Etiket Arşivleri: İnternet yasakları

Internet Temel Insan Hakkıdır

Kategori:Duyurular

ihafta1518. İnternet Haftası Bilişim STK’ları Bildirgesi 6 Nisan 2015

İnsanlık, başını İnternetin çektiği devrimsel bir gelişmenin sancılarını yaşıyor. Sanayi devrimi boyutlarında bir değişimi yaşıyoruz. Başını bilim, teknoloji , ar-ge ve inovasyonun çektiği değişim, insanlığı adına Bilgi Toplumu, Bilgi Çağı dediğimiz yeni bir toplum biçimine taşıyor. Yaşamın tüm boyutları sürekli bir değişim içinde. Sektörler, meslekler değişiyor; bazıları yok oluyor, yenileri çıkıyor; ekonomi yeniden yapılanıyor. Bireysel gelişim olanakları artıyor, birey üretici ve tüketici olarak ortaya çıkıyor. İnternet, dünya ile rekabet etmek için olmazsa olmaz bir araç haline geliyor. Bireyi özgürleştiren, ona toplumsal katılım ortamları sunan yeni iletişim teknolojileri ile hepimizi eşit dünya vatandaşı oluyoruz. Biz sivil toplum kuruluşları, internet kültürünü yaymak, internetin Türkiye için önemini anlatmak, ülkemiz internet politikalarını tartışmak, yeni projeler başlatmak icin İnternet Haftalarını yapıyoruz. Bu yılda, Türkiye İnternetinin 22 yaşı nedeniyle, 6 – 19 Nisan tarihlerinde 18. Internet Haftasını kutluyoruz.

Dünyada İnterneti kullanan 3 milyar civarında insan var. 1 milyar civarında web var, ve internet alan adı sistemine kayıtlı bilgisayar sayısı 1 milyarı aştı. Facebookta 1.4 milyar kullanıcı, günlük 750 milyon mobil bağlantı var; twitter, instgram ve benzeri ağlar, insanların haberleşmeleri, ilgi, merak, bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına ortam sağlamaktadır. Ülkeler, interneti ekonomiyi geliştirme, kamu hizmetlerini geliştirme, toplumsal katılımı artırmak, demokrasiyi geliştirmek için kullanmak çabasında. Dünya bireyin gelişmesi, toplumun üretken bir parçası olması için internetin önemli olduğuna karar vermiş ve bilgiye ve internete erişimi temel bir yurttaşlık hizmeti olarak ilan etmiştir. Bu temel hak, anayasalara ve hükümet programlarına girmeye başlamıştır. Bunun sonucunda sayısal bölünmeyi önleyici tedbirler alınmaya başlanmıştır.

Ülkemize gelince parçalı bulutlu bir gelişme görüyoruz; bu sıralar bulutlar daha fazla gözüküyor. Önemli gelişmelere rağmen, maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, interneti ekonomik kalkınmanın, bireysel gelişmenin, toplumsal katılımın motoru olarak görememiş, marjinal problemlere odaklanarak, interneti olanak değil, başedilecek bir sorun olarak görmüştür. Ülkemiz, internet kullanımında dünya ortalamasını yakaladı, ama rekabet etmek istediğimiz ülkelerin gerisinde kaldık. Avrupada hemen her konuda sonlardayız. Keza OECD ülkeleri arasında sonlardayız. 2023 de İlk 10 ekonomi arasında olma çabasına uyumlu bir görüntü veremiyoruz. Bu nedenlerle, Internet Haftasını buruk bir şekilde kutluyoruz. Çünkü Ülkemiz Interneti hala bir tehdit olarak görmekte, yurttaşların katılımını teşvik etmek yerine, engellemeyi, sansürü, yasakları, gözetim ve olağanüstü denetimi tercih ediyorlar. 2015 yılında, 22 yılın ardından, Internet Haftasında hala sansürden konuşmak utanç verici! Siyasi kadrolar, gündelik siyasi hesaplarını bir kenera koymalı ve yurttaşların temel hak ve özgürlüklerine saygı göstermelidir.

Ifade etmekten yorulduğumuz fakat sorumluluklarımız gereği yinelemekten yılmayacağımız bazı önemli problemlerin altını çizmek istiyoruz.

Sansür ve İfade Özgürlüğü

Ülkemiz İnternetin devrimsel bir gelişme olduğunu algılayamamış, “Don Kişot, Devekuşu ve Harakiri” ile özetlenebilecek bir tavırla adeta İnternete savaş açmıştır. Bu yaklaşımla, üyesi olmak istediğimiz batı demokrasilerinden çok, Rusya, Çin, İran gibi ülkelerin görüntüsünü vermekteyiz. Ülkemiz, kalkınmanın, ar-ge ve inovasyonun ifade ve basın özgürlüğünün tam olduğu, farklı ve aykırı fikirlerin yeşebildiği hoş görü ortamlarında olduğunu algıyamamaktadır.

Sansür ve otosansür temel hak ve özgürlüklerimizi daraltmakta, ülkemizde çok uzun yıllar kendini ifade etme fırsatı bulamamış yurttaşların / toplulukların internetle yakaladıkları fırsatı ellerinden almaktadır. Bu topluma zarar vermektedir. Medyanın siyasi kutuplaşmaya paralel şekilde iki uca ayrıldığı bir ortamda, yurttaşlarımızın fikirlerini etkin bir şekilde ifade edebilecekleri bağımsız yegane mecra Internettir. 5651 numaralı yasa ve etrafında şekillenen yasal mevzuat bu mecrayı yok etmektedir. Geçen yıl Nisan ayında tespit edilebilen engelli site sayısı engelliweb.com’un verilerine göre, yaklaşık 30 bin iken, bir yılın ardından 70 binin üzerine çıkmıştır. AİHM’in 5651 numaralı yasa için verdiği karar çok açıktır. Bu yasa ve bağlı yasal düzenlemeler iptal edilmeli ve STK ların katılımıyla yeniden yapılmalıdır.

