Etiket Arşivleri: insan hakları

Casus Yazılım Kullanmak Anayasal Suçtur

Kategori:Duyurular

5 Temmuz 2015 tarihinde İtalya yazılım şirketi Hacking Team’in kirli dosyaları 400 gigabytelık veri ortalığa saçıldı. Belgeler, şirketin çeşitli devletlere kullanıcı bilgisayarlara erişen casus yazılım sattığını belgeliyordu.

Belgelere göre Hacking Team’in aktif müşterileri arasında 21/06/2011 tarihinden bu yana şirketin RCS (Remote Control System – Uzaktan Kontrol Sistemi) yazılımını kullanan Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) de vardı ve şirkete 440 bin Euro ödeme yapılmıştı. RCS, hedeflenen kullanıcıların bilgisayarlarına ya da telefon/tablet gibi akıllı cihazlarına uzaktan yerleştirilerek bu cihazların uzaktan kontrol edilebilmesine, cihazların içindeki dosyaların kopyalanabilmesine, cihazlara sahibinin bilgisi dışında dosyalar yüklenebilmesine olanak sağlayan bir casus yazılımdır. RCS, hedef kullanıcıya gönderilen bir e-postanın ekinde yer alan dosyanın içine gizlenerek gönderilebilmekte ve e-postayı alan kişi ekteki dosyayı açtığında bilgisi olmadan sistemine kurulabilmektedir.

Bir hukuk devletinde, tüm devlet kurumları yürürlükte olan kanunlar çerçevesinde hareket etmek zorundadır.Halbuki, EGM’nin casus yazılım kullanımı Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırıdır. Yasalarımız, iletişimin izlemesini ancak mahkeme kararıyla izin vermektedir ve izleme süphelinin iş yeri ile sınırlıdır. Bilgisayar kullanıcılarının casus yazılımlarla takibi bu sınırın aşılmasıdır. Bu yolla, sahte delil yerleştirilebilmekte, kişiler tüm iletişimi izleyebilmektedir. Türk Telekomun iletişlimi izleme amacıyla ihale çıktığı bilinmekte, bilişim STK’ları olarak kamuoyunun dikkati daha önce çekilmişti. Bu şekilde casus yazılım kullanmak, Anayasa Suçudur. Bu uygulamaya son verilmeli ve kimlerin casus yazılımla izlendiği açıklanmalı, ilgililer için soruşturma açılmalıdır. Kişisel veriler yasa tasarısı, özgürlükçü bakış açısıyla ve sivil toplumun katkılarıyla, yurttaşı devlete karşı koruyan bir bakış açısıyla yasalaşmalıdır.

Yurttaşlar Kendilerini Korumalıdır!

Güvenli internet, kullanıcıların internet erişiminin çeşitli filtrelerle engellenmesi demek değildir. Güvenli internet için kullanıcıların öncelikle bilgisayarlarına izinsiz giren ve iletişimlerini izleyen kişi ya da kuruluşlara karşı korunması gerekmektedir. Gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, ve vatandaşlar geniş bir bilgilendirme kampanyası ile haberdar edilmelidir.

Son yıllarda ortaya çıkan belgeler, hükümetlerin ve şirketlerin çeşitli amaçlar doğrultusunda internet kullanıcılarını sürekli bir şekilde gözetlediğini göstermektedir. Birçok kullanıcının “saklayacak bir şeyim yok” diyerek bu gözetime tepkisiz kalmasına karşın gözetim, başta siyasal olmak üzere özgürlükleri tehdit etmektedir. Wikileaks’ten, Snowden’dan ve en son Hacking Team’den sızan belgelerden gözetimin başlıca hedefinin siyasi muhalifler olduğu anlaşılmaktadır. Aktif olarak siyasetin içinde olunmasa bile, gözetimin olağanlaştırılması ve içselleştirilmesi, kullanıcıların kendilerini özgürce ifade etmesini zorlaştıracak ve engellenen sitelerin yerini otosansür alacaktır. İnternetin daha demokratik bir toplumun temeli olacağını tahayyül ederken, internet tam tersine dönüşmektedir. Gözetimden uzak güvenli erişim tüm internet kullanıcılarının hakkıdır.

Kişisel veriler hakkındaki ulusal ya da uluslararası kanunların yetersiz kaldığı veya uygulanmadığı durumlara karşı tüm internet kullanıcılarının bu haklarını ısrarla savunması gerekmektedir.

Hangi işletim sistemi, hangi yazılım kullanılırsa kullanılsın kötü niyetli yazılımlara karşı %100 güvenlik yoktur. Ancak https://prism-break.org/tr/ adresinde önerilen Özgür Yazılımlar’la en azından bilgisayarların, tabletlerin ve akıllı telefonların ele geçirilmesi ve izlenmesi zorlaştırabilir.

Tüm internet kullanıcılarını önce internette gözetime karşı duyarlı olmaya, sonra da özgür olmayan işletim sistemleri ve yazılımlar yerine GNU/Linux ve özgür yazılımlarla bilgisayarlarını güçlendirmeye davet ediyoruz.

Özgür Yazılım, özgürleştirir!

Alternatif Bilişim Derneği
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Elektrik Mühendisleri Odası
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
İnternet Teknolojileri Derneği
İnternet Yayıncıları Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
SansüreSansür
Tüm İnternet Derneği

 

28 temmuz  2015

 

Casus Yazılım Kullanmak Anayasal Suçtur yazısının devamı »

Internet Temel Insan Hakkıdır

Kategori:Duyurular

ihafta1518. İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirgesi 6 Nisan 2015

İnsanlık, başını İnternetin çektiği devrimsel bir gelişmenin sancılarını yaşıyor. Sanayi devrimi boyutlarında bir değişimi yaşıyoruz. Başını bilim, teknoloji , ar-ge ve inovasyonun çektiği değişim, insanlığı adına Bilgi Toplumu, Bilgi Çağı dediğimiz yeni bir toplum biçimine taşıyor. Yaşamın tüm boyutları sürekli bir değişim içinde. Sektörler, meslekler değişiyor; bazıları yok oluyor, yenileri çıkıyor; ekonomi yeniden yapılanıyor. Bireysel gelişim olanakları artıyor, birey üretici ve tüketici olarak ortaya çıkıyor. İnternet, dünya ile rekabet etmek için olmazsa olmaz bir araç haline geliyor. Bireyi özgürleştiren, ona toplumsal katılım ortamları sunan yeni iletişim teknolojileri ile hepimizi eşit dünya vatandaşı oluyoruz. Biz sivil toplum kuruluşları, internet kültürünü yaymak, internetin Türkiye için önemini anlatmak, ülkemiz internet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak icin İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 22 yaşı nedeniyle, 6 – 19 Nisan tarihlerinde 18. Internet Haftasını kutluyoruz.

Dünyada İnterneti kullanan 3 milyar civarında insan var. 1 milyar civarında web var, ve internet alan adı sistemine kayıtlı bilgisayar sayısı 1 milyarı aştı. Facebookta 1.4 milyar kullanıcı, günlük 750 milyon mobil bağlantı var; twitter, instgram ve benzeri ağlar, insanların haberleşmeleri, ilgi, merak, bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına ortam sağlamaktadır. Ülkeler, interneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini geliştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için internetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve internete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır. Bunun sonucunda sayısal bölünmeyi önleyici tedbirler alınmaya başlanmıştır.

Ülkemize gelince parçalı bulutlu bir gelişme görüyoruz; bu sıralar bulutlar daha fazla gözüküyor. Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, interneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, interneti olanak değil, başedilecek bir sorun olarak görmüştür. Ülkemiz, internet kullanımında dünya ortalamasını yakaladı, ama rekabet etmek istediğimiz ülkelerin gerisinde kaldık. Avrupada hemen her konuda sonlardayız. Keza OECD ülkeleri arasında sonlardayız. 2023 de İlk 10 ekonomi arasında olma çabasına uyumlu bir görüntü veremiyoruz. Bu nedenlerle, Internet Haftasını buruk bir şekilde kutluyoruz. Çünkü Ülkemiz Interneti hala bir tehdit olarak görmekte, yurttaşların katılımını teşvik etmek yerine, engellemeyi, sansürü, yasakları, gözetim ve olağanüstü denetimi tercih ediyorlar. 2015 yılında, 22 yılın ardından, Internet Haftasında hala sansürden konuşmak utanç verici! Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenera koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Ifade etmekten yorulduğumuz fakat sorumluluklarımız gereği yinelemekten yılmayacağımız bazı önemli problemlerin altını çizmek istiyoruz.

Sansür ve İfade Özgürlüğü

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış, “Don Kişot, Devekuşu ve Harakiri” ile özetlenebilecek bir tavırla adeta İnternete savaş açmıştır. Bu yaklaşımla, üyesi olmak istediğimiz batı demokrasilerinden çok, Rusya, Çin, İran gibi ülkelerin görüntüsünü vermekteyiz. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşebildiği hoş görü ortamlarında olduğunu algıyamamaktadır.

