kamu yönetimi, siyasal katılım, halkla ilişkiler gibi alanları yeniden tanımlamaya başlamıştır. Bunlara paralel olarak da eğitim alanında ciddi arayışlara girilmiştir. Bilişim eğitimi ve eğitimde bilişim sürekli bir inceleme, araştırma ve deney konusu olmuştur. Bu deneylerden birinde dünyanın farklı yerlerinde eğitim içeriği ve öğrenme etkinlikleriyle yüklü dizüstü bilgisayarlar öğrencilere verilmiş, yanında taşıması ve eve götürmesi söylenmiştir. Bunun sonucunda öğrencinin motivasyonunda olumlu bir gelişme olmuş, ve bilgisayarın internete çıkabilmesi nedeniyle ailenin dünyaya bakışında bir değişme gözlenmiştir. Bunun sonucunda “100$’lık dizüstü bilgisayar” projesi başlamış, daha sonra “Her Çocuğa bir Dizüstü” projesine dönüşmüştür. Proje istenilen hızda olmasa da yürümekte, Hindistan da 35$’lık Tablet projesine dönmüştür. Bu nedenle iyi düşünülmüş, planlanmış ve hayata geçmiş Fatih projesi ülkemiz için yararlıdır. Ama özellikle öğretim tasarımı boyutuna en az donanım için harcanan düşünce, enerji ve kaynak harcanacaksa.

Fatih projesi maliyeti yüksek bir projedir. Bu tür projeler yüksek risk içeren projelerdir; başarısız olma ihtimali ciddidir. Bu tür projelere aşamalı olarak, kapsamlı araştırmalar, pilot uygulamalar sonrasında hayata geçirilmelidir. Donanım ve yazılımlar sürekli gelişmektedir. Bu nedenle farklılıklar kaçınılmaz olacaktır. Pilot aşamasında farklı seçenekler ve platformlar planlı bir şekilde denenmelidir. Farklı firmaların seçenekleri, firma ve MEB katkısıyla, bağımsız bilimsel kurulların denetiminde yeterli uzunlukta ve kapsamda bilimsel olarak denenmeli, sonuçlar açık ortamlarda tartışılmalıdır. Ana aktörler öğretmen ve öğrencilerin farklı etkinliklerini kurgulayan alternatif öğrenme senaryoları kurulmalı ve bunlar da pilot değerlendirme çalışmalarında yer almalıdır. Bir büyük projenin başarısı için proje maliyetinin önemli bir kısmı araştırma ve geliştirmeye ayrılmalıdır. Ülkemizin eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanım stratejisi ortaya konmalı ve eğitim stratejisi ve Bilgi Teknolojileri stratejisi uyumlu olmalıdır. Eğitimde Bilgi Teknolojileri Kullanım stratejisinin ise 21. yy için özlediğimiz temel eğitim ve öğrenim hedeflerinden bağımsız olması düşünülemez. Bunlar arasında öğrencinin aktif katılımı ve ‘üretebilmesi’ ile öğretmenin verimliliğinin artması Fatih projesinin de temel hedefleri olmalıdır. Fatih projesinin donanım boyutu göreceli en kolay boyutudur. Öğretmenlerin eğitimi ve kazanılması, müfredatın yeni teknolojilere uyarlanması, içeriğin hazırlanması, öğretim tasarımının dikkatlice yapılması, yeni teknolojilerin istediği özgürlük ve iş birliği ortamının oluşturulması işin en kritik boyutlarıdır. Ülkemiz ilkokullarında yetersiz bir “Bilgisayar Eğitimi” başlamış, ama daha sonra bu seçmeli bir ders haline gelmiştir. Yine seçmeli olarak “Medya Okuryazarlığı” dersi sunulmuştur. Fatih Projesi başında Laboratuvarların kaldırılacağı söylenmişti. Benzeri bir şekilde Bilgisayar/Bilişim öğretmenlerin atanmasında isteksiz davranılmıştır. Bilişim eğitimi ciddiye alınmalıdır; sadece bilişim okuryazarlığı ile