Internet ortamında yapılan eleştiri veya olumsuz davranışlar büyük bir hoşgörüsüzlükle karşılanmakta ve hemen her türlü itiraz dava, soruşturma konusu haline getirilmektedir. Son yapılan yasal değişiklikler de bu durumu desteklemektedir. Mevcut durum, kişilik haklarının korunmasının ötesine geçmiş ve bir baskı ortamına dönüşmüştür. Yurttaşlar ve daha da önemlisi siyasetçiler, Internet’in yatay düzlemini kabullenmeli, söylemlerini bu yeni düzleme göre değiştirmeli, onu geleneksel mecralara dönüştürme hevesinden vazgeçmelidir. Bu çaba hem faydasız hem de zarar vericidir. İnternetin devrimsel bir gelişme olduğu kabul edilmeli, onun dünya ile birlikte sağlıklı evrilmesine izin vermelidir. Kendi başımıza dünya internetine yön verme çabasından vazgçilmelidir. Önce ülkemizde tüm paydaşları kapsayan ortak aklı oluşturmaya yönelik yapılar kurulmalıdır. Dünya içinde çok aktörlü yapılar içinde çözüm aranmalıdır. “Biz yaptık oldu” ve “yasaklamak” reflekslriden kurtulunmalıdır.

Sayısal Uçurum

2014 TÜİK Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırmasına göre Türkiye genelinde hanelerin 46.5’i hiç internet veya bilgisayar kullanmamıştır. Yani geçen 22 yılın ardından Internet, Türkiye’nin yarısı tarafından hiç kullanılmamaktadır. Bu uçurum kent ve kır, kadın ve erkek arasında daha da belirginleşmektedir. Hiç kullanmayanlar arasında kenttekilerin oranı %41 iken, kırda %70.5’e ulaşmaktadır. Yine kadın ve erkek arasındaki fark kırda %59’a – %80 iken kentte %31’e %50dir. Resmi rakamlar uçurumun derinliğini çok net bir biçimde tasvir etmektedir. Sadece TÜİK rakamları değil, uluslararası gelişmişlik indekslerinde de Türkiye maalesef sonlarda yer almaktadır. 17. büyük ekonomi olma iddasında olan Türkiye’nin bu indekslerin altlarında yer alması sosyal eşitsizliklere, hatta uçurumlara işaret ediyor. Sayısal uçurum da bunların arasında en önemli başlıklardan birisidir.

Bu konudaki önerimiz, bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasında süregelen sayısal uçurumu gidermek, ancak ilköğretim düzeyinden başlayarak müfredata sağlıklı bilişim teknolojileri kullanımı konusunda pedagojik ve analitik temelli içerik sağlayarak mümkün olabilir. Bilişim eğitiminin bu teknolojilerin olanak ve limitlerini de öğreten temel bilişim kavramlarının lise mezunu her yurttaşa verilmesi gereklidir. Bu içerik oluşturulurken, alanda çalışan akademisyen, uzman ve sivil inisiyatiflerin görüşü ve desteği alınmalı, sürekli güncellenen bir ortak akıl havuzu yapılandırılmalıdır.

Bilişim teknolojilerin eğitimi ülkenin kalkınması, dünya ile rekabet edebilmesi içinde önemlidir. Bu kapsamda özgür yazılımların önemine işaret etmek isteriz. Özgür yazılımlar tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet açılarıdan önemlidir.

Dijital Gözetim

Assange ve Snowden’ın ardından kitlesel ve hedefli gözetim hakkında tahmin ettiğimiz veya kuşkulandıklarımızdan artık kesin şekilde eminiz. Devletler ve şirketler bizlerden yasal veya yasadışı topladıkları datalarımızı temel hak ve hurriyetlerimize aykırı şekilde kullanıyorlar. Şirketler bunun karşılığında çeşitli hizmetler verirken, devletlerin gerekçesi ise maalesef güvenlik oluyor. Gündelik yaşamın birçok alanı güvenlileştirme söylemini meşru kılımak ve risk yönetimi amacıyla dijital olarak gözetliyorlar. MOBESE kameralar, TC. kimlik kartı ile yapılan işlemler, parmak izi ve iris tarama ile girip çıkılan iş yerleri, biyometrik bilgileri içeren kartların yaygınlaşması vd.’ni düşünecek olursak, Türkiye’de yurttaş artık oldukça kapsamlı ve entegre bir elektronik veri tabanının içinde sayısal bir varlık haline getirilmiş haldedir. Ticari kayıtlayıcılar da yurttaşın haberi, bilgisi veya izni olmaksızın, ya da iznini hiç talep etmeksizin dijital verileri birbiri ile eşleştirmekte, tüketici profillemesi yapmak amacıyla bu verileri kullanmaktadır.

Internet iletişimimiz maalesef isthibarat ve kar hırsı ile hareket eden eknomik ve siyasi güç sahibi aktörlerin denetimi altındadır. Yurttaşı koruyacak yasal düzenlemeler eksiktir. Mecliste taslak halde bekleyen kişisel verilerin korunması yasası son derece yetersiz, hatta hukuksuzluklara hukuki kılıf olacak nitelikte düzenlemeler içermektedir. Bu yasa bu haliyle meclisten geçmemelidir. Yeni bir taslak STKların görüşleri doğrultusunda hazırlanmalıdır.

Yeni Medya Okuryazarlığı

Yeni medya kullanım pratiklerinin gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi sonucunda, artık yeni medya okuryazarlığı yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir.

Yurttaşlar, ancak ve ancak, kamusal, sivil ve siyasal alanlarda bireysel ve kolektif olarak fikirlerini daha iyi bir şekilde açıklayabilme, pazar yönelimli ekonomide kendinin salt tüketici olarak konumlandırılmasını önleyecek şekilde enformasyonu kullanabilme ve nitelikli enformasyon kaynaklarına ulaşabilme, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmama ve etik ilkelere uygun davranabilme bilgi ve beresini Yeni Medya Okuryazarlığı ile kazanabilir. Yeni Medya Okuryazarlığı sayesinde, İnternet’teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.

Türkiye’de yeni medya okuryazarlığın her düzeyde geliştirilmesi için ilgili kamu kurumlarının ve STK’ların işbirliği yapması gereklidir. Yeni medya okuryazarlığı, genç kuşakların başta sosyal medya hesaplarını bilinçli ve risklerin farkında kullanmalarını sağlayacaktır. Özellikle nefret söylemi vb. saldırgan ve ayrımcı içeriklerle mücadele ancak yeni medya okuryazarlığı ile mümkündür.