Sansür ve otosansür temel hak ve özgürlüklerimizi daraltmakta, ülkemizde çok uzun yıllar kendini ifade etme fırsatı bulamamış yurttaşların / toplulukların internetle yakaladıkları fırsatı ellerinden almaktadır. Bu topluma zarar vermektedir. Medyanın siyasi kutuplaşmaya paralel şekilde iki uca ayrıldığı bir ortamda, yurttaşlarımızın fikirlerini etkin bir şekilde ifade edebilecekleri bağımsız yegane mecra Internettir. 5651 numaralı yasa ve etrafında şekillenen yasal mevzuat bu mecrayı yok etmektedir. Geçen yıl Nisan ayında tespit edilebilen engelli site sayısı engelliweb.com’un verilerine göre, yaklaşık 30 bin iken, bir yılın ardından 70 binin üzerine çıkmıştır. AİHM’in 5651 numaralı yasa için verdiği karar çok açıktır. Bu yasa ve bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Internet ortamında yapılan eleştiri veya olumsuz davranışlar büyük bir hoşgörüsüzlükle karşılanmakta ve hemen her türlü itiraz dava, soruşturma konusu haline getirilmektedir. Son yapılan yasal değişiklikler de bu durumu desteklemektedir. Mevcut durum, kişilik haklarının korunmasının ötesine geçmiş ve bir baskı ortamına dönüşmüştür. Yurttaşlar ve daha da önemlisi siyasetçiler, Internet’in yatay düzlemini kabullenmeli, söylemlerini bu yeni düzleme göre değiştirmeli, onu geleneksel mecralara dönüştürme hevesinden vazgeçmelidir. Bu çaba hem faydasız hem de zarar vericidir. İnternetin devrimsel bir gelişme olduğu kabul edilmeli, onun dünya ile birlikte sağlıklı evrilmesine izin vermelidir. Kendi başımıza dünya internetine yön verme çabasından vazgçilmelidir. Önce ülkemizde tüm paydaşları kapsayan ortak aklı oluşturmaya yönelik yapılar kurulmalıdır. Dünya içinde çok aktörlü yapılar içinde çözüm aranmalıdır. “Biz yaptık oldu” ve “yasaklamak” reflekslriden kurtulunmalıdır.

Sayısal Uçurum

2014 TÜİK Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırmasına göre Türkiye genelinde hanelerin 46.5’i hiç internet veya bilgisayar kullanmamıştır. Yani geçen 22 yılın ardından Internet, Türkiye’nin yarısı tarafından hiç kullanılmamaktadır. Bu uçurum kent ve kır, kadın ve erkek arasında daha da belirginleşmektedir. Hiç kullanmayanlar arasında kenttekilerin oranı %41 iken, kırda %70.5’e ulaşmaktadır. Yine kadın ve erkek arasındaki fark kırda %59’a – %80 iken kentte %31’e %50dir. Resmi rakamlar uçurumun derinliğini çok net bir biçimde tasvir etmektedir. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. 17. büyük ekonomi olma iddasında olan Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir.

Bu konudaki önerimiz, bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasında süregelen sayısal uçurumu gidermek, ancak ilköğretim düzeyinden başlayarak müfredata sağlıklı bilişim teknolojileri kullanımı konusunda pedagojik ve analitik temelli içerik sağlayarak mümkün olabilir. Bilişim eğitiminin bu teknolojilerin olanak ve limitlerini de öğreten temel bilişim kavramlarının lise mezunu her yurttaşa verilmesi gereklidir. Bu içerik oluşturulurken, alanda çalışan akademisyen, uzman ve sivil inisiyatiflerin görüşü ve desteği alınmalı, sürekli güncellenen bir ortak akıl havuzu yapılandırılmalıdır.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılarıdan önemlidir.

Dijital Gözetim

Assange ve Snowden’ın ardından kitlesel ve hedefli gözetim hakkında tahmin ettiğimiz veya kuşkulandıklarımızdan artık kesin şekilde eminiz. Devletler ve şirketler bizlerden yasal veya yasadışı topladıkları datalarımızı temel hak ve hurriyetlerimize aykırı şekilde kullanıyorlar. Şirketler bunun karşılığında çeşitli hizmetler verirken, devletlerin gerekçesi ise maalesef güvenlik oluyor. Gündelik yaşamın birçok alanı güvenlileştirme söylemini meşru kılımak ve risk yönetimi amacıyla dijital olarak gözetliyorlar. MOBESE kameralar, TC. kimlik kartı ile yapılan işlemler, parmak izi ve iris tarama ile girip çıkılan iş yerleri, biyometrik bilgileri içeren kartların yaygınlaşması vd.’ni düşünecek olursak, Türkiye’de yurttaş artık oldukça kapsamlı ve entegre bir elektronik veri tabanının içinde sayısal bir varlık haline getirilmiş haldedir. Ticari kayıtlayıcılar da yurttaşın haberi, bilgisi veya izni olmaksızın, ya da iznini hiç talep etmeksizin dijital verileri birbiri ile eşleştirmekte, tüketici profillemesi yapmak amacıyla bu verileri kullanmaktadır.

Internet iletişimimiz maalesef isthibarat ve kar hırsı ile hareket eden eknomik ve siyasi güç sahibi aktörlerin denetimi altındadır. Yurttaşı koruyacak yasal düzenlemeler eksiktir. Mecliste taslak halde bekleyen kişisel verilerin korunması yasası son derece yetersiz, hatta hukuksuzluklara hukuki kılıf olacak nitelikte düzenlemeler içermektedir. Bu yasa bu haliyle meclisten geçmemelidir. Yeni bir taslak STKların görüşleri doğrultusunda hazırlanmalıdır.

Yeni Medya Okuryazarlığı

Yeni medya kullanım pratiklerinin gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi sonucunda, artık yeni medya okuryazarlığı yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir.

Yurttaşlar, ancak ve ancak, kamusal, sivil ve siyasal alanlarda bireysel ve kolektif olarak fikirlerini daha iyi bir şekilde açıklayabilme, pazar yönelimli ekonomide kendinin salt tüketici olarak konumlandırılmasını önleyecek şekilde enformasyonu kullanabilme ve nitelikli enformasyon kaynaklarına ulaşabilme, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmama ve etik ilkelere uygun davranabilme bilgi ve beresini Yeni Medya Okuryazarlığı ile kazanabilir. Yeni Medya Okuryazarlığı sayesinde, İnternet’teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.

Türkiye’de yeni medya okuryazarlığın her düzeyde geliştirilmesi için ilgili kamu kurumlarının ve STK’ların işbirliği yapması gereklidir. Yeni medya okuryazarlığı, genç kuşakların başta sosyal medya hesaplarını bilinçli ve risklerin farkında kullanmalarını sağlayacaktır. Özellikle nefret söylemi vb. saldırgan ve ayrımcı içeriklerle mücadele ancak yeni medya okuryazarlığı ile mümkündür.

Türkiye’de İnternet’in 22. yılında kamuoyunun ve yönetici erkin dikkatini aşağıdaki önerilerimize çekiyoruz:

Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Bunu, tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmler saydam ve katılımcı bir şekilde hyata geçmelidir.

Yeni medya alanında üretilecek siyasal ve toplumsal politikalar öncelikle ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkını temel alarak tüm paydaşların katılımıyla farklı hedef kitlelere yönelik olarak geliştirilmelidir.

Türkiye’de sayısal uçurumu çözmeye yönelik eğitim politikası geliştirilmeli; eğitim seferberliği başlatılmalıdır.

Türkiye’de var olan İnternet’in güvenli kullanımına yönelik çeşitli çalışmaların ilgili tüm kurum ve kuruluşları, STK’ları ve özel sektörü içerecek şekilde geliştirilmesi, işbirliği ve koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmalarda özellikle çocukların ve gençlerin görüşlerine başvurulması gereklidir. Çocukların ve gençlerin kullanım pratikleri onların bakış açısı ile, etiketlenmeden ve önyargısız bir şekilde disiplinlerarası bir yaklaşımla kavranmaya çalışılmalıdır.

Çocukların, gençlerin ve ebeveynlerin yeni medyayı doğru, etkin ve verimli kullanımı konusunda farkındalıklarının, bilgi ve beceri düzeylerinin artırılması gereklidir.

Türkiye’de her düzeyde (yaş, cinsiyet, kuşak, bölge) yeni medya okuryazarlığın geliştirilmesi gerekmektedir.

Medyanın yeni medyanın kullanımından kaynaklanan olanakları ve riskleri dengeli bir şekilde kamuoyuna sunması, toplumda doğru kanaat oluşumunu desteklemesi gereklidir. Medya ahlaki panik yaratmanın bir aracısı/zemini olmamalıdır.

Yeni medya ortamlarının kullanım bilgi ve beceri eksikliğiyle iyi niyet yoksunluğundan kaynaklı olası zararları üzerine yoğunlaşılarak, olanakları ve yararları göz ardı edilmemelidir.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir.

5651 sayılı kanunun ve ilgili diğer mevzuatın yurttaşın ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı temelinde yeniden ele alınması/düzenlenmesi gerekmektedir.

Yurttaşın kişisel verilerinin korunması anayasal bir haktır ve bağımsız ve özerk bir yapı tarafından bu korumanın sağlanması gereklidir.

