Etiket Arşivleri: filtre

Casus Yazılım Kullanmak Anayasal Suçtur

Kategori:Duyurular

5 Temmuz 2015 tarihinde İtalya yazılım şirketi Hacking Team’in kirli dosyaları 400 gigabytelık veri ortalığa saçıldı. Belgeler, şirketin çeşitli devletlere kullanıcı bilgisayarlara erişen casus yazılım sattığını belgeliyordu.

Belgelere göre Hacking Team’in aktif müşterileri arasında 21/06/2011 tarihinden bu yana şirketin RCS (Remote Control System – Uzaktan Kontrol Sistemi) yazılımını kullanan Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) de vardı ve şirkete 440 bin Euro ödeme yapılmıştı. RCS, hedeflenen kullanıcıların bilgisayarlarına ya da telefon/tablet gibi akıllı cihazlarına uzaktan yerleştirilerek bu cihazların uzaktan kontrol edilebilmesine, cihazların içindeki dosyaların kopyalanabilmesine, cihazlara sahibinin bilgisi dışında dosyalar yüklenebilmesine olanak sağlayan bir casus yazılımdır. RCS, hedef kullanıcıya gönderilen bir e-postanın ekinde yer alan dosyanın içine gizlenerek gönderilebilmekte ve e-postayı alan kişi ekteki dosyayı açtığında bilgisi olmadan sistemine kurulabilmektedir.

Bir hukuk devletinde, tüm devlet kurumları yürürlükte olan kanunlar çerçevesinde hareket etmek zorundadır.Halbuki, EGM’nin casus yazılım kullanımı Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırıdır. Yasalarımız, iletişimin izlemesini ancak mahkeme kararıyla izin vermektedir ve izleme süphelinin iş yeri ile sınırlıdır. Bilgisayar kullanıcılarının casus yazılımlarla takibi bu sınırın aşılmasıdır. Bu yolla, sahte delil yerleştirilebilmekte, kişiler tüm iletişimi izleyebilmektedir. Türk Telekomun iletişlimi izleme amacıyla ihale çıktığı bilinmekte, bilişim STK’ları olarak kamuoyunun dikkati daha önce çekilmişti. Bu şekilde casus yazılım kullanmak, Anayasa Suçudur. Bu uygulamaya son verilmeli ve kimlerin casus yazılımla izlendiği açıklanmalı, ilgililer için soruşturma açılmalıdır. Kişisel veriler yasa tasarısı, özgürlükçü bakış açısıyla ve sivil toplumun katkılarıyla, yurttaşı devlete karşı koruyan bir bakış açısıyla yasalaşmalıdır.

Yurttaşlar Kendilerini Korumalıdır!

Güvenli internet, kullanıcıların internet erişiminin çeşitli filtrelerle engellenmesi demek değildir. Güvenli internet için kullanıcıların öncelikle bilgisayarlarına izinsiz giren ve iletişimlerini izleyen kişi ya da kuruluşlara karşı korunması gerekmektedir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, ve vatandaşlar geniş bir bilgilendirme kampanyası ile haberdar edilmelidir.

Son yıllarda ortaya çıkan belgeler, hükümetlerin ve şirketlerin çeşitli amaçlar doğrultusunda internet kullanıcılarını sürekli bir şekilde gözetlediğini göstermektedir. Birçok kullanıcının “saklayacak bir şeyim yok” diyerek bu gözetime tepkisiz kalmasına karşın gözetim, başta siyasal olmak üzere özgürlükleri tehdit etmektedir. Wikileaks’ten, Snowden’dan ve en son Hacking Team’den sızan belgelerden gözetimin başlıca hedefinin siyasi muhalifler olduğu anlaşılmaktadır. Aktif olarak siyasetin içinde olunmasa bile, gözetimin olağanlaştırılması ve içselleştirilmesi, kullanıcıların kendilerini özgürce ifade etmesini zorlaştıracak ve engellenen sitelerin yerini otosansür alacaktır. İnternetin daha demokratik bir toplumun temeli olacağını tahayyül ederken, internet tam tersine dönüşmektedir. Gözetimden uzak güvenli erişim tüm internet kullanıcılarının hakkıdır.

Kişisel veriler hakkındaki ulusal ya da uluslararası kanunların yetersiz kaldığı veya uygulanmadığı durumlara karşı tüm internet kullanıcılarının bu haklarını ısrarla savunması gerekmektedir.

Hangi işletim sistemi, hangi yazılım kullanılırsa kullanılsın kötü niyetli yazılımlara karşı %100 güvenlik yoktur. Ancak https://prism-break.org/tr/ adresinde önerilen Özgür Yazılımlar’la en azından bilgisayarların, tabletlerin ve akıllı telefonların ele geçirilmesi ve izlenmesi zorlaştırabilir.

Tüm internet kullanıcılarını önce internette gözetime karşı duyarlı olmaya, sonra da özgür olmayan işletim sistemleri ve yazılımlar yerine GNU/Linux ve özgür yazılımlarla bilgisayarlarını güçlendirmeye davet ediyoruz.

Özgür Yazılım, özgürleştirir!