Türkiye’de İnternet’in 22. yılında kamuoyunun ve yönetici erkin dikkatini aşağıdaki önerilerimize çekiyoruz:

Ülkemiz Bilişim ve İnterneti stratejik sektör ilan etmelidir. Bunun için en başta Bakan düzeyinde bir siyasal sahiplenme olmalıdır. Bunu, tüm paydaşları kapsayan, katılımcı saydam yapılar kurmalı, kamuoyunca açık ortamlarda yeterince tartışılan, gözden geçirilen eylem planları yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Yurttaş ve sivil toplum bu gelişmelerin odağında olmalı, gelişmler saydam ve katılımcı bir şekilde hyata geçmelidir.

Yeni medya alanında üretilecek siyasal ve toplumsal politikalar öncelikle ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkını temel alarak tüm paydaşların katılımıyla farklı hedef kitlelere yönelik olarak geliştirilmelidir.

Türkiye’de sayısal uçurumu çözmeye yönelik eğitim politikası geliştirilmeli; eğitim seferberliği başlatılmalıdır.

Türkiye’de var olan İnternet’in güvenli kullanımına yönelik çeşitli çalışmaların ilgili tüm kurum ve kuruluşları, STK’ları ve özel sektörü içerecek şekilde geliştirilmesi, işbirliği ve koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmalarda özellikle çocukların ve gençlerin görüşlerine başvurulması gereklidir. Çocukların ve gençlerin kullanım pratikleri onların bakış açısı ile, etiketlenmeden ve önyargısız bir şekilde disiplinlerarası bir yaklaşımla kavranmaya çalışılmalıdır.

Çocukların, gençlerin ve ebeveynlerin yeni medyayı doğru, etkin ve verimli kullanımı konusunda farkındalıklarının, bilgi ve beceri düzeylerinin artırılması gereklidir.

Türkiye’de her düzeyde (yaş, cinsiyet, kuşak, bölge) yeni medya okuryazarlığın geliştirilmesi gerekmektedir.

Medyanın yeni medyanın kullanımından kaynaklanan olanakları ve riskleri dengeli bir şekilde kamuoyuna sunması, toplumda doğru kanaat oluşumunu desteklemesi gereklidir. Medya ahlaki panik yaratmanın bir aracısı/zemini olmamalıdır.

Yeni medya ortamlarının kullanım bilgi ve beceri eksikliğiyle iyi niyet yoksunluğundan kaynaklı olası zararları üzerine yoğunlaşılarak, olanakları ve yararları göz ardı edilmemelidir.

Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir.

5651 sayılı kanunun ve ilgili diğer mevzuatın yurttaşın ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı temelinde yeniden ele alınması/düzenlenmesi gerekmektedir.

Yurttaşın kişisel verilerinin korunması anayasal bir haktır ve bağımsız ve özerk bir yapı tarafından bu korumanın sağlanması gereklidir.

Kullanıcı merkezli, kullanıcının haklarını odağa kalan tekno-sosyal politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz. Bunun için de Kullanıcı Hakları Bildirgemize tekrar dikkat çekmek istiyoruz: http://www.bildirge.org/

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

6 Nisan 2015

Internet Temel Insan Hakkıdır yazısının devamı »

Sansür Yasasını Durdurun !

Kategori:Duyurular

Değerli Milletvekilleri,

Mevcut haliyle konuyla ilgili uzmanların, demokratik kitle örgütlerinin yoğun eleştirilerini almış, aleyhinde AİHM kararı olan 5651 nolu yasa TBMM’de görüşülen Torba Yasa kapsamında değiştiriliyor.

Yeni değişiklikler, Internet sansürünü daha da derinleştirecek ve İnternetin denetimini kurumsallaştıracaktır. Yasa değişikliği kapsamında yargı kararı olmadan yürütmenin talimatıyla erişimin engellenmesi sansürü kolaylaştıracaktır. Bu uygulama, “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin çiğnenerek, Internet üzerinde denetim ve kontrolün yürütme tarafından yapılması anlamına gelmektedir.

Yasa değişiklikliğinin zamanlaması da sorunludur. Tasarının, geleneksel medya araçlarının üzerindeki siyasal baskıyı açıkça gördüğümüz, öte yandan yurttaşlarımızın İnternet’i alternatif bir iletişim aracı olarak kullanıldığı Gezi direnişi ve 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra gündeme getirilmesi manidardır.

Internet’te erişim engelleme veya içerik çıkarma konusunda evrensel çerçeve nefret suçları ve çocuk istismarıdır. Bu suçların haricinde Internet’e müdahale etmek, kontrol altına almaya çalışmak çözüm değil, daha büyük problemler getirmektedir. Değişikliğin öngördüğü şuç türleri çok geniştir ve bununla mücadele için seçilen URL temelli filtreleme toptan gözetim getirmektedir.

Çözüm İnternet kullanımı için başta aileler olmak üzere tüm yurttaşların bilincinin arttırılmasıdır. Devletin esas görevi yurttaşları güçlendirmektir.

Bu yasa tasarısının Genel Kurul gündeminden ve torba yasa kapsamından çıkartılmasını istiyoruz. Hak ve özgürlüklerin korunduğu, ilgili tüm tarafların katkısıyla pozitif bir düzenlemenin yeniden yapılması için tüm vekilleri harekete geçmeye davet ediyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği
Bilgisayar Mühendisleri Odası
Internet Teknolojileri Derneği
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği
Pardus Kullanıcıları Derneği
Tüm Internet Derneği

Sansür Yasasını Durdurun ! yazısının devamı »

İnternet için Cumhurbaşkanına Çağrı

Kategori:Duyurular

Sayın Cumhurbaşkanım,

Biz aşağıda isimleri bulunan Bilişim/Bilgi/İletişim Sivil Toplum Kuruluşları olarak 5651 sayılı yasa üzerinden yapılmak istenilen İnternet Düzenlemelerinin ülkemizin ekonomik gelişmesi, fikir ve kültür hayatı, siyasal yaşamı ve demokrasimiz için pek çok sakınca içerdiğini düşünüyor; endişelerimizi ve önerilerimizi iletmek için sizinle görüşmek istiyoruz.