Kullanıcı merkezli, kullanıcının haklarını odağa kalan tekno-sosyal politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz. Bunun için de Kullanıcı Hakları Bildirgemize tekrar dikkat çekmek istiyoruz: http://www.bildirge.org/

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

6 Nisan 2015

Internet Temel Insan Hakkıdır yazısının devamı »

Türk Telekom Anayasal Suç İşliyor

Kategori:Duyurular

Türk Telekom’un MA-0051-03-2014 numaralı sözleşme ile ihale yaptığı ve gözetim donanımları satın aldığı çeşitli basın kuruluşlarında yer aldı. Sözleşmede belirtilen hedefler, yurttaşların anayasal hakları, temel hak ve özgürlükleri, hukukun evrensel ilkelerini çiğniyor.

Sözleşmede satın alınacak donanımın amacı “şebeke üzerinden taşınan trafiğin paket bazında detaylı olarak analiz edilmesi, yatırım plan ve önceliklerinin belirlenmesi, taşınan trafiğin uygulama bazında analiz edilmesi, şebeke kaynaklarının optimum olarak kullanılması, şebeke performansının arttırılması, art niyetli uygulama ve kullanıcıların tespit edilerek önlem alınmasının sağlanması. 5651 Sayılı ‘İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun’ değişiklikleri ile birlikte mevcut kanun gereği olan yükümlülükleri kati suretle yerine getirmektir.” şeklinde ifade edilmekte. Bu amaçla

  • — Sistem aynı İnternet sitesine ait HTTP ve HTTPS protokollerinin ayrımını yapabilecek, ayrım bazlı politika (shaping, drop, marking ve redirection) uygulayabilecektir.
  • — Sistem; WAP, HTTP, MMS, E-Mail, DHCP, FTP, HTTP Browsing, HTTP Streaming, MMS (Microsoft streaming), NNTP, POP3, RTSP, Streaming, SIP, Vonage, MGCP, Messenger (MSN,Yahoo v.s), SMTP, H323, Ultrasurf, Hotspot, TOR, Opera Mini gibi servis tiplerini destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • — Sistem; WhatsApp, Lime, Telegram, CoverMe, Google+, Tango, ICQ, Instant Messaging, Jabber, Open MMS, Skype, Messenger (MSN, Yahoo v.b) gibi mesaj uygulamalarını destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • — Sistem, VPN Tünel Prokollerini (Spotflux, Hotspot VPN, Mobile VPN, Safe Tun VPN, vpn Bitz, ibVPN, SecureLine, Onavo, HMA, VirtualBrowser, BIG VPN, VPN Direct, VPN Express, VPNOneClick, Freedome, TunnelBear, Hotspot Shield, Ultrasurf, TOR, Freegate, Gtunnel, GappProxy, Your Freedom, Hykproxy, Tunnelier, Gpass vb.) analiz edebilecek ve yönetebilecek kabiliyette olacaktır.
  • — Sistem, müşteri DNS sorgusundaki hedef DNS IP adresini farklı bir IP adresi ile değiştirebilecektir (DNS Overwrite özelliği)
  • — Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri alacaktır.
  • — Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak URL bazlı HTTPS trafiğini engelleyecektir.
  • — Sistemin tüm Multimedia, mesaj sistemleri, P2P, tüm servis ve uygulamaları analiz, izleme yetenekleri de var. Bunların arasında e-posta, ftp, DHCP, Skype, Whatup, Gtalk, MSN, VPN, Tor, Hotspot Shild gibi uygulamalar var.

Yukarıda adı geçen servisler; iletişim, haber alma, bilgiye erişme, örgütlenme gibi temel özgürlüklerimizi kullandığımız araçlardır. Sistem tüm bu servisleri izleyebilecek, dilediği gibi manipüle edebilecek ve engelleyebilecek yeteneğe sahip olacaktır. Böyle bir sistemin temel hak ve özgürlüklerimiz üzerinde bir tehdit olarak durması kabul edilemez.

Haberleşme gizliliği esastır, haberleşmeyi izlemek ancak yeterli nedenlerle mahkeme kararıyla mümkün olabilir. Tüm bu servislerin de esas olarak bir bir telefon konuşmasından farkı yoktur. Son yapılan düzenlemelerle telefon dinlemeleri zorlaştırılmıştır. Aynı korumanın İnternet üzerinden haberleşme için geçerli olması gerekir. Normal posta hizmetlerinde, mektubun iceriğine bakmak nasıl suçsa, e-postanın içeriğine bakılması, pek çok e-posta Web üzerinden gittiği için HTTP ve HTTPS’nin izlenmesi de suçtur. Bu kapsamdaki izleme çabası da anayasal suç, bunu teşvik eden BTK ve uygulayan TT’nin anasayal suç işlemesi anlamına gelmektedir.

Gözetime ek olarak sözleşmede adı geçen DNS Overwrite özelliği ise iletişime sahtekarlık yoluyla müdahaledir. Bu, bir kullanıcının kendi iradesi ve bilgisi dışında, erişmek istediğinin dışında başka bir yere yönlendirilmesidir. Bu da küresel İnternet standartlarının ihlalidir.

İnternet, Türkiye’de hak ettiği değeri bulamıyor. Kanun yapıcılar, düzenleyici aktörler ekonomi, kamu yönetimi, bireysel gelişim, demokrasinin gelişmesi, toplumun bütünleşmesi, toplumsal denetim, saydamlık, katılımcılık gibi faydalarını görmezlikten geliyor. Günlük siyasi çekişmeler için, muhalefeti bastırmak için, sansür için İnternet korkunç bir denetim ve gözetim ağı haline getiriliyor.

AB’ye üye olmak, 10. büyük ekonomi olmak, dünya ile bütünleşmek, turizmde lider ülke olmak, dünya finans merkezi olmak, yabancı yatırımlar çekmek gibi ifadelerle; İnternet’i denetlemek, kontrol altında tutmak, korkunç bir gözetim mekanizması kurmak, “bizim istemedigimiz kuş uçmasın” felsefesiyle problemleri çözmeye uğraşmak, son derece çelişkilidir. Yöneticilerin ve toplum önderlerinin bu durumu görememesi içler acısıdır.

Biz aşağıda imzaları olan Bilişim/Bilgi/iletişim alanında faaliyet gösteren demokratik kitle örgütleri olarak, BTK ve TT’yi açıklama yapmaya ve bu suçtan vazgeçmeye davet ediyoruz.
Bu konularda suç duyurusunda bulunmaktan, AİHM’ye gitmeye kadar her türlü mücadele yöntemini uygulayacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Alternatif Bilişim Derneği
Ankara Barosu Bilişim Kurulu
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
Elektrik Mühendisleri Odası
İnternet Teknolojileri Derneği
İnternet Yayıncıları Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
Türk Kütüphaneciler Derneği

Türk Telekom Anayasal Suç İşliyor yazısının devamı »

İnternetle Savaşmaktan Vazgeçip, İnterneti Ülkemiz için Bilinçli Kullanalım

Kategori:Duyurular
internet-haftasi-2014-Logo

internet-haftasi-2014

İnternet Sanayi Devrimi ölçülerinde önemli bir gelişmedir. İnternet ve özellikle sosyal ağlar, bireysel gelişme, bilgiye erişim, ifade özgürlüğü, ar-ge, inovasyon, iş dünyası, eğitim, sağlık, eğlence, kamu yönetimi ve siyaset için dünya üzerinde 2.7 milyar insanın kullandığı, ülkemizde 35 milyon civarında yurttaşımızın kullandığı küresel bir ağdır. Anayasa Mahkememiz, AIHM kararlarına paralel bir şekilde Twitter yasağını kaldırdı. Hükümetimizi, temel insan hakkı olan ifade özgürlüğüne ve yurttaşların internete erişim hakkına Anayasamız, AIHM ve evrensel hukuk ilkeleri ışığında sahip çıkmaya, hukuka aykırı uygulamaları engellemeye davet etmeye, İnternetin ülkemize yapacağa katkıya odaklanmaya ve zararlı içerik için makul davranmaya çağırıyoruz.

İnternette mağduriyeti önlemenin yolu bilgi ve bilinçtir…

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği ihlal kararının ardından, Twitter Türkiye’den erişime açıldı. AYM’nin ihlal kararı malumun ilanıdır. Sadece Twitter değil, 5651 ile verilmiş erişim engelleri kararları temel hak ve hürriyetlere aykırıdır. AYM’nin kararının yanısıra 5651’e dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Ahmet Yıldırım kararı mevcuttur. Bu kararla yasanın kendisi ifade özgürlüğüne aykırı bulunmuştur.

Ülkemiz bir Hukuk Devletidir, ve Kuvvetler Ayrılığı demokrasimizin temelidir. Hükümet yetkileri ve BTK’nin mahkeme kararlarını, çeşitli yorumlarla, uygulamaktan kaçınmaları ve yetki gaspıyla mahkeme gibi davranmaları bir hukuk devletinde kabul edilemez. Bu bizi İnternetimiz ve demokrasimiz adına endişeye sürüklemektedir. AYM kararına uyulması , uzun süredir hasret olduğumuz oldukça sevindirici bir gelişmedir. Yetkililerin bütün yargı karalarına uymalarını bekliyoruz.