Alternatif Bilişim Derneği
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Elektrik Mühendisleri Odası
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
İnternet Teknolojileri Derneği
İnternet Yayıncıları Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
SansüreSansür
Tüm İnternet Derneği

 

28 temmuz  2015

 

Casus Yazılım Kullanmak Anayasal Suçtur yazısının devamı »

Türk Telekom Anayasal Suç İşliyor

Kategori:Duyurular

Türk Telekom’un MA-0051-03-2014 numaralı sözleşme ile ihale yaptığı ve gözetim donanımları satın aldığı çeşitli basın kuruluşlarında yer aldı. Sözleşmede belirtilen hedefler, yurttaşların anayasal hakları, temel hak ve özgürlükleri, hukukun evrensel ilkelerini çiğniyor.

Sözleşmede satın alınacak donanımın amacı “şebeke üzerinden taşınan trafiğin paket bazında detaylı olarak analiz edilmesi, yatırım plan ve önceliklerinin belirlenmesi, taşınan trafiğin uygulama bazında analiz edilmesi, şebeke kaynaklarının optimum olarak kullanılması, şebeke performansının arttırılması, art niyetli uygulama ve kullanıcıların tespit edilerek önlem alınmasının sağlanması. 5651 Sayılı ‘İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun’ değişiklikleri ile birlikte mevcut kanun gereği olan yükümlülükleri kati suretle yerine getirmektir.” şeklinde ifade edilmekte. Bu amaçla

  • — Sistem aynı İnternet sitesine ait HTTP ve HTTPS protokollerinin ayrımını yapabilecek, ayrım bazlı politika (shaping, drop, marking ve redirection) uygulayabilecektir.
  • — Sistem; WAP, HTTP, MMS, E-Mail, DHCP, FTP, HTTP Browsing, HTTP Streaming, MMS (Microsoft streaming), NNTP, POP3, RTSP, Streaming, SIP, Vonage, MGCP, Messenger (MSN,Yahoo v.s), SMTP, H323, Ultrasurf, Hotspot, TOR, Opera Mini gibi servis tiplerini destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • — Sistem; WhatsApp, Lime, Telegram, CoverMe, Google+, Tango, ICQ, Instant Messaging, Jabber, Open MMS, Skype, Messenger (MSN, Yahoo v.b) gibi mesaj uygulamalarını destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • — Sistem, VPN Tünel Prokollerini (Spotflux, Hotspot VPN, Mobile VPN, Safe Tun VPN, vpn Bitz, ibVPN, SecureLine, Onavo, HMA, VirtualBrowser, BIG VPN, VPN Direct, VPN Express, VPNOneClick, Freedome, TunnelBear, Hotspot Shield, Ultrasurf, TOR, Freegate, Gtunnel, GappProxy, Your Freedom, Hykproxy, Tunnelier, Gpass vb.) analiz edebilecek ve yönetebilecek kabiliyette olacaktır.
  • — Sistem, müşteri DNS sorgusundaki hedef DNS IP adresini farklı bir IP adresi ile değiştirebilecektir (DNS Overwrite özelliği)
  • — Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri alacaktır.
  • — Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak URL bazlı HTTPS trafiğini engelleyecektir.
  • — Sistemin tüm Multimedia, mesaj sistemleri, P2P, tüm servis ve uygulamaları analiz, izleme yetenekleri de var. Bunların arasında e-posta, ftp, DHCP, Skype, Whatup, Gtalk, MSN, VPN, Tor, Hotspot Shild gibi uygulamalar var.

Yukarıda adı geçen servisler; iletişim, haber alma, bilgiye erişme, örgütlenme gibi temel özgürlüklerimizi kullandığımız araçlardır. Sistem tüm bu servisleri izleyebilecek, dilediği gibi manipüle edebilecek ve engelleyebilecek yeteneğe sahip olacaktır. Böyle bir sistemin temel hak ve özgürlüklerimiz üzerinde bir tehdit olarak durması kabul edilemez.

Haberleşme gizliliği esastır, haberleşmeyi izlemek ancak yeterli nedenlerle mahkeme kararıyla mümkün olabilir. Tüm bu servislerin de esas olarak bir bir telefon konuşmasından farkı yoktur. Son yapılan düzenlemelerle telefon dinlemeleri zorlaştırılmıştır. Aynı korumanın İnternet üzerinden haberleşme için geçerli olması gerekir. Normal posta hizmetlerinde, mektubun iceriğine bakmak nasıl suçsa, e-postanın içeriğine bakılması, pek çok e-posta Web üzerinden gittiği için HTTP ve HTTPS’nin izlenmesi de suçtur. Bu kapsamdaki izleme çabası da anayasal suç, bunu teşvik eden BTK ve uygulayan TT’nin anasayal suç işlemesi anlamına gelmektedir.

Gözetime ek olarak sözleşmede adı geçen DNS Overwrite özelliği ise iletişime sahtekarlık yoluyla müdahaledir. Bu, bir kullanıcının kendi iradesi ve bilgisi dışında, erişmek istediğinin dışında başka bir yere yönlendirilmesidir. Bu da küresel İnternet standartlarının ihlalidir.

İnternet, Türkiye’de hak ettiği değeri bulamıyor. Kanun yapıcılar, düzenleyici aktörler ekonomi, kamu yönetimi, bireysel gelişim, demokrasinin gelişmesi, toplumun bütünleşmesi, toplumsal denetim, saydamlık, katılımcılık gibi faydalarını görmezlikten geliyor. Günlük siyasi çekişmeler için, muhalefeti bastırmak için, sansür için İnternet korkunç bir denetim ve gözetim ağı haline getiriliyor.