İnternet bugün ülkelerin, toplumların, kurumların ve bireysel hayatın doğal bir parçası haline gelmiş, vazgeçilemez bir unsur olmuştur. Modern yaşam İnternetin etrafında yeniden şekillenmeye başlamış, iş şüreçleri ve örgütsel yapılar, iş yapma biçimleri, sosyal hayat internete göre yeniden biçimlenmeye başlamıştır.

İnternet bilgiye erişim ve ifade özgürlüğün en temel aracı haline gelmiştir. Bu Birleşmiş Milletler kararı ile pekiştirilmiştir. Bu nedenle internetin sansürden uzak olması ve özgürlüğü çok önemlidir.

Demokratik ülkelerde İnternete erişimi temel insan hakkı olarak öne çıkmakta ve güvence altına alınması için de Anayasalara girmeye ve geniş bant erişimi evrensel hizmet kapsamında değerlendirilmeye başlamıştır. Bu bakımdan her yurttaşa, ucuz, güvenilir ve güvenli internet erişimi sağlanması önemlidir. Yine aynı şekilde, her yurttaşın, interneti tüm boyutlarıyla hiç bir kısıtlamaya uğramadan kullanabilmesi çok önemlidir.

İnternet bireylerin hayal edemediği yaratıcılıklarını ortaya çıkartmakta, milyonları buluşturmakta, paylaşım ve bilgi ekonomisini tetiklemektedir. Genel olarak İnternet ekosistemi tüm ekonomiye ivme kazandırmaktadır.

Söz konusu tasarı, yönetişim ilkeleri gözardı edilerek, biz STK’ların görüşleri alınmadan, adeta yangından mal kaçırırcasına gündeme geldi ve komisyondan geçti. Bu tasarının Temel Hukuk ilkelerine, Anayasamıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, bireysel haklara aykırı olduğunu; ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı, kişisel mahremiyete aykırı, ülkemizin gelişmesine ve henüz yeşerme aşamasında olan İnternet sektörünün gelişmesine ciddi zarar vereceğini düşünüyoruz.

5651 sayılı yasayla ilgili bu değişiklik tasarısının dünya ile bütünleşmek, Avrupa Birliğinin parçası olmak isteyen ülkemizin bu amaçlarına ters bir uygulama olacağı, ülkemizin dünya üzerindeki algısına ciddi zarar vereceği endişesini taşıyoruz.

Bu görüşlerin ışığında İnternet, Bilgi, İletişim ve Bilişime gönül vermiş biz STK’ların endişelerini ve görüşlerimizi zatıalinize sunma isteğimizi bilgi ve müsadenize saygılarımızla arz ederiz.

İnternet Teknolojileri Derneği
TID-Tüm Internet Derneği
Alternatif Bilişim Derneği
LKD-Linux Kullanıcıları Derneği
PKD -Pardus Kullanıcıları Derneği
IYAD-İnternet Yayıncıları Derneği
EDER-E-Ticaret Altyapı Sağlayıcıları Derneği
TiEV -Tüm İnternet Eveleri Derneği
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu
Ankara Barosu Bilişim Hukuku Kurulu
Korsan Parti Türkiye Hareketi
Türk Kütüphaneciler Derneği

İnternet için Cumhurbaşkanına Çağrı yazısının devamı »

Yurttaşı İnterneti Bilinçli Kullanım Korur

Kategori:Duyurular

Yurttaşı “Güvenli İnternet Hizmeti” değil, İnternet’in bilinçli ve farkındalık sahibi güvenli kullanımı korur…22 Kasım 2012

Geçen yıl 22 Kasım 2011 tarihinde yürürlüğe giren sözde “Güvenli İnternet Hizmeti” adı altında yurttaşlara sunulan “Devlet Eliyle Merkezi Filtre Sistemi” uygulaması ve uygun/ideal toplum tasarımı 22 Kasım 2012’de birinci yılını dolduracaktır. Bu uygulamaya ilişkin yürütmeyi durdurma istemiyle Alternatif Bilişim Derneğince açılan iptal davası halen Danıştay’da devam etmektedir.

Bu vesileyle siber uzamda bilgiye ve enformasyona erişim hakkını sınırlayan ve devlet eliyle düzenleyen bu uygulama ile ilgili kamuoyunun merak ettiği bazı hususlara dikkat çekmeyi toplumsal sorumluluğumuz olarak addediyoruz. Özellikle aşağıdaki şu hususlarda sorularımıza yanıt bekliyoruz

Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu (GİHÇK)

BTK, 22 Şubat tarihinde sessiz sedasız aldığı birinci filtre kararını, 15 Mayıs 2011’de on binlerce vatandaşımız tarafından sokaklarda protesto edilmesi, ülkemizdeki bilişim STK’larının hemen hepsinin “merkezi filtre uygulaması kabul edilemez” diyerek karşı çıkması, AGİT ve daha bir çok uluslararası raporların ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirmesi gibi gelişmeler sonucunda geri çekmek zorunda kalmış ve Ağustos ayında “görüşlere açılan ve onaylanan” son filtre kararında, İnternet’e uygulanacak filtrenin meşruiyetini sağlamak ve “ilkelilik/bilimsellik” görüntüsü sağlamak amacıyla, BTK’nın filtre üzerindeki belirleyici yetkisini bozmayacak şekilde, aile ve çocuk filtresi için esas alacağı “ilke ve kriterleri” danışacağı “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu” isimli bir yapı gündeme gelmiş bulunmaktadır.

Güvenli İnternet Hizmeti’nde aile ve çocuk filtresinde yer alacak listeleri oluşturmak için Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu (GİHÇK) kurulmuş olup, bu Kurulun çalışması ile ilgili olarak bugüne değin kamuoyunun bilgilendirilmediği görülmüştür.

1. Acaba bu Kurul geçtiğimiz süre boyunca kaç kere toplanmıştır?
2. Kimler bu toplantıya iştirak etmiştir?
3. Aileye uygun listenin kriterleri nelerdir?
4. Çocuğa uygun listenin kriterleri nelerdir?
5. Bu listeler hazırlanırken hangi uzmanların görüşlerine başvurulmuştur?
6. Dünyadaki ve Türkiye’deki hangi bilimsel araştırmalardan yararlanılmıştır?
7. Uyar-kaldır sistemi Güvenli İnternet Hizmeti’yle ne kadar ilişkilendirilmiştir?
8. Standart paket kullanan yurttaşlar “merkezi filtre sistemi”nden ne kadar etkilenmektedir?