Vergi Bütün dünyanın Çözmeye Çalıştığı Bir Sorundur

İnternet yeni sektör ve meslekleri ortaya çıkartan, bazılarını yıkan, hiç birimizin öngöremediği yeniliklere yol açan, yaşamı köklü olarak değiştiren bir teknolojiler bütünüdür. Hızlı ve köklü değişimlerde çözümü zor olan bir çok sorun ortaya çıkartmaktadır. Bu sorunları tüm dünya ile birlikte, dikkatli, minimal, orantılı ve özgürlüklerin özüne dokunmayan, gelişmenin önünü kesmeyecek şekilde tüm paydaşlarla birlikte yapılmalıdır.

İnternetde Vergi problemi de bütün dünyanın yeniden düzenlemeye çalıştığı bir konudur. Sadece Türkiye bu konuda müzdarip değildir. Ama, mevcut uygulama dünya pratiğine uygundur. İrlanda düşük vergi ve teşviklerle Uluslarası Bilişim Firmalarını kendinde toplamıştır. Amerikan Firmaları, karayipler üzeriden offshore hesaplar yoluyla ABD hükümetine de az vergi vermektedir. Mevcut Uluslarası Sistemde bunlar meşrudur. Bunun çözümü zaman alacaktır.
Kaldıkı bizim mevzuatımızda vergi borcu nedeniyle Youtube, Twitter gibi şirketlere erişim yasağı getirmek mümkün değildir.

İçerik Çıkarma ve Evrensel Değerler

İnternet küresel bir ağdır. Bu küresel ağ üzerinde düzenleme (regülasyon) bazı evrensel değerler ve kabuller çerçevesinde yapılır. Genel bir konsensüs sağlanamayan telif haklarını dışta tutarsak, Türkiye’nin model aldığı demokratik ülkelerde olağanüstü durum olarak kabul edilen ve mahkeme kararı bile aranmayan haller dışında içerik çıkarma, erişim engelleme veya hizmetin çeşitli yollarla kapatılması gibi uygulamalar bulunmamaktadır. Bu olağanüstü durumlar ise çocuk pornosu ve açık şekilde seçilebilen ırkçı, ayrımcı nefret söylemidir. Terör bile değildir. Çünkü bu iki konu dışındaki konuların hemen hepsi çok tartışmalıdır ve kolayca ifade özgürlüğü sınırlarına girmektedir.

Türkiye’nin yapmış olduğu, içerik çıkarma ve kişisel bilgi talepleri ise bu konuların tümüyle dışındadır. Atatürk’e hakaret, montaj olduğu gerekçesiyle reddedilen hükümet yetkililerinin rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma konulu ses kayıtları, yurttaşlara ait istenmeyen fotoğraflar, marka değerinin zedelenmesi, müstehcenlik gibi içeriklerdir. Ülkemizde çok büyük bir problem olduğu halde nefret söyleminin, bu talepler arasında neredeyse hiç yeralmayışı altı çizilmeye değerdir. Bu tablo idarenin ve hükümetin hassasiyetlerinin odak noktasını göstermektedir. Görüldüğü gibi Türkiye’nin, Twitter ve Google gibi şirketlerden talepleri evrensel ölçülerin çok üzerindedir. Bu sebeple Twitter veya Google gibi firmaların içerik çıkarma konusunda Türkiye’ye çifte standart uyguladığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. “Twitter, Türkiye’yi dikkate almıyor, mahkeme kararlarını uygulamıyor, başka ülkelerde uyduğu kurallara Türkiye’de uymuyor” şeklindeki argümanlar gerçekçi değildir, doğru da değildir.

Aksine, küresel ağın bu kendine has düzeninden çifte standart bekleyen Türkiyedir. Bütün dünyanın bizim kutsallarımız, bizim etik, estetik anlayışımız, bizim müstehcenlik algımıza uygun olmasını ve buna uygun davranmasını beklemekteyiz. Türk mahkemelerin yetki alanı bütün dünya değildir. Ancak, Evrensel Normlar ve ülkeler arası anlaşmalarla bu yetki anlam kazanır. Bu son derece faydasız bir beklentidir. İnternet bütün dünyada insanları, kültürleri, iletişim ve etkileşim biçimlerini yakınsamaktadır. Kaynaştırmaktadır.

Kaldıkı gerek Twitter, gerek Youtube, kendi ifade özgürlüğü normlarına ve ABD yasalarına uymasada, mahkemelerin sakıncalı bulduğu içeriyi Türkiye IP’lerinden bağlananlara göstermiyor. Yeni 5651 düzenlemesinde getirilen URL temelli erişim engellemesi de tam bunu hedefliyor. Peki mağduriyetler ne olacak

İnternetin uluslarası, gayri merkezi, dağıtık ve sürekli gelişmekte olduğunu, hukukun hiç bir yerde oturmadığını, sorunlarla bütün dünyanın uğraştığını hatırlatmak isteriz. Uluslararası platformlarda, gelişmiş dünya ile birlikte ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, bireysel gelişme, iş yapma özgürlüğü gibi bireyi temel alan insan haklarına saygılı bir yaklaşımla yer almalıyız. Devekuşu gibi başımızı kuma gömmekte yada pire için yorgan yakma yaklaşımlarında vaz geçmeliyiz. Sonuçta, kendi yurttaşımızı cezalandırıp, ülke olarak kendimize zarar veriyoruz.

Evrensel hukuk normlarına uyan hak ihlallerine mahkeme kararı olmadan da usule uygun başvurular zaten çözülüyor. Bunun ötesine geçen talepler diyalog içinde bir ölçüye kadar çözülebilir.

Bu konuda yapılması gereken apaçık ortadadır. Birbirine paralel temel iki mücadele hattı izlenmelidir. Birincisi yeni mağduriyetlerin ortaya çıkmaması için Yeni Medya Okuryazarlığı seferberliğidir. İkincisi ise mevcut mağduriyetlerin yarattığı problemlerin hafifletilmesi ve okuryazarlık bağlamında toplumsal dersler çıkarılması için bilinçlendirme kampanyaları yapılmasıdır. Empati sahibi, sorunlara hoşgörü ve diyalogla yaklaşan, farklı kültürlere saygılı, insan haklarına duyarlı bireyler olmalıyız.

Birincisinin tablet dağıtarak olmayacağı çok açıktır. Heleki internete bağlanamayan, her türlü giriş çıkış aygıtı kapatılmış tabletlerle hiç olmayacaktır. Biryandan kadın-erkek, doğu-batı, kent-kır arasındaki sayısal uçurumun kapatılması, diğer yandan da internet kullanımının derinlik kazanması için çaba harcanmalıdır. Eğitim müfredatları iyileştirilmelidir. Yerel yönetimlerle ve STK’larla bu konuda güçlü projeler yapılmalıdır. Evrensel hizmet fonu bundan daha iyi bir amaç için değerlendirilemez. Projenin yönetimi bütün paydaşları kapsayan, katılımcı, saydam yönetişim yapıları ile yapılmalıdır.

İkincisi için de “intihara sürüklenen genç kızlarımızı” retorik olmaktan öteye geçirecek adımlar atmaktır. Mağdurlar ve zor durumda bulunan insanlar bulunmalı, kendilerine ve ailelerine psikolojik, sosyal, maddi ve hukuki tüm yardımlar yapılmalı, kimliklerine ve kişilik haklarına saygı göstererek yaşananlar toplumsal birer ders olarak kaydedilmelidir. Özel yaşamı ve kişilik haklarını ihlal etmenin nasıl sonuçlara yol açabileceği, bu tür durumları yaratmamak veya hiç meydana gelmemesi için önlemler almanın yolları topluma anlatılmalıdır. Görüldüğü gibi bunun da sonu nihayetinde okuryazarlık ve yurttaşı güçlendirmektir.

Ayrıca yaşanan olayların büyük bölümünde mağduriyetlere sebep verenler ortada olmasına rağmen yeterli hukuki süreçler işletilmemektedir.

Özetle Türkiye, İnternet ile kavga etmeyi bir kenara bırakmalı, erişim engelleme, url filtreleme gibi çağdışı, sansürcü, negatif düzenlemeleri kenara koymalıdır. Pozitif politikalara yönelmeli ve yurttaşı İnternet ve yeni medya ile barıştıracak ve onu teknoloji karşısında güçlendirecek makro ve mikro adımları ivedilikle atmalıdır.

Son dönemde gerçekleşen 5651 değişikliği, yasal dayanağı olmayan site kapatmalar, url temelli engellemeler, dns engellemeleri ve dns sisteminin bozulması, çeşitli teknolojilere hukuksuz şekilde yapılan engelleme çabaları Türkiye’yi dünya İnternetinden uzaklaştırmaktadır. Türkiye’nin İnternet atmosferini zehirlemekte ve sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi açıdan elverişsiz hale getirmektedir.