AB’ye üye olmak, 10. büyük ekonomi olmak, dünya ile bütünleşmek, turizmde lider ülke olmak, dünya finans merkezi olmak, yabancı yatırımlar çekmek gibi ifadelerle; İnternet’i denetlemek, kontrol altında tutmak, korkunç bir gözetim mekanizması kurmak, “bizim istemedigimiz kuş uçmasın” felsefesiyle problemleri çözmeye uğraşmak, son derece çelişkilidir. Yöneticilerin ve toplum önderlerinin bu durumu görememesi içler acısıdır.

Biz aşağıda imzaları olan Bilişim/Bilgi/iletişim alanında faaliyet gösteren demokratik kitle örgütleri olarak, BTK ve TT’yi açıklama yapmaya ve bu suçtan vazgeçmeye davet ediyoruz.
Bu konularda suç duyurusunda bulunmaktan, AİHM’ye gitmeye kadar her türlü mücadele yöntemini uygulayacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Alternatif Bilişim Derneği
Ankara Barosu Bilişim Kurulu
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
Elektrik Mühendisleri Odası
İnternet Teknolojileri Derneği
İnternet Yayıncıları Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
Türk Kütüphaneciler Derneği

Türk Telekom Anayasal Suç İşliyor yazısının devamı »

İnternetle Savaşmaktan Vazgeçip, İnterneti Ülkemiz için Bilinçli Kullanalım

Kategori:Duyurular
internet-haftasi-2014-Logo

internet-haftasi-2014

İnternet Sanayi Devrimi ölçülerinde önemli bir gelişmedir. İnternet ve özellikle sosyal ağlar, bireysel gelişme, bilgiye erişim, ifade özgürlüğü, ar-ge, inovasyon, iş dünyası, eğitim, sağlık, eğlence, kamu yönetimi ve siyaset için dünya üzerinde 2.7 milyar insanın kullandığı, ülkemizde 35 milyon civarında yurttaşımızın kullandığı küresel bir ağdır. Anayasa Mahkememiz, AIHM kararlarına paralel bir şekilde Twitter yasağını kaldırdı. Hükümetimizi, temel insan hakkı olan ifade özgürlüğüne ve yurttaşların internete erişim hakkına Anayasamız, AIHM ve evrensel hukuk ilkeleri ışığında sahip çıkmaya, hukuka aykırı uygulamaları engellemeye davet etmeye, İnternetin ülkemize yapacağa katkıya odaklanmaya ve zararlı içerik için makul davranmaya çağırıyoruz.

İnternette mağduriyeti önlemenin yolu bilgi ve bilinçtir…

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararının ardından, Twitter Türkiye’den erişime açıldı. AYM’nin ihlal kararı malumun ilanıdır. Sadece Twitter değil, 5651 ile verilmiş erişim engelleri kararları temel hak ve hürriyetlere aykırıdır. AYM’nin kararının yanısıra 5651’e dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Ahmet Yıldırım kararı mevcuttur. Bu kararla yasanın kendisi ifade özgürlüğüne aykırı bulunmuştur.

Ülkemiz bir Hukuk Devletidir, ve Kuvvetler Ayrılığı demokrasimizin temelidir. Hükümet yetkileri ve BTK’nin mahkeme kararlarını, çeşitli yorumlarla, uygulamaktan kaçınmaları ve yetki gaspıyla mahkeme gibi davranmaları bir hukuk devletinde kabul edilemez. Bu bizi İnternetimiz ve demokrasimiz adına endişeye sürüklemektedir. AYM kararına uyulması , uzun süredir hasret olduğumuz oldukça sevindirici bir gelişmedir. Yetkililerin bütün yargı karalarına uymalarını bekliyoruz.

Vergi Bütün dünyanın Çözmeye Çalıştığı Bir Sorundur

İnternet yeni sektör ve meslekleri ortaya çıkartan, bazılarını yıkan, hiç birimizin öngöremediği yeniliklere yol açan, yaşamı köklü olarak değiştiren bir teknolojiler bütünüdür. Hızlı ve köklü değişimlerde çözümü zor olan bir çok sorun ortaya çıkartmaktadır. Bu sorunları tüm dünya ile birlikte, dikkatli, minimal, orantılı ve özgürlüklerin özüne dokunmayan, gelişmenin önünü kesmeyecek şekilde tüm paydaşlarla birlikte yapılmalıdır.

İnternetde Vergi problemi de bütün dünyanın yeniden düzenlemeye çalıştığı bir konudur. Sadece Türkiye bu konuda müzdarip değildir. Ama, mevcut uygulama dünya pratiğine uygundur. İrlanda düşük vergi ve teşviklerle Uluslarası Bilişim Firmalarını kendinde toplamıştır. Amerikan Firmaları, karayipler üzeriden offshore hesaplar yoluyla ABD hükümetine de az vergi vermektedir. Mevcut Uluslarası Sistemde bunlar meşrudur. Bunun çözümü zaman alacaktır.
Kaldıkı bizim mevzuatımızda vergi borcu nedeniyle Youtube, Twitter gibi şirketlere erişim yasağı getirmek mümkün değildir.

İçerik Çıkarma ve Evrensel Değerler

İnternet küresel bir ağdır. Bu küresel ağ üzerinde düzenleme (regülasyon) bazı evrensel değerler ve kabuller çerçevesinde yapılır. Genel bir konsensüs sağlanamayan telif haklarını dışta tutarsak, Türkiye’nin model aldığı demokratik ülkelerde olağanüstü durum olarak kabul edilen ve mahkeme kararı bile aranmayan haller dışında içerik çıkarma, erişim engelleme veya hizmetin çeşitli yollarla kapatılması gibi uygulamalar bulunmamaktadır. Bu olağanüstü durumlar ise çocuk pornosu ve açık şekilde seçilebilen ırkçı, ayrımcı nefret söylemidir. Terör bile değildir. Çünkü bu iki konu dışındaki konuların hemen hepsi çok tartışmalıdır ve kolayca ifade özgürlüğü sınırlarına girmektedir.