Bilindiği üzere yönetişim uygulaması, tüm kamunun ve kamu erkiyle ilgili Kurulların hesap vermesi ve şeffaflığı ilkesi üzerine kurulmuş olup, Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu’nun da 22 Kasım 2011-22 Kasım 2012 tarihleri arasında yaptığı çalışmaları düzenli ve sistematik bir şekilde kamuoyu ile paylaşması gerekmektedir. Kurul’un çalışmalarına ilişkin olarak özellikle iletişim bilimleri, eğitim bilimleri ve diğer ilgili sosyal bilimler alanındaki uzman öğretim üyeleri ile fikir teatisi ve istişaresi içinde olması beklenirdi. Ancak, ne yazık ki böyle bir Kurul – akademi işbirliğinin somut adımları yoktur.

Güvenli İnternet Hizmeti uygulamasından sonra İnternet okuryazarlığı durumunda olumlu bir değişiklik yoktur…

33 Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen araştırmada Türkiye’nin de katılımcı ülke olduğu
Avrupa Çevrimiçi Çocuklar Araştırması (EU KidsOnline) Ekim 2012 Türkiye Raporuna bakıldığında, Ekim 2011’deki sorun saptaması ve tespitin bire bir devam ettiği görülmektedir. Türkiye’de hem çocuklar hem de ebeveynler İnternet mecrasında düşük beceriye, düşük kullanıma sahiptir bundan ötürü de görece düşük risklerle karşı karşıya kalmaktadır. EU Kids Online National Perspectives adlı bu Rapora göre: “Türkiye’de, çocuklar Avrupa’daki çocuklar arasında internet kullanım becerileri açısından en son sırada yer almaktadır: Türkiye’deki çocukların ortalaması sekiz üzerinden 2.6 iken diğer Avrupa ülkelerinde bu oran 4.2’dir. Türkiye’deki çocuklar ayrıca güvenli internet kullanımı becerileri konusunda en az bilgiye sahiptir… Tüm Avrupa ülkeleri arasında, Türk ebeveynlerin internet kullanımı en düşük seviyede ve internet hakkında en az bilgiye sahiptirler.” (2012)

Güvenli İnternet Hizmeti ile toplumumuz için tek bir aile tipi ve tek bir çocuk tasarımı verili ve doğal kabul edilmiş, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi İnternet kullanımına eğitsel yatırımlar yapmak, adeta dijital okuryazarlık seferberliğini gerçekleştirmek yerine, İnternet mecrası bir “öcü” ve “tehdit” kaynağı olarak görülerek, bu mecraya erişim sınırlandırılmış ve BTK eliyle ortam disipline edilmiş, düzenlenmiştir. Korumacı/kollamacı devlet-pasif yurttaş klasik yaklaşımını somutlayan “Güvenli İnternet” uygulaması, yurttaşların bilinçli ve farkındalık sahibi olarak İnternet’i güvenli kullanmalarına yönelik bir zemin hazırlamamıştır. Bu uygulama aynı zamanda, İnternet dolayımlı işlenen kimi bilişim suçlarını azaltmaktan uzaktır. Bilakis, anaakım ulusal medya ve kamu erki sürekli İnternet dolayımlı suçlara yönelik bir panik söylemi üretmektedir.

EU Kids Online National Perspectives adlı raporda yer alan Türkiye ile ilgili şu saptama oldukça yerindedir: “Maalesef, bugün Türkiye’de, hükümetin çabaları daha güvenli bir internet oluşturma konusunda daha üst düzey erişim kısıtlamalarına odaklanmıştır. Bu kısıtlamalar mevcut yasal önlemlerin geniş, orantısız ve keyfi kullanımı aracılığıyla uygulanmaktadır. En az 14.907 web sitesi Ağustos 2011-2012 arasında kanun hükümleri uyarınca engellenmiştir. Bu tür eylemler kesinlikle panik reaksiyonunun sonucudur ve çeşitli AB raporlarında ve toplantılarında belirtildiği gibi hükümetin internet kısıtlama ve sansür etme girişimleri kesinlikle vatandaşlar için daha güvenli bir internet sağlamak için uygun değildir. Türkiye vatandaşları için güvenli interneti sağlamak için daha demokratik çözümler geliştirmelidir.” (2012: 68).

Biz Aşağıda İmzaları olan Bilişim Dernekleri olarak “Güvenli İnternet kullanımı” hizmetinin arkasında duran kurumların, “İnternet’in güvenli kullanımı” yaklaşımını benimseyerek hareket planlarını güncellemeleri gerektiğini savunduğumuzu ve bu yaklaşımın kamuoyu nezdinde takipçisi olacağımızı duyururuz. .

BTK’yı, kurulların gerçekten kurulduğu, filtreye filtre denilen, ailelerin ve çocukların çeşit çeşit değer yargıları ile beslendiği, özgür, tarafsız ve ucuz bir İnternet erişiminin temel iletişim haklarımızdan biri olduğu, BTK’nın getirdiği bu devlet eliyle filtrenin uygulanması için Türkiye’nin İnternet omurgasına kurulmuş bulunan Derin Veri Analizi – DPI teknolojisinin ise bu hakkımızın en pervasız ihlallerine sebebiyet verebileceği gerçek dünyaya davet ediyoruz.