Hükümeti, meclis üyelerini, BTK ve ilgili tüm kurumları, ve kamuoyunu İnternetimizin geleceğinin gündelik, kısır siyasi çekişmelere kurban olmaması için bu uyarıları dikkate almaya davet ediyoruz. İnternetin ülkemizin gelişmesi, dünya ile bütünleşmesi, demokrasımizin gelişmesi, daha saydam, katılımcı ve dayanışmalı bir toplum olma potansiyeli hayata geçmesi için, tüm paydaşların katılımı ile ulusal strateji ve eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Bu konularda katılımcı bir örgütlenme, araştırma enstitüleri ve geri besleme yapıları kurulmalıdır. İnternet ve Bilişim Teknolojilerinin ülkenin gelişme stratejinin önemli bir parçası olmalıdır. Ulus olarak İnternetden toplumsal yarar sağlamak için özgürlük boyutuna özen göstermeliyiz. İnternetin marjinal sorunlarından çok ana sorunlarına ve katkılarına odaklanmalıyız. İçerik sorunlarının çözümüne ifade özgürlüğünü esas alarak çözmeliyiz. Devlet yurttaşı eğitmeli, onu yetkin kılmalı, ona gerekli yazılımları sağlamalı ama neyin iyi neyin kötü olduğu kararını yurttaşa bırakmalıdır.

Yurttaşlarımızı da diğer tüm temel hak ve hürriyetlerimizle sıkı sıkıya bağlı İnternet hakkımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Alternatif Bilişim Derneği
Alternatif Medya Derneği
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
EMO – Elektrik Mühendisleri Odası
INETD – İnternet Teknolojileri Derneği
IYAD – İnternet Yayıncıları Derneği
Kadın Yazılımcı Oluşumu
Korsan Parti
LKD – Linux Kullancılar Derneği
PKD – Pardus Kullancıları Derneği
TURKMIA – Tıp Bilişim Derneği
TID – Tüm İnternet Derneği
TBD – Türkiye Bilişim Derneği
TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

12 nisan 2014

İnternetle Savaşmaktan Vazgeçip, İnterneti Ülkemiz için Bilinçli Kullanalım yazısının devamı »

Sansür Yasasını Durdurun !

Kategori:Duyurular

Değerli Milletvekilleri,

Mevcut haliyle konuyla ilgili uzmanların, demokratik kitle örgütlerinin yoğun eleştirilerini almış, aleyhinde AİHM kararı olan 5651 nolu yasa TBMM’de görüşülen Torba Yasa kapsamında değiştiriliyor.

Yeni değişiklikler, Internet sansürünü daha da derinleştirecek ve İnternetin denetimini kurumsallaştıracaktır. Yasa değişikliği kapsamında yargı kararı olmadan yürütmenin talimatıyla erişimin engellenmesi sansürü kolaylaştıracaktır. Bu uygulama, “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin çiğnenerek, Internet üzerinde denetim ve kontrolün yürütme tarafından yapılması anlamına gelmektedir.

Yasa değişiklikliğinin zamanlaması da sorunludur. Tasarının, geleneksel medya araçlarının üzerindeki siyasal baskıyı açıkça gördüğümüz, öte yandan yurttaşlarımızın İnternet’i alternatif bir iletişim aracı olarak kullanıldığı Gezi direnişi ve 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra gündeme getirilmesi manidardır.

Internet’te erişim engelleme veya içerik çıkarma konusunda evrensel çerçeve nefret suçları ve çocuk istismarıdır. Bu suçların haricinde Internet’e müdahale etmek, kontrol altına almaya çalışmak çözüm değil, daha büyük problemler getirmektedir. Değişikliğin öngördüğü şuç türleri çok geniştir ve bununla mücadele için seçilen URL temelli filtreleme toptan gözetim getirmektedir.

Çözüm İnternet kullanımı için başta aileler olmak üzere tüm yurttaşların bilincinin arttırılmasıdır. Devletin esas görevi yurttaşları güçlendirmektir.

Bu yasa tasarısının Genel Kurul gündeminden ve torba yasa kapsamından çıkartılmasını istiyoruz. Hak ve özgürlüklerin korunduğu, ilgili tüm tarafların katkısıyla pozitif bir düzenlemenin yeniden yapılması için tüm vekilleri harekete geçmeye davet ediyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Internet Teknolojileri Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
Tüm Internet Derneği

Sansür Yasasını Durdurun ! yazısının devamı »

Sosyal Medya Baş Üstünde Tutulmalıdır

Kategori:Duyurular

Hello world!

Sosyal Medya Baş Üstünde Tutulmalıdır yazısının devamı »

15. İnternet Haftasına Katılım Çağrısı

Kategori:Duyurular

İnternet Haftası Logosu

Türkiye İnterneti 12 nisanda 19. yılını doldurmuş olacak. Türkiye İnternet Kamuoyunu, 9-22 Nisan’da gerçekleşecek 15. İnternet Haftasını, tüm ülkede internete verdiğimiz öneme yakışır bir şekilde; interneti savunmaya, interneti konuşmaya ve bu doğum gününü kutlamaya çağırıyoruz. Tüm kesimlerden; Üniversiteler, Ticaret ve Sanayi Odaları, Çiftçi Birlikleri, Ziraat Odaları, Mühendis Odaları, Barolar, Tabip Odaları, Bankalar Birliği, Noterler Birliği, Organize Sanayi Bölgeleri, Yerel Yönetimler, İnternet Cafeler, Okullar, Kaymakamlıklar, Valilikler, Bakanlıklar, tüm kamu yönetimi, özel sektör, internet şirketleri, Bilişim/Bilgi/İletişim STK’ları, Demokratik Kitle Örgütleri, Bilişim Klüpleri, Tüm Medya Kuruluşlarını, Bireyleri bu İnternet Haftasını tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye ve e-devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çağırıyoruz.

İnternet Haftası toplumda internet kültürünü yaymak, internet bilincini yaratmak, interneti tanıtmak, büyütmek, yeni projeler başlatmak, sorunları ve çözüm yollarını tartışmak, kısaca interneti Türkiye gündemine yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye internetinin gündemindeki sorunları tartışmak, özellikle yönetişim, yasal düzenlemeler, serbestleşme, internet ve telekom sektörünün gelişimi, iş yaşamı, eğitim, kültür ve demokrasi boyutlarını gündeme getirmek; bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı, mahremiyet, bilgi güvenliği, sosyal ağlar, ve Bilgi Toplumu kavramlarıyla tüm toplumu tanıştırmak, bu İnternet Haftası için seçtiğimiz önemli bir hedeftir. Bu kapsamda yukarıda saydığımız tüm kurumlar, örgütler, firmalar, yerel yönetimler ve bireylerden bu etkinliklere katkıda bulunmalarını bekliyoruz. Bu etkinlikleri, tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Geçen yıllarda 50 civarındaki ilde İnternet Haftası etkinliği yapabilmiştik. Bunu zamanla tüm illere çıkartmak istiyoruz. Bu yıl özellikle yeni kurulan Üniversiteler ve illerinde etkinlik yapmak istiyoruz. Tüm ilçelerde, tüm okullarda, tüm belediyelerde, ziraat odalarında, ticaret ve sanayi odalarında, organize sanayi bölgesinde, halk kütüphanesinde bir etkinlik yapılsın istiyoruz. İnternetin önemine inanmış her kişi ve kurumu bu çorbaya kendi olanakları ölçüsünde katkıda bulunmaya çağırıyoruz.

Basından interneti, olanakları, sorunları, projeleri, özellikle e-türkiye ve e-devleti anlatmasını ve ne yapılmalı, nasıl yapalım sorusuna yönelik yazılar, ve haberler çıkmasını istiyor; internet sayfaları, internet ilaveleri; internetin çesitli uygulamalarını anlatan yazılar bekliyoruz. Bu sene, öne çıkan sosyal ağlar, demokrasi, yasaklar ve ifade özgürlüğü, Fatih Projesi, mahremiyet, bilgi güvenliği, bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı konularında toplumu bilgilendirmeye önem verilmesini istiyoruz, bekliyoruz. İnternet haftasında dağıtılan internet kitapçıkları yararlı olur diye düsünüyoruz. TV’lerden gene tanıtıcı programlar; ve internetin Türkiye’nin gündemine girmesine katkıda bulunacak açık oturum, forum gibi programlar bekliyoruz. Özellikle, siyasal kadroları da bu tartışmaya çeken, ulusal politika oluşturulmasına katkıda bulunacak programlar arzulamaktayız. Üniversitelerden ve Servis Sağlayıcılardan bu konularda basına destek olmasını bekliyoruz. Her kamu kurumundan kendi e-devlet projesini önce kendi webinde anlatmasını, vatandaşlara yönelik broşür hazırlamasını, kurum içinde tanıtım ve eğitim yapmasını, basın ve vatandaştan geri besleme mekanizmaları kurmasını istiyoruz, öneriyoruz. Kamu kurumlarının küçük de olsa yeni bir “e-devlet” hizmeti başlatması güzel bir katkı olur. Küçük, büyük her kurumun kendi webini gözden geçirmesi, web 2.0 özelliklerini eklemesi; kurumsal politikaları anlatan bloglar, kullanıcıların görüşlerini yazabileceği sayfalar, yeni hizmetler eklemesi çok güzel olur. Bir tarama mekanizması, telefon rehberleri, geri besleme formları, yenilikleri haber veren servisler, sıkça sorulan sorular dokümanı ilk anda akla gelen konular. Web sayfalarının W3C standartlarına uygun olması, platform ve tarayıcı bağımsız olması; engelli yurttaşlara, düşük bant genişliğine uygun seçeneklerin olması önerilir. RSS ve Wiki gibi yeni nesil hizmetlerin olması, üretilen tüm dokümanların webten erişilebilir olmasını arzuluyoruz. Tüm webin mobil erişimde düzgün çalışmasına yönelik çalışmaları bekliyoruz. Tüm kurum çalışanlarına sunulan e-posta ve webmail hizmeti, blog, kurum içi haberleşme mekanizmaları, wikiler, gene mütevazi hedefler arasında. Kurumun, kültürel mirasının, tarihsel gelişimin internete aktarılmasına yönelik katkılarda yararlı olur. Bireylerden kendi kişisel weblerini oluşturmalarını, uzmanlıklarını, meraklarını, katkılarını internete taşımalarını destekliyoruz. Yurt dışı alan uzayındaki kişisel sayfaların adsoyad.com.tr, info.tr, biz.tr , web.tr, gen.tr, tv.tr v.b. ile Türkiye alan uzayına taşınmasını öneriyoruz. Avukatlarımızı, av.tr, doktorlarımızı dr.tr altında çalışmaya çağırıyoruz. İnternet haftasında internetle tanışmamış kitlelere interneti tanıtacak, bir `Internete Dokunun’ sloganlı etkinlik yapabiliriz. Kütüphanelerde, ve tüm üniversitelerde `Internet cafe’, internet evi, gibi internet erişim mekanları açılması önem verdiğimiz etkinlikler arasında. Bunu özellikle, buna gereksinim duyulan, bölgelerde teşvik etmek istiyoruz. İnternet kullanmayı öğreten kursları ücretsiz ya da mütevazi ücretlerle sunan kampanyalar; İnternet Cafelerde ucuzluk kampanyaları gibi. Web yapmayı, kişisel güvenliği, sosyal ağlarda mahremiyeti sağlamayı, spam ve virüse karşı korunmayı öğreten mütevazı kursları Sivil Toplum Kuruluşlarından, İnternet Cafelerden, Üniversitelerden, internet şirketlerinde yurdun dört bir köşesinde bekliyoruz. Ana babalara, öğretmenlere, hakim ve savcılara, avukatlara yönelik etkinliklerin, sohbet toplantılarının altını çizmek isteriz.