Türkiye’nin yapmış olduğu, içerik çıkarma ve kişisel bilgi talepleri ise bu konuların tümüyle dışındadır. Atatürk’e hakaret, montaj olduğu gerekçesiyle reddedilen hükümet yetkililerinin rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma konulu ses kayıtları, yurttaşlara ait istenmeyen fotoğraflar, marka değerinin zedelenmesi, müstehcenlik gibi içeriklerdir. Ülkemizde çok büyük bir problem olduğu halde nefret söyleminin, bu talepler arasında neredeyse hiç yeralmayışı altı çizilmeye değerdir. Bu tablo idarenin ve hükümetin hassasiyetlerinin odak noktasını göstermektedir. Görüldüğü gibi Türkiye’nin, Twitter ve Google gibi şirketlerden talepleri evrensel ölçülerin çok üzerindedir. Bu sebeple Twitter veya Google gibi firmaların içerik çıkarma konusunda Türkiye’ye çifte standart uyguladığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. “Twitter, Türkiye’yi dikkate almıyor, mahkeme kararlarını uygulamıyor, başka ülkelerde uyduğu kurallara Türkiye’de uymuyor” şeklindeki argümanlar gerçekçi değildir, doğru da değildir.

Aksine, küresel ağın bu kendine has düzeninden çifte standart bekleyen Türkiyedir. Bütün dünyanın bizim kutsallarımız, bizim etik, estetik anlayışımız, bizim müstehcenlik algımıza uygun olmasını ve buna uygun davranmasını beklemekteyiz. Türk mahkemelerin yetki alanı bütün dünya değildir. Ancak, Evrensel Normlar ve ülkeler arası anlaşmalarla bu yetki anlam kazanır. Bu son derece faydasız bir beklentidir. İnternet bütün dünyada insanları, kültürleri, iletişim ve etkileşim biçimlerini yakınsamaktadır. Kaynaştırmaktadır.

Kaldıkı gerek Twitter, gerek Youtube, kendi ifade özgürlüğü normlarına ve ABD yasalarına uymasada, mahkemelerin sakıncalı bulduğu içeriyi Türkiye IP’lerinden bağlananlara göstermiyor. Yeni 5651 düzenlemesinde getirilen URL temelli erişim engellemesi de tam bunu hedefliyor. Peki mağduriyetler ne olacak

İnternetin uluslarası, gayri merkezi, dağıtık ve sürekli gelişmekte olduğunu, hukukun hiç bir yerde oturmadığını, sorunlarla bütün dünyanın uğraştığını hatırlatmak isteriz. Uluslararası platformlarda, gelişmiş dünya ile birlikte ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, bireysel gelişme, iş yapma özgürlüğü gibi bireyi temel alan insan haklarına saygılı bir yaklaşımla yer almalıyız. Devekuşu gibi başımızı kuma gömmekte yada pire için yorgan yakma yaklaşımlarında vaz geçmeliyiz. Sonuçta, kendi yurttaşımızı cezalandırıp, ülke olarak kendimize zarar veriyoruz.

Evrensel hukuk normlarına uyan hak ihlallerine mahkeme kararı olmadan da usule uygun başvurular zaten çözülüyor. Bunun ötesine geçen talepler diyalog içinde bir ölçüye kadar çözülebilir.

Bu konuda yapılması gereken apaçık ortadadır. Birbirine paralel temel iki mücadele hattı izlenmelidir. Birincisi yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmaması için Yeni Medya Okuryazarlığı seferberliğidir. İkincisi ise mevcut mağduriyetlerin yarattığı problemlerin hafifletilmesi ve okuryazarlık bağlamında toplumsal dersler çıkarılması için bilinçlendirme kampanyaları yapılmasıdır. Empati sahibi, sorunlara hoşgörü ve diyalogla yaklaşan, farklı kültürlere saygılı, insan haklarına duyarlı bireyler olmalıyız.

Birincisinin tablet dağıtarak olmayacağı çok açıktır. Heleki internete bağlanamayan, her türlü giriş çıkış aygıtı kapatılmış tabletlerle hiç olmayacaktır. Biryandan kadın-erkek, doğu-batı, kent-kır arasındaki sayısal uçurumun kapatılması, diğer yandan da internet kullanımının derinlik kazanması için çaba harcanmalıdır. Eğitim müfredatları iyileştirilmelidir. Yerel yönetimlerle ve STK’larla bu konuda güçlü projeler yapılmalıdır. Evrensel hizmet fonu bundan daha iyi bir amaç için değerlendirilemez. Projenin yönetimi bütün paydaşları kapsayan, katılımcı, saydam yönetişim yapıları ile yapılmalıdır.

İkincisi için de “intihara sürüklenen genç kızlarımızı” retorik olmaktan öteye geçirecek adımlar atmaktır. Mağdurlar ve zor durumda bulunan insanlar bulunmalı, kendilerine ve ailelerine psikolojik, sosyal, maddi ve hukuki tüm yardımlar yapılmalı, kimliklerine ve kişilik haklarına saygı göstererek yaşananlar toplumsal birer ders olarak kaydedilmelidir. Özel yaşamı ve kişilik haklarını ihlal etmenin nasıl sonuçlara yol açabileceği, bu tür durumları yaratmamak veya hiç meydana gelmemesi için önlemler almanın yolları topluma anlatılmalıdır. Görüldüğü gibi bunun da sonu nihayetinde okuryazarlık ve yurttaşı güçlendirmektir.