yetinilmemeli, işin temelleri, güvenlik, etik ve estetik boyutu öğretilmeli, içselleştirilmesi sağlanmalıdır. ABD’de saygın meslek kuruluşu ACM, lise fen kolundan mezun bir öğrencinin 6 bilgisayar dersi almasını önermektedir. Bu dersler bilişim kültürünün yanında bilişim sistemleri, programlamanın temelleri, ağ ve veritabanın temellerini içermelidir. Bilişim/Medya/Bilgi okuryazarlığı yeniden tanımlanmalı, araçların ötesinde düşünce ve alışkanlık düzeyinde içselleştirmeyi hedeflemelidir. Öğrencinin okuduğundan bir anlam çıkartabilmesi, ve okuduğunun doğruluğunu tartabilmeyi öğrenmesi hayati önemdedir. Öğretmenlerin eğitilmesi, kazanılması, bu teknolojileri benimseyerek, gönül rahatlığı ile kullanması sağlanmalıdır; bu ise ciddi bir iştir; çok hızlı yapılamaz. İnternet farklılığı, çeşitliliği ve çok kültürlülüğü temsil etmektedir. Müfredatın bir çerçeve ile yetinmesi, öğretmene ve öğrenciye farklı olabilme esnekliğini ve özgürlüğünü tanımalıdır. Mevcut kitapların elektronik ortama aktarılması, yani z-kitap, arzulanan e-kitap olmayacaktır. Teknolojiyi ve eğitimi anlayan, işin felsefesini iyi bilen uzmanlar e-kitapları yeniden tasarlamalıdır. Öğretmenler, internetde buldukları öğrenme nesnelerini, açık öğrenme malzemelerini rahatça kullanma ve onları geliştirme ve paylaşma özgürlüğüne ve ortamına sahip olmalıdır. İnternet ortamında bu ilkelerle tasarlanmamış ve uygulamaya geçmemiş her düzeydeki “öğrenme” ortamının ve programının, eski paradigmayı destekleyen yani hala merkezi bir kaynaktan bilgi yüklemesi yapmaya çabalayan uygulamaları ezip geçtiğini ve onları birer birer yok ettiğini görmekteyiz.

Ayrıca uygulanacak programın sürdürülebilirliği de daha en baştan “ana uygulayıcıları” yani “öğretmenleri” işin içine çekerek sağlanabilir. Donanım gereksinimlerinin belirlenmesi, MEB müfredat kazanımlarının düzenlenmesi, yeni ders senaryolarının oluşturulması, ancak bundan sonra hiç değilse eş güdümlü yapılması gereken tablet üzerine konacak malzemenin seçimi ve tasarımı, sınıfta uygulama şartları, ödevler, sınavlar, bakım, onarım.. vb. Öğretmenlerin bütün bu adımların her birinde yer almaması baştan projemizi kendi kendimize sabote etmemiz anlamına gelir. Bütün dünyadaki örnekleriyle araştırmalar “yukarıdan aşağıya” gelen en anlamlı ve etkileyici görünen “eğitim reformlarının” bile öğretmenleri bu biçimde işin içine dahil etmezsek onlar tarafından haklı gerekçelerle sabote edildiğini gösteriyor. Tüm süreci yönetecek çeşitli Bilimsel Kurullar oluşturulmalı, sonuçlar açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Buna özen gösterilmezse, sadece milyarlar heba olmaz, Türkiye ciddi zaman kaybeder, ve her birlikte hayal kırıklığı yaşarız. İlgili tüm paydaşları, Üniversiteler, Bilişim ve Eğitim STK’ları, uzmanlar, özel sektör, kamu, öğretmen, öğrenci ve velileri bu projeyi sağlıklı bir şekilde hayata geçirmek için çaba harcamaya davet ediyoruz. Hep birlikte, katılımcı, saydam ve bilimsel bir şekilde FATİH projesini hayata geçirebiliriz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Fatih Projesi Katılımcı bir şekilde hayata geçirilmelidir yazısının devamı »