Konferanslar, bu sürede yapılabilecek en kolay ve önemli etkinlikler arasındadır. Genel tanıtıcı konuşmalar, çeşitli özel konuları, etkileri, sorunları uygulamaları gibi, örneğin eğitim, hukuk, sağlık, ticaret, eğlence, turizm gibi konular bu tür etkinlikler arasında sayılabilir. İnternetin tarihi, siyasal etkileri, olanakları, ve sorunları da tartışılabilecek konular arasında. Süresi biten ve henüz yenisi yapılmayan Bilgi Toplumu Stratejisi ve ilgili Eylem Planı özellikle konuşulması gereken konuların başında geliyor. İnternetin altyapısı, çalıştırılması ve uygulamalarının teknik boyutları konusunda da seminerler yapılabilecek etkinlikler arasında. Türkiye İnternetinin çeşitli sorunlarını irdeleyen ve özellikle, ne yapılmalı sorusuna cevap aramaya yönelik açık oturum türü etkinlikler önemlidir.

Ülkemizde internet kullanımı %45 civarındadır. KOBİ’ler ve kırsal kesimde, kamu hizmetlerin kullanımında ciddi düşüklük söz konusu. Sayısal bölünmenin önlenmesi, Kamu İnternet Erişim Merkezlerin (KİEM) kullanımı gibi uygulamaların tartışılması, çeşitli sektörlere yönelik Ulusal Politikaları, internet ve temsil ettiği teknolojileri Türkiye gündemine yerleştirmeye yönelik çabalara öncelik vermek istiyoruz.

Bu etkinliklerin planlanması ve hayata geçirilmesinde, ilgili herkesten katkı bekliyoruz. Bu kapsamda, haftaya mütevazi ölçülerde sponsorluk yapacak kurumları arıyoruz. Bu yıl geniş kapsamlı afiş basıp dağıtmayacağız. Kurumların webteki afişleri uyarlayarak kendi afişlerini basıp dağıtmasını önermekteyiz.

Şu konuların altını çizmek istiyoruz:

  • Kendi Okulunu İnternetle Bütünleştir ! Ülkemizin gündeminde Fatih projesi var. İnterneti etkin kullanan, etik ve estetik kültürü gelişmiş, bilgi güvenliği ve mahremiyet kavramlarını içseleştirmiş gençlik yetiştirmeliyiz. Özellikle devlet okullarını kurumsal kimliği ile internette olmasını ve eğitimin internetle harmanlanmasına çok önem veriyoruz. Okulun kendi webi öğretmen ve öğrencilerin e-posta adresleri olması, kişisel weblerinin olmasını çok önemsiyoruz. İnternetin, eğitim sistemin organik bir parçası olmasını hedeflemeliyiz. Artık, internete yüksek kapasite ile bağlı olmayan okul kalmasın! İnternetin eğitim sistemin bir parçası olması; öğrencilerin bilgi ve bilişim okur yazarı olması; internet üzerinden okul gazetesi çıkarması, wiki ve bloglarla birlikte üretme deneyimi kazanması; dünya üzerindeki akranları ile temasta olması önemlidir. Öğrencilerimizin Vikipedi’ye katkıda bulunmasını teşvik edelim. Hafta kapsamında öğretmen ve öğrencilerle sohbet toplantıları, internetin eğitimi nasıl zenginleştirebileceğini konuşmak, bu alandaki özgür yazılımlarla tanışması çok yararlı olabilir.
  • Bir halk kütüphanesini İnternete bağla! Bugün kütüphane ve internet enformasyon kaynaklarına erişim anlamında bütünleşmiştir. Bilgisayarı olmayan vatandaşlara ucuz internet erişimi sağlamakta kütüphaneler önemli görev üstlenebilirler. Kütüphanelerin, bilgi arayan insanlara yol göstermesi de onların ana görevlerinden biridir. Kütüphanelerin e-kitaplara sahip olması, en azından öncü kütüphanelerde e-kitapları deneysel olarak ödünç vermeye başlamasını önermek isteriz.
  • Belediyeler bünyesinde halka açık internet evlerinin açılması. Burada ucuz internet erişiminin yanında, belediyenin hizmetlerini internet üzerinden sunması, kendini tanıtması, interneti bir hesap verme, saydamlık ve geri besleme mekanizması olarak kullanması önemlidir. Belediyelerin projelerini tüm detayları ile webte yayınlaması, meclis gündemi ve tutanaklarını, webcast ve podcast ile canlı ve sürekli yayınlaması, web 2.0 araçları ile vatandaşla etkileşim içinde olması önemlidir. Belediye kararlarını, vatandaş öneri ve şikayetlerini, sosyal ağlar teknikleri ile webte yayınlaması önerilerimiz arasındadır. Belediye duyuru mekanizmaları ve geri besleme wikileri denemeye değer.
  • Kültürel Mirası İnternete Taşı ! Kurumlar ve sivil örgütler olarak, kültürel mirasımızı, çok kültürlü, çok sesli yapımızı internete aktaralım. Buna ulusal boyutta tanıtımı da ekleyelim. Bireyler olarak da kendi kültürel birikimimizi, mesleki deneyimlerimizi, bireysel meraklarımızı internete taşıyalım. Tüm kurumlardan ellerindeki tüm kitapları, raporları, resimleri, filmleri, ses kayıtlarını bir program dahilinde webte yayınlamaları önermekteyiz. Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, TÜBA ve TÜBITAK’tan ellerinde telif hakkı sorunu olmayan tüm kültürel ürünleri webte yayınlamaya çağırıyoruz. Kar amacı gütmeyen kurumlara da piyasada satılan kitapları da webte yayınlamayı önermekteyiz. Hem çok daha fazla okuyucuya erişecektir; hemde satışlar düşmeyecektir kanısındayız. Müzelerimizi, taş plaklarımızı, eski gazete ve belgelerimizi internete taşıyalım.
  • Üniversitelerden, tüm raporları, tüm tezleri Açık Erişim kapsamında kurumsal arşivde yayınlamasını, yapabildiği ölçüde tüm konferansları video, ses ve metin olarak yayınlanmasını önermek isteriz. Ulusal Açık Ders Malzemeleri projelerine destek olmalarını, öncülük etmelerini bekliyoruz. Tüm topluma ve bölgeye yönelik ders, seminer ve konferansları internet teknolojileri yoluyla sunmasını öneriririz.
  • Bir e-devlet hizmetini başlat! Küçük de olsa yeni bir hizmet başlat. Bir kardeş kamu kurumu ile veri değişimini hayata geçir. Webini tarayıcıdan bağımsız hale getir. W3C standartları ve birlikte çalışabilirlik kriterlerine uygun hale getir. Özürlü yurttaşlara yönelik sayfalar hazırla. Mobil uygulamalar geli,ştir. Kamuoyunun istediği verileri açmaya başla. Haber verme RSS servisi başlat. Web 2.0 uyumlu olmaya çalış.
  • Bir Mobil Uygulama başlat! İnsanlar her yerde, her zaman her türlü bilgiye erişmek, eğlenmek, öğrenmek ve işlerini ve meraklarını takip etmek istiyorlar. Mobil uygulamalar, yaşamımızı her gün daha fazla giriyor. Tüm kurumlardan, mobil uygulamalara önem vermesini istiyor, ve İnternet Haftası vesilesiyle bir mobil uygulama başlatmaya çağırıyoruz!