Ayrıca yaşanan olayların büyük bölümünde mağduriyetlere sebep verenler ortada olmasına rağmen yeterli hukuki süreçler işletilmemektedir.

Özetle Türkiye, İnternet ile kavga etmeyi bir kenara bırakmalı, erişim engelleme, url filtreleme gibi çağdışı, sansürcü, negatif düzenlemeleri kenara koymalıdır. Pozitif politikalara yönelmeli ve yurttaşı İnternet ve yeni medya ile barıştıracak ve onu teknoloji karşısında güçlendirecek makro ve mikro adımları ivedilikle atmalıdır.

Son dönemde gerçekleşen 5651 değişikliği, yasal dayanağı olmayan site kapatmalar, url temelli engellemeler, dns engellemeleri ve dns sisteminin bozulması, çeşitli teknolojilere hukuksuz şekilde yapılan engelleme çabaları Türkiye’yi dünya İnternetinden uzaklaştırmaktadır. Türkiye’nin İnternet atmosferini zehirlemekte ve sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan elverişsiz hale getirmektedir.

Hükümeti, meclis üyelerini, BTK ve ilgili tüm kurumları, ve kamuoyunu İnternetimizin geleceğinin gündelik, kısır siyasi çekişmelere kurban olmaması için bu uyarıları dikkate almaya davet ediyoruz. İnternetin ülkemizin gelişmesi, dünya ile bütünleşmesi, demokrasımizin gelişmesi, daha saydam, katılımcı ve dayanışmalı bir toplum olma potansiyeli hayata geçmesi için, tüm paydaşların katılımı ile ulusal strateji ve eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Bu konularda katılımcı bir örgütlenme, araştırma enstitüleri ve geri besleme yapıları kurulmalıdır. İnternet ve Bilişim Teknolojilerinin ülkenin gelişme stratejinin önemli bir parçası olmalıdır. Ulus olarak İnternetden toplumsal yarar sağlamak için özgürlük boyutuna özen göstermeliyiz. İnternetin marjinal sorunlarından çok ana sorunlarına ve katkılarına odaklanmalıyız. İçerik sorunlarının çözümüne ifade özgürlüğünü esas alarak çözmeliyiz. Devlet yurttaşı eğitmeli, onu yetkin kılmalı, ona gerekli yazılımları sağlamalı ama neyin iyi neyin kötü olduğu kararını yurttaşa bırakmalıdır.

Yurttaşlarımızı da diğer tüm temel hak ve hürriyetlerimizle sıkı sıkıya bağlı İnternet hakkımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Alternatif Bilişim Derneği
Alternatif Medya Derneği
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
EMO – Elektrik Mühendisleri Odası
INETD – İnternet Teknolojileri Derneği
IYAD – İnternet Yayıncıları Derneği
Kadın Yazılımcı Oluşumu
Korsan Parti
LKD – Linux Kullancılar Derneği
PKD – Pardus Kullancıları Derneği
TURKMIA – Tıp Bilişim Derneği
TID – Tüm İnternet Derneği
TBD – Türkiye Bilişim Derneği
TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

12 nisan 2014

İnternetle Savaşmaktan Vazgeçip, İnterneti Ülkemiz için Bilinçli Kullanalım yazısının devamı »

20. Yılında İnternet Bildirgesi

Kategori:Duyurular

ihafta13

Türkiye İnterneti 20. yaşına bitiriyor. Biz, Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları olarak Üniversiteleri, Okulları Öğretmenleri, Ticaret ve Sanayi Odaları, Barolar, kısaca tüm Türkiye olarak bunu kutlamaya çağırıyoruz. Bu 16. internet haftası. Biz 8-21 nisan aralığını, bu 2 haftayı tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye ve e-devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çalışıyoruz. Bu süre boyunca, her Türk vatandaşı interneti konuşsun, interneti düşünsün, interneti kullansın ve internet’ten nasıl yararlanabilirim, işimi nasıl geliştiririm, kendimi nasıl geliştirebilirim diye araştırsın istiyoruz.

Dünya, İnternetin başını çektiği değişimin ortaya çıkardığı yeni toplum biçimine, Bilgi Toplumuna doğru geçişin sancılarını yaşıyor. Bilgi toplumu, bilginin bir üretim faktörü olduğu, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu, bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor. İnternet Bilgi Toplumunun aracı, tetikleyicisi, taşıyıcısıdır. Bu nedenle tüm dünyada ülkeler bütün vatandaşlarını geniş bir yelpazede internet okuryazarı yapmaya çalışmakta ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktadır. Herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya, tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya ciddi şekilde koyulmuşlardır.

İnternet, bireyi öne çıkarmanın yanında, geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün kılmıştır. İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde gelişmekte, sıradan yurttaşa bunları fazla teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar. Dünya yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle Sosyal Ağlar, wikipedia, Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, açık erişim, açık donanım, açık kitap, açık patent, açık bilim, açık ilaç geliştirme projeleri bunun örnekleri arasındadır. Geniş kitleler, internete erişim, açıklık, katılım ve refahtan pay istemekteler.