Alternatif Bilişim Derneği http://alternatifbilisim.org/
INETD – İnternet Teknolojileri Derneği http://inetd.org.tr/
LKD – Linux Kullanıcları Derneği http://lkd.org.tr
BMO- Bilgisayar Mühendisleri Odası http://bmo.org.tr/
PKD Pardus Kullanıcıları Dernegi http://pkd.org.tr/
Ankara Barosu http://www.ankarabarosu.org.tr/
TİD – Tüm İnternet Dernegi
IPTV-DER http://iptv.org.tr/
TÜRKMIA – Tıp Bilişimi Derneği http://turkmia.org/
IvHP – İnternet ve Hukuk Platformu http://i-v-h-p.blogspot.com/

İlgili Kaynaklar:
http://www2.lse.ac.uk/media@lse/research/EUKidsOnline/EU%20Kids%20III/Reports/PerspectivesReport.pdf
https://yenimedya.wordpress.com/2011/05/10/btknin-aciklamalarina-yanit/
http://www.alternatifbilisim.org/wiki/BTK_4_A%C4%9Fustos_2011_G%C3%BCvenli_%C4%B0nternet_Hizmetine_%C4%B0li%C5%9Fkin_Usul_ve_esaslar_Tasla%C4%9F%C4%B1_De%C4%9Ferlendirmesi
http://www.alternatifbilisim.org/wiki/BTK_Filtre_Uygulamas%C4%B1_Dan%C4%B1%C5%9Ftay_Davas%C4%B1_Bas%C4%B1n_Bildirisi

Yurttaşı İnterneti Bilinçli Kullanım Korur yazısının devamı »

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır

Kategori:Duyurular
İnternet Sansürünün Yeni Aracı ACTA'yı Protesto Ediyoruz!
İnternet Teknolojileri Derneği dünya çapındaki ACTA protestolarına
katılarak, bugün(11/02/12), bir günlüğüne  webini kapıyor.
ACTA (The Anti-Counterfeiting Trade Agreement), yani "Ticarette
Sahteciliğin Önlenmesi Sözleşmesi", 2007 yılından bu yana başta Müzik
ve Film endüstirisinin devleri olmak üzere tüm telif hakkı lobilerinin
zorlamasıyla ABD'nin uluslararası platforma taşıdığı bir anlaşmadır.
ACTA internet, dolayısıyla dijital ortamda kullanıcılara ve servis
sağlayıcılara ise birçok kısıtlama ve sorumluluk getirmektedir. Tüm
kullanıcıları potansiyel "sahteci" yerine koyan anlaşma "bu potansiyele
karşı" her türlü önlem ve cezaya uluslararası ölçekte hukuki zemin
hazırlamakta. Öte yandan ACTA sadece interneti kısıtlamıyor. Çok
temel/gündelik kullanılan jenerik ilaçlar, temel besin üretimi için
gerekli tohumlar bile ACTA'nın getireceği düzenlemelerle rahatça
dolaşamayacak, yasaklanabilecek.
İnternet kullanıcılarına sahip oldukları dijital donanım, yazılım ya da
içerikler için her türlü tedbiri alma yükümlülüğü getirilmektedir.
Servis sağlayıcılar için altyapıları üzerinden gerçekleşen ihlalleri ve
ihlali gerçekleştiren kullanıcıları ilgili makamlara bildirme
zorunluluğu öngörülmektedir. Bu da ancak içerik dahil tüm trafiğimizin
gözetlenmesi ve takip edilmesi ile mümkündür. Kullanıcıların kişisel
verileri ve özel yaşamlarının gizliliği büyük tehdit altındadır.
2010 yılından gizlice yürütülen müzakereler sonucunda ilk olarak ABD,
Japonya, Kanada, Yeni Zelanda, Singapur ve Güney Kore, ACTA anlaşmasını
imzalamıştır. Geçtiğimiz Ocak ayında da Avrupa Parlamentosu'nda yapılan
gizli oylamay ile 27 Avrupa Birliği ülkesinin 22'si bu anlaşmayı kabul
etmiştir.
İnternet temel bir insan hakkıdır. İnternete müdahale, temel hak ve
özgürlüklerimize müdahaledir. Kabul edilemez. Bu müdahaleyi bir günlük
geçici karartmayla protesto ediyoruz.
İnternet yaşamdır, sansürlenemez!

ACTA İnternet Sansürünün Yeni Aracıdır yazısının devamı »

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır

Kategori:Duyurular

İnternet Sanayi Devrimi boyutlarında devrimsel bir gelişmedir. Yaşamın bütün boyutları bundan köklü olarak etkilenmekte, sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden tanımlanmakta, iş yapma biçimleri, eğitim, eğlence, kültür değişmektedir. Bu değişimden etkilenenler arasında kamu yönetimi ve siyaset de vardır. “Arap Baharı”ndan, “Wall Street İşgaline” pek çok olay bu değişimin yansımalarıdır. Sosyal Ağlarda örgütlenen kitleler bilgiye erişim, yönetime katılma, saydamlık ve refahtan pay istemekteler. İnternet, katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik olanakları artırdı, ve demokrasi katılımcılık, saydamlık ve hesap verilebilirlik demektir.

BTK ise İnternet Sansürü savunmakta bu konularda saydam ve katılımcı olmakta ayak direnmektedir; adeta nasıl kamu oyuna kapalı çalışırım üzerine kafa yormaktadır. Kendi yayınladığı yönetmeliğe göre bir kurul oluşturup onun belirlediği ilkelere göre BTK beyaz ve kara listeyi hazırlayacaktı. 22 kasım öncesi böyle bir kurul oluşturulduğu, kurulun kimlerden oluştuğu, kurulun belirlediği ilkeler kamuoyundan saklandı. Ancak, 22 kasımda açıklanan basın duyurusunda kurulun oluştuğu bilgisi ve ilkeler açıklanıyor. Bu İnternet çağında, demokratik bir hukuk devletinde bu yaklaşım kabul edilemez. BTK “biz yaptık oldu” alışkanlığı terk edip, kamuoyuna bilgi verme, hesap verme, diyalog içinde, saydam ve katılımcı yapılar içinde çalışmayı benimsemelidir. Yasal olmak yetmez, hukukun evrensel ilkelerine, ve demokrasinin gereklerine uymaya çalışmalıdır.

 

Bu kurulun kimlerden oluştuğu, yetkinliği kamuoyu denetimine açılmalıdır. Kurul, ilkelerini açık ortamlarda tartışmalıdır. Diyalog ve saydamlıktan ancak toplumsal fayda çıkar. Bu ilkelerin nasıl hayata geçeceği konusunda açık ortamlarda tartışılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. Oluşturulan beyaz ve kara listelerin büyüklüğü, kategorik yapısı kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu işlerde kaç kişinin çalıştığı, onların eğitim, birikim ve yetenekleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır .

 

BTK kendi yetkisini aşmakta tescillidir. Hiçbir yetkisi olmadan, akıl ve mantığa aykırı bir şekilde, 140 civarında kelimeyi içeren alan adlarının yasaklanmasını istemiş, kamuoyu tepkisi üzerine tevil yoluna gitmiştir. Yine, hiçbir yetkisi yokken, yer sağlayıcı firmalara bazı alan adlarına yer sağlamayı durdurmayı söylemiş, sonra da vazgeçmiştir. Bir kamu kurumunun inandırıcılığı ve ciddiyetini taşımayan bu kanunsuz davranışlar dolasıyla özür dileme inceliğini bile gösterememiştir. Youtube konusunda yasağının vergi nedeniyle olduğunu söyleyerek toplumu ve Cumhurbaşkanını yanıltmıştır. İnternet Kurulu ile birlikte artık iyice ayıp haline gelen youtube yasağına hülle ile bir gecekondu çözümü bulmuştur. Bir danışıklı döğüşle ilgili videolar önce kaldırılıp sonra tekrar konmuştur. Böyle bir kurumun yaptığı her şeye şüphe ile bakmak ve saydamlık ve katılım istemek en doğal hakkımızdır! Twitter ve facebook’u yasaklayan, yurt içi profilini tasarlayan ekibin uzmanlığı merak etmemek elde değil.

 

 

Yapılan yargısız infazdır!

BTK dünya üzerindeki 525 milyon web içinden çocuklar için beyaz liste, aileler için kara liste oluşturacaktır. Hangi bilimsel yetkinlikle, hangi süreçlerle bunu belirlediğini açıklamalıdır? Böyle bir uygulama, bir yönetmeliğe dayanarak yapılamaz. Yasal bir dayanağı olsa bile yargı dışında hiçbir kurum, yargılama yapmadan, savunma almadan yasaklama kararı veremez. Bu yönde kararlar, yasal olarak düzenlense bile hukuki olamaz; hukukun evrensel ilkelerine, temel insan haklarına, ifade özgürlüğü ve ticaret hukukunun ana ilkelerine aykırıdır.

Filtre temel haktır ama devletin merkezi filtresi sansürdür

 

Devletin ne usulle olursa olsun, mahkeme kararı olmadan, beyaz ve kara liste oluşturması yanlıştır. Esas olan yurttaşın kendi listesini kendisinin belirlemesidir. Devlet, Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler öneriler oluşturabilir. Yurttaşın özgür iradesiyle kendi filtresini belirlemesi esastır.

 

Filtrenin seçimlik oluşu sansür olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Demokratik, hukuk devletinde işin doğrusu budur. Bilindiği gibi Avrupa Adalet Divanı Servis Sağlayıcılara Filtre empoze etmenin insan haklarına ve dolasıylaAB hukukuna aykırı olduğuna karar verdi. Böylece bizlerin uzunca bir dönem söylediğimizi doğruladı.

 

BTK Ticareti düzenlemektedir !

 

BTK’nın kendi keyfince yasaklar getirmesi ticareti düzenlemektir. Sadece yurttaşın bilgilenme hakkı, ifade hakkına değil, eğlenme ve ticaret yapma hakkına da karışmaktadır. AB’den ve Dünya Ticaret Örgütünden gelecek eleştirilere hazır olun!

 

Ne Yapılmalı ?

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiye’nin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

 

Çocuk profili bir yandan pedofilleri çekecek bir ortam oluşturarak, öte yandan ana babalara sorumluluktan kurtaran sahte bir güven verecektir. Tabii ki ana babalar filtre ve başka uygun yazılımlar kullanabilir. Çocuklarla diyalog kurması, beraber sörf yapması, bilgisayarı evin ortak alanına yerleştirmesi çok daha önemlidir.

 

Devletin, yurttaşı eğitmesi, ona alternatif yazılımlar dağıtması anlamlıdır. Ama, kendi belirlediği tek tip listeleri dayatması demokratik ve hukuki değildir; hukukun evrensel ilkeleri ve ülkemizin imza attığı uluslararası anlaşmalara aykırıdır. BTK’nın bu sansürcü refleksi sürdürmesinin en büyük zararı, İnternet gündemimizi bu tür göreceli marjinal konular almasıdır. Gelişmiş demokrasi için sansürsüz internet bir ön koşuldur. Ülkemiz, dünya Bilgi Toplumu yarışında geriye düşmektedir.

 

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım! Uygulanan yasaklar ve filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin Bilgi Toplumu düzeyini belirleyecektir.

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

 


 

 

 

BTK Katılımcı ve Saydam Olmaya Çalışmalıdır yazısının devamı »

5651 Taslağı Hakkında INETD Görüşü

Kategori:Duyurular

Yöntem Üzerine: Taslak üzerinde çalışmaya başlamadan kamuoyu en azından ilgili STK’lardan görüş alarak başlamak tercih edilirdi. Sürecin bir takvimle en baştan ilan edilmesi doğru olurdu. Görüşlerimiz ve bakış açılarımız ne kadar farklı olursa olsun, konuları açık ortamlarda tartışmaktan, bir birimizi iyi niyet ve hoş görü ile dinlemekten kaçınmadan, ortak akıl oluşturma çabasına girmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

Temel İlkeler: İnternet devrimsel bir değişimi temsil ediyor. İnternet öncesinin bakış açısıyla yapılan düzenlemeler, uzun vadede ülkeye zarar verecektir. İnternet katılımcılık, saydamlık ve çok sesliliğin, farklı ve aykırıyı yeşerten ortamların bir başarısıdır. İnternetin marjinal sorunlarını, internetin gelişmesine zarar veren düzenlemeler yerine, insana yatırım yapan diyalog, hoş görü ve öğrenme ile çözmeye çalışmak gerekir.

 

Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, AİHM ve Article19 oluşumu, İnterneti ifade özgürlüğü içinde değerlendirmektedir. İnternet ifade özgürlüğünün temel bir aracı haline gelmiştir. Fikirlerin ve bilginin internetde serbestçe dolaşması devletlerin temel görevleri arasındadır. Yurttaşın internete erişim ve bilgi okur yazarı olması temel bir yurttaşlık hakkı olarak anayasalara girmeye başlamıştır.