Yukarıda belirtilen etkinlikler esasta bir fikir vermek içindir. Türkiye Internetini büyütecek her türlü etkinliğe açığız, destekleriz. Her internet gönüllüsünden, internetin önemini kavramış her kişi ve kurumdan, Türkiye internetinin parçası olan herkesten destek bekliyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Bilişim STK Platformu

http://internethaftasi.org.tr

15. İnternet Haftasına Katılım Çağrısı yazısının devamı »

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır

Kategori:Duyurular
İnternet Sansürünün Yeni Aracı ACTA'yı Protesto Ediyoruz!
İnternet Teknolojileri Derneği dünya çapındaki ACTA protestolarına
katılarak, bugün(11/02/12), bir günlüğüne  webini kapıyor.
ACTA (The Anti-Counterfeiting Trade Agreement), yani "Ticarette
Sahteciliğin Önlenmesi Sözleşmesi", 2007 yılından bu yana başta Müzik
ve Film endüstirisinin devleri olmak üzere tüm telif hakkı lobilerinin
zorlamasıyla ABD'nin uluslararası platforma taşıdığı bir anlaşmadır.
ACTA internet, dolayısıyla dijital ortamda kullanıcılara ve servis
sağlayıcılara ise birçok kısıtlama ve sorumluluk getirmektedir. Tüm
kullanıcıları potansiyel "sahteci" yerine koyan anlaşma "bu potansiyele
karşı" her türlü önlem ve cezaya uluslararası ölçekte hukuki zemin
hazırlamakta. Öte yandan ACTA sadece interneti kısıtlamıyor. Çok
temel/gündelik kullanılan jenerik ilaçlar, temel besin üretimi için
gerekli tohumlar bile ACTA'nın getireceği düzenlemelerle rahatça
dolaşamayacak, yasaklanabilecek.
İnternet kullanıcılarına sahip oldukları dijital donanım, yazılım ya da
içerikler için her türlü tedbiri alma yükümlülüğü getirilmektedir.
Servis sağlayıcılar için altyapıları üzerinden gerçekleşen ihlalleri ve
ihlali gerçekleştiren kullanıcıları ilgili makamlara bildirme
zorunluluğu öngörülmektedir. Bu da ancak içerik dahil tüm trafiğimizin
gözetlenmesi ve takip edilmesi ile mümkündür. Kullanıcıların kişisel
verileri ve özel yaşamlarının gizliliği büyük tehdit altındadır.
2010 yılından gizlice yürütülen müzakereler sonucunda ilk olarak ABD,
Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Singapur ve Güney Kore, ACTA anlaşmasını
imzalamıştır. Geçtiğimiz Ocak ayında da Avrupa Parlamentosu'nda yapılan
gizli oylamay ile 27 Avrupa Birliği ülkesinin 22'si bu anlaşmayı kabul
etmiştir.
İnternet temel bir insan hakkıdır. İnternete müdahale, temel hak ve
özgürlüklerimize müdahaledir. Kabul edilemez. Bu müdahaleyi bir günlük
geçici karartmayla protesto ediyoruz.
İnternet yaşamdır, sansürlenemez!

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır yazısının devamı »

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır

Kategori:Duyurular

İnternet Sanayi Devrimi boyutlarında devrimsel bir gelişmedir. Yaşamın bütün boyutları bundan köklü olarak etkilenmekte, sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden tanımlanmakta, iş yapma biçimleri, eğitim, eğlence, kültür değişmektedir. Bu değişimden etkilenenler arasında kamu yönetimi ve siyaset de vardır. “Arap Baharı”ndan, “Wall Street İşgaline” pek çok olay bu değişimin yansımalarıdır. Sosyal Ağlarda örgütlenen kitleler bilgiye erişim, yönetime katılma, saydamlık ve refahtan pay istemekteler. İnternet, katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik olanakları artırdı, ve demokrasi katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik demektir.

BTK ise İnternet Sansürü savunmakta bu konularda saydam ve katılımcı olmakta ayak direnmektedir; adeta nasıl kamu oyuna kapalı çalışırım üzerine kafa yormaktadır. Kendi yayınladığı yönetmeliğe göre bir kurul oluşturup onun belirlediği ilkelere göre BTK beyaz ve kara listeyi hazırlayacaktı. 22 kasım öncesi böyle bir kurul oluşturulduğu, kurulun kimlerden oluştuğu, kurulun belirlediği ilkeler kamuoyundan saklandı. Ancak, 22 kasımda açıklanan basın duyurusunda kurulun oluştuğu bilgisi ve ilkeler açıklanıyor. Bu İnternet çağında, demokratik bir hukuk devletinde bu yaklaşım kabul edilemez. BTK “biz yaptık oldu” alışkanlığı terk edip, kamuoyuna bilgi verme, hesap verme, diyalog içinde, saydam ve katılımcı yapılar içinde çalışmayı benimsemelidir. Yasal olmak yetmez, hukukun evrensel ilkelerine, ve demokrasinin gereklerine uymaya çalışmalıdır.

 

Bu kurulun kimlerden oluştuğu, yetkinliği kamuoyu denetimine açılmalıdır. Kurul, ilkelerini açık ortamlarda tartışmalıdır. Diyalog ve saydamlıktan ancak toplumsal fayda çıkar. Bu ilkelerin nasıl hayata geçeceği konusunda açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. Oluşturulan beyaz ve kara listelerin büyüklüğü, kategorik yapısı kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu işlerde kaç kişinin çalıştığı, onların eğitim, birikim ve yetenekleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır .

 

BTK kendi yetkisini aşmakta tescillidir. Hiçbir yetkisi olmadan, akıl ve mantığa aykırı bir şekilde, 140 civarında kelimeyi içeren alan adlarının yasaklanmasını istemiş, kamuoyu tepkisi üzerine tevil yoluna gitmiştir. Yine, hiçbir yetkisi yokken, yer sağlayıcı firmalara bazı alan adlarına yer sağlamayı durdurmayı söylemiş, sonra da vazgeçmiştir. Bir kamu kurumunun inandırıcılığı ve ciddiyetini taşımayan bu kanunsuz davranışlar dolasıyla özür dileme inceliğini bile gösterememiştir. Youtube konusunda yasağının vergi nedeniyle olduğunu söyleyerek toplumu ve Cumhurbaşkanını yanıltmıştır. İnternet Kurulu ile birlikte artık iyice ayıp haline gelen youtube yasağına hülle ile bir gecekondu çözümü bulmuştur. Bir danışıklı döğüşle ilgili videolar önce kaldırılıp sonra tekrar konmuştur. Böyle bir kurumun yaptığı her şeye şüphe ile bakmak ve saydamlık ve katılım istemek en doğal hakkımızdır! Twitter ve facebook’u yasaklayan, yurt içi profilini tasarlayan ekibin uzmanlığı merak etmemek elde değil.

 

 

Yapılan yargısız infazdır!

BTK dünya üzerindeki 525 milyon web içinden çocuklar için beyaz liste, aileler için kara liste oluşturacaktır. Hangi bilimsel yetkinlikle, hangi süreçlerle bunu belirlediğini açıklamalıdır? Böyle bir uygulama, bir yönetmeliğe dayanarak yapılamaz. Yasal bir dayanağı olsa bile yargı dışında hiçbir kurum, yargılama yapmadan, savunma almadan yasaklama kararı veremez. Bu yönde kararlar, yasal olarak düzenlense bile hukuki olamaz; hukukun evrensel ilkelerine, temel insan haklarına, ifade özgürlüğü ve ticaret hukukunun ana ilkelerine aykırıdır.

Filtre temel haktır ama devletin merkezi filtresi sansürdür

 

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır.

 

Filtrenin seçimlik oluşu sansür olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur. Bilindiği gibi Avrupa Adalet Divanı Servis Sağlayıcılara Filtre empoze etmenin insan haklarına ve dolasıylaAB hukukuna aykırı olduğuna karar verdi. Böylece bizlerin uzunca bir dönem söylediğimizi doğruladı.

 

BTK Ticareti düzenlemektedir !

 

BTK’nın kendi keyfince yasaklar getirmesi ticareti düzenlemektir. Sadece yurttaşın bilgilenme hakkı, ifade hakkına değil, eğlenme ve ticaret yapma hakkına da karışmaktadır. AB’den ve Dünya Ticaret Örgütünden gelecek eleştirilere hazır olun!

 

Ne Yapılmalı ?

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiye’nin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

 

Çocuk profili bir yandan pedofilleri çekecek bir ortam oluşturarak, öte yandan ana babalara sorumluluktan kurtaran sahte bir güven verecektir. Tabii ki ana babalar filtre ve başka uygun yazılımlar kullanabilir. Çocuklarla diyalog kurması, beraber sörf yapması, bilgisayarı evin ortak alanına yerleştirmesi çok daha önemlidir.

 

Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara aykırıdır. BTK’nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.