Dünya’da 2.4 milyar internet kullanıcısı, 908 milyon kayıtlı bilgisayar, 246 milyon alan adı, 650 milyon web, trilyon ölçüsünde web sayfası, milyonlar ölçüsünde video ve 200+ milyon civarında kişisel web/blog olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de ise 30-35 milyon civarında kullanıcı, 7 milyon bilgisayar, 333 bin Türkiye içinde, 1.262M Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %38’si interneti düzenli kullanıyor, İnterneti kullananlar %47.4; %52.8’i ise interneti kullanmıyor, hiç kullanmamış . Evleri   %48’inde internete erişim var, bu kırsal kesimde %28’e düşüyor.. Erkerkler %58 kadınlar %37 internet kullanıyor. Kentlerde oran %57 olan kullanım kırsalda %27′ye düşüyor. Kadınlarda ise oran kentde %46.3 ve kırsalda %16.3. Kırsalda, düzenli internet kullanan kadınların oranı %10.3. Sosyal ağlar ve yurttaş temelli içerik hızla gelişiyor. Facebook’a kayıtlı kullanıcı sayısı 1 milyarı aştı; günde 612 milyon kişi ziyaret ediyor; bir ay içinde mobilden bağlanan sayısı 680 milyon. Twitter’da 500 milyon kullanıcı söz konusu, aktif kullanan 200 milyon; günde 340 milyon tweet ve 1.6Milyar sorgu var. En çok izlenen kişi Lady Gaga/Justen Bieber, 36 milyon civarında. Linkedin 125 milyon civarında. WordPress 64 milyonu aşmış durumda. Facebook’ta 500 bini aşkın uygulama var.   Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker’de 6 milyar’ı aşkın foto var. Youtube üzerinden günde 1 milyarı epey aşkın sayıda video izleniyor. Video pazaranın %40′i youtube’ta. Her dakika 30 saatlik video youtube’a yükleniyor. 

İnternet, hic kimsenin tahmin edemediği bir şekilde gelişiyor. Biz arkadan geldiğimiz için işin özünü yakalayamıyoruz. Ama, pek çok kişinin eğlence ortamı olarak algıladığı sosyal ağlar, bir tanıtım, örgütlenme, eğitim, pazarlama ve haberleşme, buluşma ortamı olmuştur. Hiç bir büyük kurum, devlet, firma, proje buralarda olmama lüksüne sahip değildir. Artık kurumların sosyal ağdaki temsilcisi, kurumun en yetenekli elamanlarından biri olmak zorunda; hem kurumu, hem iletişimi, haklka ilişkileri, reklamı hem de internet iyi bilmek zorunda. Bloglar, kurumlar için bile, hem politikaları açıklama, hem kamuoyuna hesab verme, hem de kendini anlatma ortamı olmaktadır. İnternet, bilgiye dayalı, geniş kitlelerin katılımı ile hayata geçen yeni bir toplum biçiminin nüvesini taşıyor, ortam ve araçlarını sunuyor.

Ülkemizdeki gelişmeler dağınık, çelişkili, ve mehter yürüyüşünü hatırlatıyor. Ülkemizin 2006-2010′u kapsayan, bir Bilgi Toplumu stratejisi ve eylem planı vardı; eylemlerin çoğu yapılmadı ve işin daha ilginci toplum böyle bir stratejinin varlığının farkında değildi. Şu anda yenisi katılımcı bir şekilde yapılma sürecinde. Geçikmiş ama olumlu bir süreç. Kamu’da, profesyoneller arasında, üniversitelerde, okullarda, büyük şirketlerde yaygın internet kullanımı var. E-devlet, finans, sağlık, medya gibi başarılı sektörlerimiz var. Ama KOBİ’lerde, tarım sektöründe, kırsal kesimde, dar gelirli kesimlerde gidecek çok yolumuz var. Ülkemizde, internet konusunda heyecanlı kesimlerde var; bihaber kesimlerde . Geçikmeli de olsa 3G ülkemizde var , cep telefonları internete erişim aracı olarak yagınlaşmaya başlamıştır. Ama Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna döndürdüğünü söyleyebilmek mümkün değil. Serbestleşmede epey yol aldık gibi, ama pazar payları epey geri olduğumuzu gösteriyor. Geniş bant internet 20 milyona ulaştı (6.6 DSL, 1.9Bilgisayardan Mobil, 10.2 Cep Telefonu,.5 Kablo, .65 Fiber), ama yeteri kadar yaygın değil ve pahalı  I.T.U’nün 2011 verilerine göre Bilgi ve İletişimin maliyeti sıralamasında 161 ülke arasında ucuzlukta 65.. sıradayız; sabit de 81., GSM’de ise 97. sıradayız. Avrupada 38 ülke içinde 31. yiz. Yine ITU’nun IDI (ICT Gelişme indeksi) de Avrupa içinde 36/37 konumdayız, sadece Arnavutluk bizden kötü. İnternet ve telekomda KOBI’ler   yaşam savaşı veriyor. Bilişim alanında insan gücü açığı ve açığı kapatacak öğretim üyesi açığı had safhada.  Ülkemizde internet konusunda bir dağınıklık ve koordinasyonsuzluk söz konusu.