 

Uluslarası hukukta internet yasakları ancak çocuk pornosu, şiddete çağrı, nefret söylemi, ve soykırımı teşvik halinde mümkündür. Siber suç sözleşmesi içerik açısından çocuk pornosu ve fikri hakları saymaktadır, ve erişimin engellenmesinden bahsetmemektedir. Türkiye yasaklama refleksinden uzaklaşmalıdır.

 

Taslak Hakkında Somut Değerlendirmeler:

 

5651 yangından mal kaçırırcasına hızlı çıkmış yasadır. Ve içinde bir gün lazım olur düşüncesiyle bir sürü “bulunsun” maddesi içermektedir. Taslak, 5651’ın genel çerçevesine dokunmadan, kötü yazılmış ve uygulamada sorun çıkartmış bazı maddelerde düzeltme yapmaya çalışmaktadır. Ülkemizi dünyaya rezil eden, yurttaşımızı cezalandıran ve ekonomize zarar varan maddeleri düzeltme çabasını takdir etmekle birlikte, bunların da istenilen amacı sağlayacağı konusunda ciddi endişelerimiz var. Değişiklik, esas olarak, erişimi engellemeyi, uyar-kaldır çabası başarısız olduktan sonra ancak katalog suçlarla sınırlı olmasını sağlamaya çalışmaktadır. Usule ilişkin ek düzenleme, İnternet Kuruluna idari itiraz ve mahkemeye başvuru hakkı sağlamaktadır.

 

Değişiklik Önerilerimiz: Biz 5651’in temel yaklaşımın yanlış olduğu belirttikten sonra, bu çerçeve içinde bile şunları öneriyoruz:

 

TIB resen hiç bir erişimi engelleme kararı vermemelidir.

 

Erişimi engelleme kararı tercihan uzman mahkemelerce uzman görüşü alınarak, zararlı olduğu iddia edilen nesnenin o URL’de olduğu doğrulandıktan sonra verilmelidir. Verilen karar her ay gözden geçirilmelidir. Tedbir kararının kesinleşmiş karar gibi süresiz uygulanmasının önüne geçilmelidir.

Çocuk pornosu dışında, Makul sürede dava açılmadığı takdirde tedbir kararının otomatik kalkması sağlanmalıdır.

 

Sürece saydamlık getirilmelidir. Yasaklama kararını hangi mahkemenin verdiği, ilgili URL, gerekçe ve karara erişim kamuya, en azıdan STK’lara açık olmalıdır.

 

İnternet Kurulunun yanında STK’larda mahkemelere yasak geçerli olduğu sürede başvurabilmelidir.

 

IP temelli yasaklama çok büyük haksızlık yapmaktadır; blogger, wordpress örneklerinde defalarca yaşadık. IP yasaklamayı kısıtlayan net ifadeler eklenmelidir.

7. madde kaldırılmalıdır. İnternet cafelere, yasanın açıkça yazmadığı kısıtlamalar yönetmelikle getirilmektedir. “Toplu kullanım sağlayıcının” tanımı yoktur. 3-4 kişilik bir ailenin, köşedeki pastanenin, bakkalın bile toplu kullanım sağlayıcısı sayılması mümkündür. Zaten merkezi bir yasaklama ve filtreleme yapısı yürürlükte iken, ne olduğu belli olmayan “konusu suç oluşturan içeriklere ve erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmış olan yayınlara erişimi önleyici tedbirleri almakla yükümlüdür” ne anlama geliyor? Hele, “ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti için yönetmeliklerdeki yükümlülüklere aykırı hareket edene” mülki idarenin para cezası vermesi bir hukuk devletinde kabul edilemez

 

Daha önce de belirtiğimiz gibi 8.14 ve 9. maddelerindeki düzeltme çabalarını takdirle karşılamakla birlikte bunların arzulanan amacı sağlayabileceği konusunda ciddi endişelerimiz olduğunu belirtmek isteriz. FSEK’le ilgili kararlarda “yer sağlayıcı ilgili servisi durdurur” kanun maddesini yazdıktan sonra erişimi engelleme kararı veren ve bunu alan adı ve IP seviyesinde birlikte yapan mahkeme kararlarını gördükten sonra, bunun ancak ilgili kanunlarda değişiklik yaparak mümkün olacağını düşündüğümüzü hatırlatmak isteriz.

 

5651 Taslağı Hakkında INETD Görüşü yazısının devamı »

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu

Kategori:Duyurular

INETD, Blogspot.com yasağı konusunda TT, Vodafone ve Türksat hakkında suç duyurusunda bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu 14.03.2011 tarih ve 2011/564 nolu kararında, daha önce Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesince 209.85.148.191, 209.85.229.191, 209.85.229.132, 209.85.149.132, 74.125.43.191, 74.125.43.132 nolu IP’lere getirilen erişim yasağının kararını kaldırarark, bu IP’lere yeniden erişim sağlanmasına karar verdi. Karar, o gün ve ertesi gün basında ve İnternet Haber sitelerinde kararın bir kısmının görüntüsü de verilerek yayınlanmıştır. İlgili kararda blogspot.com yanlışlıkla blogspoRt.com olarak yazılmıştı. Maalesef, UYAP’in varlığına rağmen kararın tebliği klasik yollardan yapılmış; Savcılık kararının uygulanması geçikmiştir.

Tespit edebildiğimiz kadarıyla,Türk Telekom, Vodefone ve Türksat (uydunet ve kablonet) kararda Blogspot’a ait IP’ler üzerinde yasağın kaldırılması yazıldığı, ve karardaki alan adı farklılığının aşikar olduğu halde, kararı uygulamamış, ve bu konuda ne mahkemeye, ne kamuoyuna, ne de müşterilerine bilgi verme gereğini duymamıştır. Kanımızca, iyiniyetden uzak ve sorumsuz, ticari ahlaka aykırı davranarak milyonlarca yurttaşımızın ve binlerce şirketin mağdur olmasına neden olmuşlardır. Daha sonra Süperonline’ında benzeri bir uygulamada oldugğu tespit edildi.

Bu nedenle bu servis sağlayıcıları için Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Daha sonra superonline içinde benzeri bit suç duyurusunda bulunduk.

suç duyurusu metni (TT, Vodafone, Türkstat)

savcılık yasağı kaldırma kararı

Savcılık düzeltme kararı

TT, Vodafone, Türksat ve süperonline için Suç Duyurusu yazısının devamı »