 

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin Bilgi Toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

 


 

 

 

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır yazısının devamı »

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu

Kategori:Duyurular

INETD, Blogspot.com yasağı konusunda TT, Vodafone ve Türksat hakkında suç duyurusunda bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu 14.03.2011 tarih ve 2011/564 nolu kararında, daha önce Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesince 209.85.148.191, 209.85.229.191, 209.85.229.132, 209.85.149.132, 74.125.43.191, 74.125.43.132 nolu IP’lere getirilen erişim yasağının kararını kaldırarark, bu IP’lere yeniden erişim sağlanmasına karar verdi. Karar, o gün ve ertesi gün basında ve İnternet Haber sitelerinde kararın bir kısmının görüntüsü de verilerek yayınlanmıştır. İlgili kararda blogspot.com yanlışlıkla blogspoRt.com olarak yazılmıştı. Maalesef, UYAP’in varlığına rağmen kararın tebliği klasik yollardan yapılmış; Savcılık kararının uygulanması geçikmiştir.

Tespit edebildiğimiz kadarıyla,Türk Telekom, Vodefone ve Türksat (uydunet ve kablonet) kararda Blogspot’a ait IP’ler üzerinde yasağın kaldırılması yazıldığı, ve karardaki alan adı farklılığının aşikar olduğu halde, kararı uygulamamış, ve bu konuda ne mahkemeye, ne kamuoyuna, ne de müşterilerine bilgi verme gereğini duymamıştır. Kanımızca, iyiniyetden uzak ve sorumsuz, ticari ahlaka aykırı davranarak milyonlarca yurttaşımızın ve binlerce şirketin mağdur olmasına neden olmuşlardır. Daha sonra Süperonline’ında benzeri bir uygulamada oldugğu tespit edildi.

Bu nedenle bu servis sağlayıcıları için Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Daha sonra superonline içinde benzeri bit suç duyurusunda bulunduk.

suç duyurusu metni (TT, Vodafone, Türkstat)

savcılık yasağı kaldırma kararı

Savcılık düzeltme kararı

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu yazısının devamı »

Kriptoloji Yönetmeliği İptali için Dava açıldı

Kategori:Duyurular

DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA

Yürütme Durdurma İstemlidir!

Davacı          : İnternet Teknolojileri Derneği

Vekilleri       : Avukat Nihad KARSLI
Mithatpaşa Cad. 44/19 Kızılay – ANKARA

Davalı          : Ulaştırma Bakanlığı
(Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı)

Konu            : 23 Ekim 2010 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan 27738
sayılı;KAMU KURUM VE KURULUŞLARI İLE GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN
ELEKTRONİK HABERLEŞME HİZMETİ İÇİNDE KODLU VEYA KRİPTOLU HABERLEŞME
YAPMA USUL VE ESASLARI
HAKKINDA YÖNETMELİK’in açıkça hukuka aykırılığı nedeniyle iptali ve
yürütmesinin durdurulması istemi hakkındadır.

Açıklamalar     :
1. Davalı idare tarafından, kişi hak ve hürriyetlerini temelinden
sarsan, Anayasa’da düzenlenen haberleşme hürriyetini tamamen hiçe sayan
şekilde iptale konu yönetmelik, 23.10.2010 tarihinde resmi gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu yönetmelik açıkça
Anayasa’ya, ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalara aykırı olup,
iptali gerekmektedir. Şöyle ki:

2. Dava konusu yönetmelikle, her türlü kriptolu iletişimin algoritma ve
anahtarları daha kullanılmadan davalı idare tarafından gerçek ve tüzel
tüm kişilerden istenmektedir ve hatta bu istenen verileri kimin, nasıl
ve hangi yetkiyle kullanacağı da yönetmelikte düzenlenmemiştir. Bu durum
açık bir yetki kargaşasına ve toplumsal buhrana sebebiyet verici
niteliktedir. Hakeza bu durumda davalı idare aracılığıyla herhangi bir
kurum ya da kişiler vatandaşların özel hayatlarına doğrudan müdahalede
bulunma haklarını kendilerinde görebileceklerdir.

3. Diğer yandan, davalı idare tarafından tüm gerçek ve tüzel
kişiliklerden talep edilen bu algoritmaların B.T.K. tarafından “muhafaza
edileceğini” düzenleyen yönetmelik; “gerektiğinde” bunların hangi kurum
tarafından ve hangi koşullarda ve nasıl bir yetkiyle kullanılacağına
dair hiçbir düzenleme içermemektedir. Bu da kişisel alanın daraltılması
anlamını taşımaktadır ki, hiçbir hukuk sistemi böylesi bir hukuksuzluğu
korumaz. Burada hedeflenen kişi hak ve özgürlüklerinin kapsadığı alanın,
idare lehine daraltılmasından başka bir şey değildir. Bu durum da
tamamen kamu yararına ve kamu düzenine aykırıdır. Böylesi hukuk dışı
tedbirlerle kamu düzeninin sağlanması iddiası hukuki itibar göremez.

4. Hukuken, kriptolu cihazlar üzerinde özellikli dinleme çalışmaları
sadece o vakaya özgü olarak belirlenmiş bir zaman ve süre dahilinde
olmak üzere yalnızca hakim kararıyla yapılabilir. İptale konu yönetmelik
kurumsal iletişim ve ticari iletişimin gizliliğini yok edip özellikle
ticari hayatta  tüm şirketlerin her türlü ticari sırrını da ortadan
kaldırır tarzda antidemokratik yetkileri davalı idareye adeta
bağışlamaktadır. Diğer bir anlatımla söz konusu yönetmelik düzenlemesi,
hakimlerin yetki alanını da daraltmakla kalmayıp, adeta mahkemeler
yerine geçerek hukuk dışı işlem ve eylemleri kanunileştirmek gayesi
taşımaktadır. Mahkeme ya da hakim izni olmaksızın yapılan dinlemelerin
hukuk dışılığı nazara alındığında, iptale konu yönetmeliğin bu hukuk
dışılığı perdeleme hizmeti göreceği çok açık bir gerçektir. Kabul edilemez.

5. Örnekleyecek olursak, ülkemizde hiçbir yabancı kaynaklı sermayedar
böylesi bir durumda ticari faaliyette bulunma arzusu içerisinde
olmayacaktır. Siyasi iktidarın, kamu ihalelerinde kendisine siyaseten
yakın bulmadığı bir şirketin yazışma ve teklif taslaklarındaki gizlilik
de tamamen ortadan kaldırılmış olacaktır. Bu yönetmelikle ifade edilen
hususlar, kötü amaçlı kullanıma son derece müsaittir.

6. Daha da önemlisi her türlü özel iletişimin hukuksuz bir biçimde
dinlenmesini mümkün hale getiren ve mahremiyeti de açıkça  ihlal eden
yönetmelik, anayasal haberleşmenin gizliliği ilkesine aykırıdır.
Özellikle terörle mücadele amacı güttüğü düşünülebilecek olan bu
yönetmelik sayesinde kişisel ve kurumsal bilgilerin yetkisiz kişilerin
eline geçmemesi için hiç bir koruma getirilmemektedir. Yönetmelik bu
yönüyle de iptale muhtaçtır.

7. Sonuç olarak, özel iletişimin gizliliği  anayasamızda korunan bir
haktır ve sınırlandırılması çok özel koşullara(savaş hali,olağanüstü hal
ve seferberlik) tabidir. İç hukukumuzu bağlayan Avrupa İnsan Hakları
mevzuatıyla da bu kişisel alan ayrıca korunmaktadır. Terörle mücadele
için tüm kripto altyapısını ve şifreleri kodları daha en başta talep
etmek tamamen keyfidir. Son derece baştan savmacı bir yöntemdir. Henüz
kişisel verileri koruma kanunu bile yokken, iletişim gizliliğini açıkça
ihlal eden bir düzenleme açıkça hukuka aykırı olup, yürütülmesi
durumunda telafi edilemez zararların ortaya çıkacağı aşikardır. Bu
nedenle yargılama sonuçlanıncaya kadar söz konusu yönetmeliğin
yürütmesinin durdurulmasını da talep etmek zorunlu olmuştur.

H. Nedenler     : Anayasa, İYUK ve İlgili Mevzuat.

M. Nedenler     : İlgili yönetmelik, başvuru dilekçesi, cevap dilekçesi ve
sübuta ermiş diğer tüm deliller.

Sonuç – İstem: Yukarıda arz edilen ve Sayın Başkanlığınız tarafından
resen nazara alınacak nedenlerle,
-Öncelikle açıkça hukuka aykırı ve yürütülmesi halinde telafisi imkansız
zararlara yol açan yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına,
– 23 Ekim 2010 tarihli Resmî Gazete de yayımlanan 27738 sayılı;KAMU
KURUM VE KURULUŞLARI İLE GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLERİN ELEKTRONİK HABERLEŞME
HİZMETİ İÇİNDE KODLU VEYA KRİPTOLU HABERLEŞME YAPMA USUL VE ESASLARI
HAKKINDA YÖNETMELİK’in İPTALİNE,
-Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı idareye yükletilmesine,

Karar verilmesini Sayın Başkanlığınızdan saygılarımızla talep ederiz.

Kriptoloji Yönetmeliği İptali için Dava açıldı yazısının devamı »