Uluslarası indekslerde en iyisinde bile ilk 50. ye giremiyoruz. 2 yılda bir yayınlanan Birleşmiş Milletler e-devlet indeksinde 59, 76, 69 dan sonra bu sene 80. sıradayız. Basın özgürlüğünde son 2 yılda 148 ve 154 sıradayız. Dünya Ekonomik Forumu sıralamasında uzun süren gerilemenin ardından 2007 seviyene tekrar yükseldik ve 52. olduk. Aynı rapor, ülkenin interneti ekonomide kullanımda geri kaldığını, bunun ise yurttaşların bilgi teknolojileri yetkinliğinin yetersizliğden kaynaklandığını belirtiyor. İnsani gelişme indeksinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinde, demokrasi indeksinde oldukça geriyiz: 90, 121, ve 88.

Bütün e-devlet çalışmalarına rağmen, halkımızın %20’si bir e-devlet hizmetini kullanıyor. İnternet kullananların %45′, e-devlet hizmetleirni kullanıyor. AB içinde belirlenen 22 hizmetin sunulmasında ortalamadan daha iyiyiz. Ama, kullanımda parçalı bulutlu bir konundayız. Gazete okuma, oyun, film muzik indirmede ortalamın üstünde, ama ürün hakkında bilgi alma, iş aram, e-devlet kullanımda en kötüler arasındayız. E-ihale konusunda sınıfta kalmış durumdayız.

İnternet Yasakları ise ülkemize zarar vermeye, suçsuz vatandaşımızı cezalandırmaya devam ediyor. Filtre, Phorm ve yasaklar ile adaletsizlik, başını kuma gömme ve kendimize zarar vermeye devam ediyoruz. Zararlı içerikle mücadele, demokratik bir hukuk devletine yarışır bir şekilde, yurttaş temelli olmalı, devlet eğitim, destek ve uygun yazılımları sağlamalıdır. Hiç bir bilimsel temeli olmayan, kamuoyuna kapalı, hukuki temeli olmayan bürokratik çözümler yerine, yönetişim ve özgürlük öncelikli makul çözümler peşinde koşmalıyız.

nterneti; kalkınmamız, dünya ile bütünleşmemiz, ülkemizde bilim ve teknolojinin gelişmesi, demokrasimizin gelişmesi, ve ülke içinde bütünleşme çabalarının merkezine koymalıyız. İnternet projesi, muasır medeniyet projesidir. En az GAP ve AB projeleri kadar önemlidir. Bir seferberlik ruhuyla konuya yaklaşmalıyız. Uygun bir vizyonla, doğru siyasal sahiplenme, partiler üstü çerçeve, katılımcı, saydam ve esnek yapılarla yeniden örgütlenmeli; kısa, orta ve uzun vadeli Eylem Planları hazırlamalı ve el birliği ile hayata geçirmeliyiz.

Yurttaşın Bilgi Teknolojileri yetkinliğini kazanması hayati önemdedir. MEB, temel bilişim derslerini zorunlu ve kapsamı geniş olarak tekrar koymalıdır. Bu dersler, marka ve ürün temelli olmaktan çıkmalı, kavram temelli olmalı; Ulusal İşletim Sistemi Pardus’a en azından eşit sans tanımalıdır. Bilgi Okur yazarlığı, işin etik, estetik, mahremiyet, güvenlik ve bilişim suçları boyutlarını kapsamalıdır. Lise ve Üniversitelerde, kendi alanı ne olursa olsun, tüm öğrencilere kelime işlemicisi, hesap tablolamanın ötesinde temel bilgisayar bilimi kavramları; programlama, ağ, veritabanı, bilgi sistemi gibi dersler verilmeli, ve öğrencilerin bilişimin neler yapabilecegini ve tehlikelerini kavramaları sağlanmalıdır. Ayrıca, Bilişim sektörünün ülkemiz için öncelikli bir sektör olması gerektiğinden, bilişim uzmanları yetiştirmek ulusal hedeflerimizden biri olmalıdır.

Ülkemiz gündemine Fatih Projesi vardır. Bu çok önemli, maliyetli ve çok riskli bir projedir. Bunun için katılım ve saydamlık şarttır. Bütün tarafların diyalog içinde bu projede hata yapmadan hayata geçirmek için dayanışma içinde olması gereklidir. Projenin yönetimi ve gelişimi, bizleri endişeye düşürmektedir. Bu projenin tüm ülkeyi bir pilot poroje haline getien görüntüsü, dünya ölçüşünde başarısız bir proje olması ihtimalini gündeme getirmektedir. Projenin, bilimsel bir şekilde, üniversite, Sivil Toplum, ve özel sektörle birlikte saydam ve katılımcı bir şekilde yönetilmesini gerekli görüyoruz.

İnternet, insanlığın gelişmesinde önemli bir aşamayı temsil etmektedir. İnternet, dünya ile bütünleşmek, AB’ye girmek isteyen, özgür bireylerin oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için vazgeçilemez bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.

İnternet Yaşamdır!

Alternatif Bilişim Derneği
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Elektrik Mühendisleri Odası
Internet Teknoloji Derneği
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
PHP Geliştiricileri Derneği
Tıp Bilişim Derneği
Türkiye Bilişim Derneği
Türk Kütüphaneciler Derneği

20. Yılında İnternet Bildirgesi yazısının devamı »

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır

Kategori:Duyurular

İnternet Sanayi Devrimi boyutlarında devrimsel bir gelişmedir. Yaşamın bütün boyutları bundan köklü olarak etkilenmekte, sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden tanımlanmakta, iş yapma biçimleri, eğitim, eğlence, kültür değişmektedir. Bu değişimden etkilenenler arasında kamu yönetimi ve siyaset de vardır. “Arap Baharı”ndan, “Wall Street İşgaline” pek çok olay bu değişimin yansımalarıdır. Sosyal Ağlarda örgütlenen kitleler bilgiye erişim, yönetime katılma, saydamlık ve refahtan pay istemekteler. İnternet, katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik olanakları artırdı, ve demokrasi katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik demektir.

BTK ise İnternet Sansürü savunmakta bu konularda saydam ve katılımcı olmakta ayak direnmektedir; adeta nasıl kamu oyuna kapalı çalışırım üzerine kafa yormaktadır. Kendi yayınladığı yönetmeliğe göre bir kurul oluşturup onun belirlediği ilkelere göre BTK beyaz ve kara listeyi hazırlayacaktı. 22 kasım öncesi böyle bir kurul oluşturulduğu, kurulun kimlerden oluştuğu, kurulun belirlediği ilkeler kamuoyundan saklandı. Ancak, 22 kasımda açıklanan basın duyurusunda kurulun oluştuğu bilgisi ve ilkeler açıklanıyor. Bu İnternet çağında, demokratik bir hukuk devletinde bu yaklaşım kabul edilemez. BTK “biz yaptık oldu” alışkanlığı terk edip, kamuoyuna bilgi verme, hesap verme, diyalog içinde, saydam ve katılımcı yapılar içinde çalışmayı benimsemelidir. Yasal olmak yetmez, hukukun evrensel ilkelerine, ve demokrasinin gereklerine uymaya çalışmalıdır.

 

Bu kurulun kimlerden oluştuğu, yetkinliği kamuoyu denetimine açılmalıdır. Kurul, ilkelerini açık ortamlarda tartışmalıdır. Diyalog ve saydamlıktan ancak toplumsal fayda çıkar. Bu ilkelerin nasıl hayata geçeceği konusunda açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. Oluşturulan beyaz ve kara listelerin büyüklüğü, kategorik yapısı kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu işlerde kaç kişinin çalıştığı, onların eğitim, birikim ve yetenekleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır .

 

BTK kendi yetkisini aşmakta tescillidir. Hiçbir yetkisi olmadan, akıl ve mantığa aykırı bir şekilde, 140 civarında kelimeyi içeren alan adlarının yasaklanmasını istemiş, kamuoyu tepkisi üzerine tevil yoluna gitmiştir. Yine, hiçbir yetkisi yokken, yer sağlayıcı firmalara bazı alan adlarına yer sağlamayı durdurmayı söylemiş, sonra da vazgeçmiştir. Bir kamu kurumunun inandırıcılığı ve ciddiyetini taşımayan bu kanunsuz davranışlar dolasıyla özür dileme inceliğini bile gösterememiştir. Youtube konusunda yasağının vergi nedeniyle olduğunu söyleyerek toplumu ve Cumhurbaşkanını yanıltmıştır. İnternet Kurulu ile birlikte artık iyice ayıp haline gelen youtube yasağına hülle ile bir gecekondu çözümü bulmuştur. Bir danışıklı döğüşle ilgili videolar önce kaldırılıp sonra tekrar konmuştur. Böyle bir kurumun yaptığı her şeye şüphe ile bakmak ve saydamlık ve katılım istemek en doğal hakkımızdır! Twitter ve facebook’u yasaklayan, yurt içi profilini tasarlayan ekibin uzmanlığı merak etmemek elde değil.

 

 

Yapılan yargısız infazdır!

BTK dünya üzerindeki 525 milyon web içinden çocuklar için beyaz liste, aileler için kara liste oluşturacaktır. Hangi bilimsel yetkinlikle, hangi süreçlerle bunu belirlediğini açıklamalıdır? Böyle bir uygulama, bir yönetmeliğe dayanarak yapılamaz. Yasal bir dayanağı olsa bile yargı dışında hiçbir kurum, yargılama yapmadan, savunma almadan yasaklama kararı veremez. Bu yönde kararlar, yasal olarak düzenlense bile hukuki olamaz; hukukun evrensel ilkelerine, temel insan haklarına, ifade özgürlüğü ve ticaret hukukunun ana ilkelerine aykırıdır.

Filtre temel haktır ama devletin merkezi filtresi sansürdür

 

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır.

 

Filtrenin seçimlik oluşu sansür olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur. Bilindiği gibi Avrupa Adalet Divanı Servis Sağlayıcılara Filtre empoze etmenin insan haklarına ve dolasıylaAB hukukuna aykırı olduğuna karar verdi. Böylece bizlerin uzunca bir dönem söylediğimizi doğruladı.

 

BTK Ticareti düzenlemektedir !

 

BTK’nın kendi keyfince yasaklar getirmesi ticareti düzenlemektir. Sadece yurttaşın bilgilenme hakkı, ifade hakkına değil, eğlenme ve ticaret yapma hakkına da karışmaktadır. AB’den ve Dünya Ticaret Örgütünden gelecek eleştirilere hazır olun!

 

Ne Yapılmalı ?

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiye’nin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

 

Çocuk profili bir yandan pedofilleri çekecek bir ortam oluşturarak, öte yandan ana babalara sorumluluktan kurtaran sahte bir güven verecektir. Tabii ki ana babalar filtre ve başka uygun yazılımlar kullanabilir. Çocuklarla diyalog kurması, beraber sörf yapması, bilgisayarı evin ortak alanına yerleştirmesi çok daha önemlidir.

 

Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara aykırıdır. BTK’nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.

 

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin Bilgi Toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

 


 

 

 

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır yazısının devamı »